Nifaklar ittifaklara karşı!

14 Mayıs 2020 Perşembe

Ankara’da son günlerdeki gelişmelere uygun tanımlardan biri şu:

Her gün siyaset yeniden kurulur, her sabah taze bir başlangıçtır!

10 Mart’ta Türkiye’nin dünyayı saran Covid-19 salgınından etkilendiğinin ve ilk vakanın görüldüğünün resmen açıklanmasından sonra şöyle bir olasılık vardı:

Acaba salgın siyasette birlik-beraberlik getirir mi, partileri ortak bir hedefe yöneltebilir mi?

30 Mart’ta Erdoğan’ın “Ulusa Tersleniş” konuşmasıyla bunun olmayacağı, iktidarın kutuplaşma, kutuplaştırma siyasetine devam edeceği ortaya çıktı. Erdoğan o gün, herkesi partisine yardım etmeye çağırdı, CHP’li belediyeleri hedef aldı, Covid19’la mücadele için bağış toplamasını yasakladı.

O gün iktidarın salgınla mücadeleyi aynı zamanda muhalefetle mücadele olarak kullanacağı ortaya çıktı. Ardından her pazartesi Ulusa tersleniş! Covid-19 tanımına muhalefet ve medya da sokuldu!

Nisan ayı bu gerilimle geçti.

Mayısta siyaset tahtası sallandı.

AKP-MHP bloku içinde MHP’nin “bize tek başına iktidar gerek” çıkışı şöyle yorumlanabilir:

Önümüzdeki dönem Cumhur İttifakı açısından her şeye gebe!

2002’den bu yana seçim tarihlerinin çoğuna MHP karar verdi. Her birinde Türkiye daha bilinemez kaoslara sürüklendi. Geldik bugüne! Bugün AKP’yi yönetmekten sorumlu MHP’nin tek başına iktidar istemesi sarayı doğal olarak sarsıyor. Olasılıkları şunlar:

a-Bahçeli, Erdoğan’a, “bilgim dışında icraat yapma” diyor!

b-Bahçeli, İYİ Parti tabanına, “ben daha büyüğüm, haberin olsun” diyor.

c-Bahçeli, Erdoğan’ın yolda ortak değiştirme ihtimaline karşı, “hodri meydan” diyor.

d-Bahçeli, seçime gidelim demeye hazırlanıyor.

e-Hepsi!

***

Buna karşılık iktidar Türkiye gündemine iki zorlama gündem soktu:

Darbe iddiaları ve İYİ Parti’yle HDP’yi karşı karşıya getirme çabası...

Bir ressam, “ben bu resmi fırça darbeleriyle yaptım” dese yandı... AKP, “darbenin resmini yapıyorlar, yakında kendisini yapacaklar” diye propagandaya girişecek.

Konu AKP yetkililerine sorulunca şu yanıtı veriyorlar:

Bizim böyle bir gündemimiz yok...”

Devamında şunu demiyorlar:

Çıkarın bunu gündemden... Türkiye bu dönemleri aştı...

Tam tersine ısrarla konunun gündemde kalmasını istiyorlar. Başta ekonomi olmak üzere gerçeklerin konuşulmamasının başlıca örtüsü.

İkinci konu daha derin... 2018 seçimleri öncesinden beri AKP’nin başlıca gündemi şu oldu:

Millet İttifakı’nı parçalamak.

Bunun için şöyle bir yol haritası çizdiler; HDP ile CHP’yi ilişkilendirmek. Sonra İYİ Parti’ye dönüp, “senin bu HDP bağlantılı CHP ile ne işin var” demek.

Bu tutmadı. Şimdi doğrudan HDPİYİ Parti bağlantısı kurmak istiyorlar. Seçimden önce biri akıl vermiş de öteki almış da... Geçin bunları, bütün amaç Millet İttifakı’nı parçalamak.

***

Yukarıda özetlediğimiz tablo, Covid-19’un Türkiye’de siyaset yapma şeklini değiştirmediğini ortaya koyuyor.

Bunun yanında şu da gerçek:

Önümüzdeki dönem halkın siyasetten beklentileri değişecek.

İktidarın bugüne kadar uyguladığı “sat-sav-devam et” modeli bitti. Bunu en iyi Erdoğan görüyor. Önceki gün, salgın sonrasında zihniyetlerin değişeceğini söylerken, meydanı kimseye bırakmayacaklarını da ekledi. Bunun anlamı şu:

Değişim olacaksa bunu da biz yaparız!

Yakın gelecekte üstündeki cilayı kazıdığınızda şöyle bir siyasi iklim oluşursa şaşmamak gerekir:

AKP iktidarının bugüne kadar uyguladığı yanlış politikalara son vereceğiz, bundan böyle yeni AKP olarak sosyal devlet anlayışına ve üretime dayalı planlı bir siyaset izleyeceğiz!

Erdoğan bunu elbette özel süslemelerle kabul ettirilebilir hale getirmeye çalışacak.

Bu dayatmanın seçmende karşılığı olur mu?

Siyaset masası yeniden kuruluyor. Her iki ittifakta da farklı oluşumlar yaşanabilir. Hatta AKP, HDP’yi yanına çekme yoluna girerse de şaşırmamak gerekir.

Cumhur İttifakı’nda 23 Haziran 2019’da yenilenen İstanbul seçimi öncesini anımsatan bir özgüven var!


Yazarın Son Yazıları

Siyasette bu yaz tufan… 27 Mayıs 2020
Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020
Öyle bir Cumhuriyet ki! 7 Mayıs 2020
Koronadan sonra tufan! 5 Mayıs 2020