Montrö: Kurtuluş Savaşı’nın finali...

28 Mart 2021 Pazar

Nizamülmülk’ten bu yana değişik adlarla sürmekte olan Başbakanlık makamını, Başbakan Binali Yıldırım’ın lağvetmesini sağlamışlardı! Korkarız TBMM’nin sıfırlanması da TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un eliyle olacak.

Gazeteci arkadaşımız Muharrem Sarıkaya, İstanbul Sözleşmesi’nin gece yarısı Saray kararıyla feshedilmesinin ardından Erdoğan’ın bu alandaki yetkilerinin çerçevesini netleştirmek için Şentop’a soruyor:

- Örneğin bir ‘Montrö’yü de feshettim’ diyebilir mi?

Şentop hiç duruşunu bozmadan, bunun mümkün olduğunu söylüyor. Daha sonra yoğurt-maya gibi yakıştırmalarla devam ediyor. 

Bir meclis başkanından Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığının temel kolonlarından birini oluşturan Montrö’yü hiçbir gücün ortadan kaldıramayacağına vurgu yapması beklenir. Tersi olunca akla şu soru da geliyor:

Yoksa Kanal İstanbul’la birlikte tüm Boğazlar çokuluslu şirketler (ÇUŞ) peşkeşine mi gidiyor?

***

Mustafa Kemal Atatürk’ün sadece savaş değil, barış dehasını da ortaya koyan eserinin başında Montrö Boğazlar Sözleşmesi gelir.

İstanbul ve Çanakkale Boğazı, Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te İstanbul’u fethinin ardından 1484’ten itibaren tek taraflı tasarrufla kullanıldı. Osmanlı İmparatorluğu büyümüş, Karadeniz fiilen bir Türk gölü olmuştu.

Bu durum Rusya’nın Karadeniz’de kazanımlar elde etmesine kadar sürdü. 19. yüzyılın ortasından itibaren Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa ayrı kullanım hakları istediler, aldılar. 

10 Ağustos 1914’te iki Alman gemisi Göben ve Breslau’nun İstanbul Boğazı’na gelişiyle başlayan süreç Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılmasını getirdi. Osmanlı savaşa boğazlar nedeniyle girmiş oldu. Çanakkale savaşları da adı üstünde bu su yolunun hâkimiyeti konusuydu.

Savaşın sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi’yle boğazlar işgal edildi. 

Bir denizcilik devleti olarak yükselen İngiltere, boğazlara hâkim olmak için her şeyi yaptı. Mustafa Kemal’in 9 Eylül 1922’de İzmir’e girişinin ardından İngilizler şöyle düşündü:

- Bu zafer ona yeter. Ankara’da devletini kursun. İstanbul, boğazlar bizde kalsın.

Mustafa Kemal bunu hissettiği an 10-11 Eylül 1922’de emir verdi:

- İki süvari bölüğü Trakya’ya doğru harekete geçsin!

İngilizler, 1915’ten sonra bir kez daha Mustafa Kemal’den Çanakkale yenilgisi tatmak istemedi. Lozan görüşmeleri iki konu nedeniyle çok uzadı:

İstanbul-Boğazlar ve kapitülasyonlar.

İkisinden de ödün verilmedi. Lozan’la boğazlarda genel hâkimiyet sağlandı ama güvenlik başta olmak üzere eksik unsurlar vardı. Onlar da büyük devletlerin birbiriyle uğraştığı bir anda 1936’da Atatürk’ün konferans çağrısı ile çözümlendi. Kurtuluş Savaşı bir anlamda tamamlanmış oldu.

***

Montrö’yü anlayabilmek için bugün dünyanın öteki su yollarının durumuna bakmak gerekir. Boğazlar benzeri yedi su yolunun tümünde iki yaka aynı ülkenin kontrolünde değildir. 

Hürmüz, Cebelitarık, Bal-ül Mendep, Bering, Macellan, Malaka ve Kiel bu durumdadır. Panama ve Süveyş Kanalı da emperyalist ülkelerin kontrolündedir. Mısır 1956’da “Süveyş benim” dediği an savaş çıktı!

Yukarıdaki su yollarının her birinin ayrı kanlı, gerilimli süreci vardır. Montrö için yapılan tanımlardan biri şudur:

Savaşmadan yenilenen ilk su yolu antlaşması!

Son sözümüz İstiklal Marşımızdan esinlenerek olsun:

Antlaşmaları kâğıt parçası sanıp yırtma, tanı,

Unutma, bu millet affetmez tarihini satanı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Malı ye bakanlığı! 4 Nisan 2021