Olaylar Ve Görüşler

Çıkış yolu var! - Hamdi Yaver AKTAN

30 Temmuz 2020 Perşembe

İnsan haklarıyla ilgili yapılan toplantılardan birinde, 1970li yıllarda iki genç akademisyenin oldukça radikal çıkışlarına büyük hocalarımızdan Bülent Nuri Esenin “önce laik olacaksınız, sonra...” şeklindeki yanıtını hatırlayan var mıdır? Aynı dönemde Atatürk Devrimlerinin, üst-yapı devrimi olduğu, halka ekonomik getirisinin olmadığı çözümlemesi yapılarak küçümsendiği de bilinen bir olgu! Bu bağlamda hemen belirtilmelidir ki altyapı-üstyapı ilişkisinin mekanik olmadığı, altyapı belirleyici olmakla birlikte, üstyapıdaki dönüşümlerle alt yapının etkilendiği bilimsel bir gerçek olarak ortada durmakta.

YORUMA AÇIK DEĞİL

Batı toplumlarında burjuvazinin gelişmesiyle ulus-devletler doğmuş ve laiklik ilkesine ulaşılmıştır. Böyle bir tarihsel süreçten geçmeyen ülkemizde Batı’daki sonuç, başlangıç olmuştur. Bir başka anlatımla, Türkiye Cumhuriyetinin temeli laiklik olmuştur. Ulus devlet olmanın önkoşuludur laiklik. Anayasaya 1937de girmesi hukuksal tanımla beyanı”dır. Esasen egemenliğin yeryüzüne inmesiyle, devletin oluşumunda temel dayanak olmuştur laiklik. Türklerin geleneğinde var olan askerliğin, zorunlu olması ve eğitimin/öğretimin birleştirilmesi de ulus devletin taşıyıcı unsurlarındandır. Ulus devletlerde milli ordunun (zorunlu askerliğin) ve eğitim/öğretimin ne denli önem kazandığını bilmek/öğrenmek için Taner Timur hocamız mutlaka okunmalıdır. Ayasofya Müzesinin camiye dönüştürülmesi için yapılan törende söylenenler tavzih”i gerektirmeyecek ölçüde açık. Sivil-asker davetliler Atatürke gönderme yapılan kabul edilemez sözleri dinlediler. Soruşturma yapılmasında kuşkusuz ki zorunluluk bulunmakta, sorumluluktan kaçınan görevlilerin de soruşturmaya uğrayacakları kesin! Konunun hukuksal boyutu için Hikmet Sami Türk ve Ali Ulusoyun, tarihsel yönü için Cemal Kafadar’ın son yazılarının okunması gerekli.

Danıştay kararının usul ve esas itibari ile zayıflığı Ali Ulusoy tarafından yazıldı. Öte yandan hukuk felsefesi (devlet felsefesi de denebilir) açısından Mehmet Cemal Ozansü’yü okumamak eksiklik olacaktır. Ayasofyan dönüştürülmesinin gereksizliği/olanaksızlığı bir yıl önce açıklanmıştı ancak korona günlerinde can derdine düşüldüğünde zamanlamanın iyi yapıldığı” televizyon ekranlarında söylendi; doğru olduğuna katılmalıyız!

Sonun başlangıcı 2010 Anayasa değişikliğidir. Özellikle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin yapısının değiştirilmesiyle buraya varılacağı görülüyordu. Sonraki referandum süreci daha da pekiştirmiştir. Şimdilerde aranan Henri Barkey Türk yargısı açılıma izin vermez” diyordu  ve referandum boykot ediliyordu.  Biz de Cumhuriyette yazıyorduk!.. Haklı çıktık demek övünme vesilesi değil elbette, üzüntü verici!..

İYİ BİLDİKLERİ İŞ!

Önceki yıllarda nikâhın müftüler tarafından da kıyılabileceği kararı getirildi. Düzenleme öncesi yapılan eleştirilere karşı, ne yani papazın, hahamın önünde kıyılabiliyor da müftüler önünde neden kıyılamasın” diyenleri televizyonlarda izlemiştik. Kırk mahallenin allameleri herhalde uzmanlardan iyi biliyorlardı ki kamuoyu oluşturuyorlardı (!) Oysa kilisede yapılanın nikâh töreni olduğunu, laik hukuk sistemlerinde nikâhın evlendirme memurları önünde kıyıldığını nereden bilecekti cahil takımı!

Ulus devletin taşıyıcı temeli olan laikliği aşındırmak ve giderek kaldırmak için ortaya atılan konu, yıkıcı görevini başarıyla üstlenen bağımlı medyaya” derhal taşınmakta. Ayasofyan dönüştürülmesinin hemen ardından yine aynı kesimlerce ortaya atılan Harf Devriminin gereksizliği” ile hilafetin gerekliliği” tezleri düşüncemizi/analizimizi doğrulamakta. Red Kit dahi okumayanlar kütüphanelerin atıl kaldığını tekrarlayacaklar, Hıristiyanların papası olduğuna göre Müslümanların da halifesi olması zorunluluğuna işaret edeceklerdir.

ÇIKIŞ BİRLEŞMEKTE

Sınavlar eski harflerle okuma bilmek” koşulu getirildiğinde yapılacak eleştirilere ne yani, alfabeyi kaldırmadık” yanıtı hazır olacaktır. Daha ötesi hilafet TBMMde mündemiçtir” yorumuyla hilafet zaten devam ediyor, anayasayı kaldırmadık ki!” savunması yapılacaktır. TBMMde tören de yapılabilir. Muhalefet katılmaz en fazla! Bu arada ecdadımız Abdülhamit ve Vahideddin Cennetmekân Han Hazretlerimizin mezarlarındaki duaları da kabul olunmuştur” diyecek olan medyanın gülleri/bülbülleri ekranlara sürülür!

Nereden çıktı böyle bir uç söylem ve örnek denilir mi? Üstelik hilafet isteyenlere ağır eleştiriler yapılmışken!.. Sorun zaten burada: Önce eleştiri ve ret, sonra gerçekleştirme!..

Çıkış yolu mu? Vardır: Cumhuriyetçiler, ulusalcılar/milliyetçiler, muhafazakârlar, kısaca özgürleşmiş yurttaşlar birleşmelidirler. Kazanacakları, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetidir! Yoksa kaybedecekleri Cumhuriyettir, demokrasidir, çağdaş yaşamdır!

Üstyapı mı denilmişti? Önemliymiş değil mi efendim!

Yolu/yöntemi ilk genel seçimlerdir(?!)

Hamdi Yaver AKTAN

Yargıtay Onursal Daire Başkanı


Yazarın Son Yazıları