Tunç Soyer’in elindeki çıkış yolu...

03 Kasım 2020 Salı

Churchill’e atfedilen bir söz var:

Büyük krizleri heba etmemek gerekir...

Merkez üssü Seferihisar’la Sisam arasındaki deprem, İzmir’i ve Ege Bölgesi’ni sarstı. Kurtarma çalışmalarında günler sonra canlı bedenlere ulaşılması bir nebze yüzümüzü güldürdü. Dileğimiz, Bayraklı’daki enkazın altında kalanlardan da ses alabilmek. 

Uzun erimli dileğimiz, dilekten öte istemimiz ise şu:

Depremin acil yaralarını sardıktan hemen sonra sorumluların kolları sıvayıp sıradaki felaketten en az zararla çıkmanın yollarını bulmaları ve uygulamaları. 

Arama-kurtarma çalışmalarında gerek kamu gerekse sivil toplum kuruluşları olarak ciddi bir yol aldığımızı yaşadık. Ama asıl yaşamak istediğimiz, bir daha böyle bir acı yaşamamak...

Bu bağlamda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in elinde Churchill’in sözünü anımsatır nitelikte bir çıkış yolu var. “Önünde” demiyoruz, “elinde”!

Bu çıkış yolunu çok iyi kullanıp, Türkiye’nin depreme karşı kurtuluşunu İzmir’den başlatabilir. Bütün mesele bilime kulak verip adım atmak.

***

Pazar günkü “Burunova, Bornova olunca” başlıklı yazımıza özellikle İzmir’den çok yanıt geldi. Kimi okurlar Bayraklı ayrı belediye yapıldıktan sonraki imar değişikliklerine gönderme yapıyor, kimileri firma adı vererek bu bereketli ovanın enkaza çevrilişinin sorumlularını listeliyordu.

Bölgeyi iyi bilen bilim insanları ise önceki raporlara dikkat çekip şöyle diyordu:

Depremde büyük hasar gören bölge Yamanlar Dağı’ndan inen üç derenin alüvyonlu toprağından oluşuyor. Devamı deniz kıyısına doğru zaten bataklıktı...

Yazımızı eleştirenlerse, “teknoloji gelişti, artık her yere inşaat yapılabilir” diyordu. Gazeteci her şeyi bilen kişi değildir, hangi bilgiyi nerede bulacağını bilen kişidir. Bilim insanları ağırlıklı olarak sağlam bina kadar sağlam zeminin de önemli olduğu vurguluyor. Bunun örneklerini sıralıyor. İşte 25 milyon nüfuslu Mexico City, yeni kenti yamaçlara taşıdı. Yeri gelmişken vurgulayalım, kazıklı inşaat bugünün buluşu değil. Aztekler binlerce yıl önce bugünkü Mexico City’nin bulunduğu sulak alanda zemine kazık çakıp bina yapmışlar. Meksika gezimde bunun örneğini müzede görmüştüm. Bugün o zemine ne kadar derin kazık çakılırsa çakılsın, yüksek yapıların depreme dayanmadığı ortaya çıktı. Şehir adım adım taşınıyor. Bu sürecin danışmanları arasında ODTÜ’den Prof. İlyas Yılmazer de vardı. İlyas Hoca’yı Meksika’da dinliyorlar, Türkiye’de dinlemiyorlar, diye yazmak hiç de iç açıcı değil!

***

Endonezya da başkenti Cakarta’yı bin kilometre ötedeki Borneo Adası’na taşıyor. Her yıl 25 santim çöken fay hattındaki Cakarta, 40 milyar dolarlık harcamayla 2035 yılına kadar zemin değiştirecek.

İzmir’in kilometrelerce öteye taşınmasına da gerek yok. Çevresinde kayalık, sağlam zeminli alanlar var. İzmir son yıllarda özellikle İstanbul’dan çok göç alıyor. Bu durum inşaat sektörünün iştahını kabartıyor. Nüfusu 15 yılda 3.5 milyondan 4.5 milyona çıktı. Pek çok kolay inşaat yapılacak, düz, rantlı alan imara açıldı. Sırada İzmir’in Kuş Cenneti Sasalı ve devamının bile olduğu söyleniyor.

Soyer, İzmirlileri yanına alıp “yeni bir İzmir” hayali kurmalı.

Yere sağlam basan bir İzmir, Türkiye’ye de örnek olabilir.    


Yazarın Son Yazıları

Ş-ahlanış! 17 Ocak 2021
Demoktatörlük! 13 Ocak 2021