Olaylar Ve Görüşler

Yetmez Başkan!

23 Aralık 2019 Pazartesi

Prof. Dr. Yakup KEPENEK

Başkan ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, son zamanlarda aldığı iki beklenmedik tavırla yalnızca yandaşlarını değil, toplumu şaşkına çevirdi. 

Bunlardan biri, termik santrallere gaz arıtma aygıtının takılmasıyla ilgiliydi. İkincisi de kendi yönetimindeki kamuya ait bir bankanın simitçiyi kurtarma girişimine karşı çıkmasıydı. 

Gazınızı da biz alırız!

Termik santrallara gaz arıtma aygıtı takılmasıyla ilgili süre bu yılın sonunda dolmaktaydı. Ancak, AKP ve MHP milletvekilleri, aygıt takma zorunluluğu getiren sürenin iki yıl daha uzatılmasını yasalaştırdı. 

Yasa imzalanmak üzere önüne geldiğinde Başkan, hayatında bir ilke imza attı ve yasayı, 

“Bir tarafta halkımın sağlığı, bir tarafta özel sermaye” diyerek veto etti. 

Başkan, 17 yıllık iktidarında ilk kez özel sermayenin bir isteğini reddediyor; üstelik bunu da sağlık-sermaye ikilisine yerleştiriyordu.

Sağlığın amacı yaşatmaktır.

İyi de halkımızın sağlığı ana çizgileriyle şöyle değil mi? 

Sormazlar mı? Erdoğan ülkesinde sağlığınız nasıl diye?

Her gün ortalama en az bir olmak üzere kadınların öldürülmesi; binlercesi ile kız çocuklarının taciz edilmesi; çok pahalı kanser ilaçlarının sağlanmaması nedeniyle insanların ölüme terk edilmesi; can yakan ilaç fiyatları; her yıl iş kazalarında ölen binlerin sağ kalmalarını sağlayacak önlemlerin alınmaması; alım gücü her gün eriyen ücretlilerin; 7.2 milyon işsiz ve işsiz kaldığı için intihar edenlerin sağlığı? 

Bir veto ile, bu derece hiçe sayılmış ve hâlâ sayılan toplum sağlığını önemsediğinizi kanıtlayamazsınız. Olsa olsa toplumun birikmiş gazının bir bölümünü almaya çalışırsınız. 

‘Batma noktası’

Ülkenin 2017’de, Başkanlık sistemine geçtiği yıl, başta Ziraat ve Halk bankaları, BOTAŞ ve Çaykur gibi en büyük kamu kuruluşlarının katılımıyla Varlık Fonu oluşturuldu. Fonunun yönetim kurulu başkanı, Başkan ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, yardımcısı da Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’tır. Fonun işlemleri, Sayıştay denetiminin dışındadır. 

Ziraat Bankası, daha önce de, 675 milyon dolar ile büyük bir medya grubunun el değiştirmesini sağladı. Daha önce gerçekleştirilen havuz medyası olayını tamamlayan bu el değiştirme sonucu basın yayının yüzde 90-95’i tamamıyla yandaş kılındı. Onlarca yazar ve yorumcu kovuldu; ülkenin düşünce ortamı iyice kısırlaştı.

Futbol takımlarının borçlarını yeniden yapılandıran en büyüğü Ziraat Bankası olan kamu bankaları, Başkan’ın emriyle CHP’li belediyelere faizi karşılığında borç vermiyor. CHP’li belediyeler, ülkenin belediyeler kapsamında yaşayan toplam nüfusun yüzde 48.4’ünü kapsıyor. AKP’nin elindeki kamu bankalarının HDP’li belediyelere de borç vermeyeceği kesin olduğundan, toplam belediye içi nüfusun yüzde 56.1’ ya da yaklaşık 43 milyon insanımız, Başkan’ın bu çok ağır ve her türlü eşitlikten uzak ayırımcı anlayışının ağır bedelini ödüyor. Asıl ülkeyi bölmek bu uygulamaya başvurmak değil mi?

Dahası var. Banka’nın 156 yıl önce kuruluşundan bu yana ana görevi ülkenin tarım ve hayvancılık sektörlerini desteklemekti. Bu konuda başarılı da olundu; Türkiye, 1970’lerin sonlarında, dünyada, tarımda kendi kendine yeterli yedi ülkeden biriydi. Şimdilerde, bu ülkenin tarım sektörü yerlerde sürünür, çiftinin traktörü bile haczedilirken, AKP iktidarı Sudan’ın tarımını destekliyor ve oradan at eti bile ithal ediliyor!

Geçen günlerde açıklandığına göre, yönetimi tümüyle Başkan’ın ve damadının elinde olan Ziraat Bankası’nın geçen yıl, 2018’deki görev zararı 2.3 milyar liraydı bu yılın ilk 11 ayında yaklaşık üç milyardır. Görev zararı, hepimizin vergileriyle oluşan devlet bütçesinden bankaya ödenmesi gereken tutardır.

Başkan ve damadı tarafından yönetilen ve görev zararı verilerinden de görüldüğü gibi batık duruma getirilen Ziraat Bankası, geçenlerde Simit Sarayı adlı şirketin yüzde 51’ini 500 milyon dolara satın almaya kalkınca Başkan,

 -Tasvip etmem mümkün değil, diyerek karşı çıktı. Bunun üzerine bankanın Rekabet Kurulu’na yaptığı başvuru, yapılmasından altı gün sonra işlemden kaldırıldı.

Başkan’ın, tamamıyla kendi ürünü olan bu iki olay karşısında geri adım atması, Ziraat Bankası’nın, AVM, hastane, gibi alanlardan uzaklaşıp asıl görevi olan tarıma destek vermesini sağlar mı?

Dahası, bu iki örnek, Başkan’ın Kanal İstanbul ısrarından vazgeçecek emrindeki kamu bankalarının CHP’li belediyelere kredi vermesine izin verecek, EYT çilesi çekenlerin yasal haklarını tanıyacak ve gereğini yapacak bir politika dönüşümüne yol açar mı?

Hiç sanmıyorum! 


Yazarın Son Yazıları