Yargıda Kopuşa Doğru...

17 Ağustos 2011 Çarşamba
\n

Özel Yetkili Mahkemeler (ÖYM) ile ilgili tartışmalar giderek keskinleşiyor. Bunun nedeni her şeyden önce ÖYM’lerin

\n\n\n

giderek alışkanlık haline getirdikleri kendine özel yetki oluşturma anlayışıdır.

\n

Eleştiriler başlangıçta şu yöndeydi:

\n

ÖYMler, gördükleri davaların esasının çok önemli olduğunu gerekçe gösterip usul kurallarını ikinci plana itiyor.

\n

ÖYMler usul hatalarını yaygınlaştırırsa davanın esası da kaybolur.

\n

Bu eleştiriler kendilerini her konuda yetkili sayan ÖYM’leri hukuk sınırları içine sokmaya yetmeyince şu değerlendirmeler öne çıkmaya başladı:

\n

Eski Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) kaldırıldı, ama yerine konan ÖYMler bundan farksız. ÖYMler eski DGMlerden daha kötü yöntemler uyguluyor...

\n

***

\n

Son günlerde ÖYM’lere bakışta şu tanım ayrıca dikkat çekiyor:

\n

Düşman ceza hukuku.

\n

CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’in 24 Temmuz günü Cumhuriyet’te yayımlanan söyleşisinden bir bölümü paylaşalım:

\n

Özel yetkili mahkemelerin DGMlerden miras aldığı yargılama pratiği var... 2005 değişiklikleriyle birlikte düşman ceza hukuku kavramının yürürlüğe girdiğini görüyoruz...

\n

Düşman ceza hukuku tanımlanmış eylem ve teşebbüsü birbirinden ayırt etmez. Adaleti sağlamak, maddi gerçeği ortaya çıkarmak yerine karşısında yok edilmesi gereken, insan yerine bile koymadığı şüpheliyi yaşamın dışına atılması gereken kişi olarak görür...

\n

Mevzuatın tamamı bir düşman ceza hukuku pratiğine dönmüş durumdadır. Onun için yazılmamış ya da yayımlanmamış kitaplar toplanabilir. Bu, beyinlerdeki düşünceye saldırı anlamına gelir. Düşünceyi cezalandırır. İddianamelerde bir kişi hakkında delil olmaması bu kişinin suçsuzluğuna değil, daha tehlikeli bir suçluluk kategorisine girdiğinin kanıtı oluyor. Düşman ceza hukukuna göre o kişi o kadar tehlikeli ki, suçu işliyor ama arkasında delil bırakmıyor.

\n

***

\n

ÖYM’leri her yönüyle tanımış olan Cihaner’in bu değerlendirmeleri, yargıya bakışta tam bir kopuş sürecinin başlayabileceğini gösteriyor.

\n

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve Ankara Barosu Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu’nun yaptıkları değerlendirmeler bunun ipuçlarını veriyor.

\n

Kocasakal, ÖYM’lerde savunmanın işlevini sorgulamaya başladıklarını söylüyor. Devamında, ÖYM’lere avukat göndermemeyi tartıştıklarını vurguluyor.

\n

Prof. Feyzioğlu ile 8 Ağustos günü duruşma salonunda kısa bir değerlendirme yapma fırsatımız oldu. Prof. Feyzioğlu da ÖYM’lerde savunma makamının neredeyse hiçe sayıldığına dikkat çekti. Prof. Feyzioğlu’nun 8 Ağustos günü yaptığı açıklamanın bir bölümünü paylaşmak isterim:

\n

Gazetecilerin gerekçesiz olarak tutuklandığı bir ülkede, düşünce özgürlüğü olmaz. Milletvekillerinin gerekçesiz olarak tutuklandığı bir ülkede halkın egemenliği olmaz. Kaldırıldı denilen Devlet Güvenlik Mahkemelerinin özel görevli mahkemeler adıyla devam ettiği bir ülkede kişi güvenliği olmaz. Siyasi iktidara muhalefet etmeye, siyasi iktidarı değiştirmeye niyetlenen herkes, korku içinde sıranın kendisine gelmesini bekler hale getirilmiştir. Sistematik açıdan siyasi iktidara bağımlı kılınmış yargı organlarının, bireylere gelecek güvencesi vermesi beklenemez. Toplumu dalga dalga saran bu korku algılamasını gidermek görevi, kuşkusuz siyasi iktidarın sorumluluğundadır. Artık yeter. Özgürlüğü tutsak etmeyin.

\n

***

\n

Ceza davalarının, siyasi davaların uç noktası şudur:

\n

Kopuş...

\n

Yani savunmanın, yargılananların yargılamayı tanımama noktasına gelmesi.

\n

Bu aşamadan sonra artık hukuktan, adil yargılamadan söz edilemez. Bu, bir aracın direksiyonuyla tekerlekler arasındaki ve tekerleklerin kendi arasındaki bağların kopması demektir.

\n

Bu araca, bırakın yoluna devam etsin demek ne kadar gerçekçiyse şu söz de gelinen noktada o kadar gerçekçidir:

\n

Bırakın hukuk süreci işlesin!

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tayyiban... 25 Temmuz 2021
Kıbrıs defteri... 21 Temmuz 2021