Olaylar Ve Görüşler

Tenten Ne İş Yapar? - Yiğit GÜRALP

23 Mayıs 2021 Pazar


1980’li yıllarda Milliyet gazetesi, ülkenin kültür dünyasındaki bilinç ve pozisyonunu henüz kaybetmemişken, her hafta sonu Yalvaç Ural’ın mizahi dozu yüksek çevirisiyle okurlarına Red Kit (Lucky Luke) ve Tenten (Tintin) çizgi romanları armağan ederdi. Biz de cumartesi ve pazar günlerini iple çeker, gazete gelir gelmez bu maceraları bir solukta okuyup bitirirdik.

Bir gün müteahhitliğiyle meşhur bir komşumuz beni parktaki bankta dalıp gitmiş, Tenten’in bir macerasını okurken gördü. Elimden aldı. Şöyle biraz göz gezdirdi. Sonra memnuniyetsiz bir suratla Oradan oraya gezip duruyor, parayı nerden buluyor, ne iş yapar bu Tenten?” dedi. Gazeteci” dedim. Belli” dedi. Çizgi romanı yanıma bırakıp “Çoluğun çocuğun aklına bunlarla giriyorlar” diye söylenerek gitti.

O gün inşaat işleriyle meşgul birinin, gazetecilik mesleğiyle ilgili mutsuz tavrını pek anlayamadım. 17 Ağustos 1999 depreminde, yaptığı binaların büyük kısmının yıkıldığını gazetelerden öğrendik. Gazetecileri kimlerin sevmediğini o gün daha iyi anladım.

AĞIR BİR İRONİ

İllegal işlerle meşgul zihniyetin her devir zihninde olan, günümüzde ise olağan bir düşünceymiş gibi propagandası yapılan sorulara bir göz atalım. Nedir bunlar: Peki gazeteciler her şeye ne hakla karışıyor, boyundan büyük bu işlere ne maksatla kalkışıyor, bu hakkı kendilerinde ne cüretle görüyor, bu gücü ve yetkiyi kimden, nereden alıyorlar?

Tüm bu soruların cevabı için cumhuriyet rejiminin ortaya çıkışına bakmak yeterli. Fransız Devrimi bir halk hareketiydi. Asiller denen kral ve kraldan çok kralcılar ile ruhban sınıfına karşı yapılmış, irade halka teslim edilmişti. Dünyada halkın söz sahibi olduğu cumhuriyet kavramının öncüsüydü. Cumhuriyetin denetleme misyonu, yasama, yürütme, yargı gibi pek çok enstrümanla sağlandığı gibi bu bağımsız yetkilerden biri de basına” yani gazeteciye verilmişti.

Bize bugün unutturulmaya çalışılan sadece cumhuriyetin ne olduğu değil, kuruluş felsefesindeki basit temel gerekçelerdir. Gazeteciliğin bir suç olarak algılanmasının kökünde ülkemizin anayasal rejiminin dayandığı felsefenin, kaidelerin ne olduğunu artık bilmiyor oluşumuz var.

per güçlere sahip çizgi roman karakterleri dünyasında, tek gücü basın kartı olan Tenten’in yerini ve değerini anımsamak işte tam da bu yüzden önemli. Gazetecilik pek çok rejimde önemli bir yere sahip. Federal parlamenter bir monarşi ile yönetilen Belçika Krallığı’nda doğup büyüyen çizer Herge, Tenten’i yaratım sürecinde bu önemi idrak etmişken cumhuriyet rejiminin var olduğu topraklarda gazeteciliğe bakış şeklimizin git gide dejenere olması ağır bir ironi.

Bugün Tenten Türkiye’deki güncel olayların içinde bir serüvene atılsa, hiç yanından ayırmadığı biricik dostu Fındık” adında bir köpek olduğuna göre, mutlaka hayvan ve doğa katliamlarını araştıran bir öykünün içinde olurdu zannediyorum. Ayrıca ortada araştırıp soruşturulacak onca usulsüzlük ve yolsuzluk varken Cem Yılmaz’ın evine gireni çıkanı kaydetmek için aylarını harcamayacağı ve buna da gazetecilik demeyeceği de çok açık diye düşünüyorum.

TURNUSOL ETKİSİ

Tenten’in arkadaşlarına baktığımızda mesela bir bilim insanı olarak yanında Profesör Turnusol’u görüyoruz. Yasadışı faaliyetlerle nam salmış insanlarla nargile içip ahbaplık kurduğuna hiç rastlamadık. Zaten bilirsiniz, kimyada turnusol kâğıdı asitle temas ettiğinde kırmızı, bazla temas ettiğinde mavi renk verir. Bizde ise sözde gazeteciliğin kimyası daha çok, kimle temas edersen et hiç kızarıp bozarmama, çoğu zaman da hiç renk vermemektir. Tenten’in bu anlamda arkadaşlarının isimlerini bile özenle seçtiğini görüyorum.

Bundan üç yıl önce Antalya Işıklar Caddesi’nde kırmızılı beyazlı bir ışıklı panoda Tenten’in yüzünü görünce bir çizgi roman tutkunu olarak heyecan duydum. Hemen ardından panoda “Tenten Döner” yazdığını ve buranın bir dönerci büfesi olduğunu fark ettim. Ülkemizde gazeteciliğin düşürüldüğü durum ortadayken Tenten’in de her şeyi bir yana bırakıp kendine bir büfe açmasına çok da şaşırmamak gerek diye düşündüm. Bir fotoğrafını çekip, belki bir gün bir yazı olarak kaleme alırım diye telefonumun notlar bölümüne şu cümleyle kaydettim: “Keser döner sap döner, tavuk döner et döner!

GÜNÜMÜZ TENTEN’LERİ

İşte o yazı bu yazı. Bunca olumsuzluğa rağmen yazımı cesaretten söz ederek bitirmek istiyorum. Son yıllarda sayıları az olsa da halktan ve cumhuriyet rejiminden aldığı yetki ve güçle işini cesurca yapan gazeteciler adlarını tarihe Tenten’den bile büyük bir sevgiyle yazdırıyor. Çünkü çoğu her an ölümle burun buruna gelen Tenten kadar şanslı değildi. Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Abdi İpekçi bugün pek çok gencin gazeteci olmaya karar verdiği kahraman rol modeller olarak belleğimizin en saygın köşesinde yer alıyor. Tenten Silivri'de" diye bir macerayı hiç okumadık ama tarihimiz ne yazık ki bu utanç sayfalarını da kayda geçiyor.

Tüm gerçek gazetecilere, saygı ve sevgiyle, iyi bir pazar günü dileklerimle.




YİĞİT GÜRALP

YAZAR/SENARİST



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları