Olayların Ardındaki Gerçek

Stratejik Ortağa Stratejik Sorular

08 Şubat 2021 Pazartesi

ABD Büyükelçisi David Satterfield ve ABD’nin yeni Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, aynı gün açıklama yaptılar.

Sözcü Price, “15 Temmuz 2016 darbe girişiminden ABD’nin hiçbir haberi bulunmamaktadır. Girişimi hemen kınadık” dedi. 

Büyükelçi, Ankara’da göreve başlamasından 1.5 yıl sonra, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de 15 Temmuz’dan 5 yıl sonra açıklama yapıyorlar. Her iki görevlinin de özellikle 15 Temmuz üzerinde durmaları dikkat çekicidir. 

Önce Büyükelçi Satterfield’ın açıklamalarından bir özet verelim: 

Türkiye’ye önem veriyoruz.

Güvenlik ilişkilerinde Türkiye değerlidir ve önemli bir NATO ortağıdır.

Türkiye ile ticari ilişkilerimiz vardır,

S-400 sorunu vardır. Türkiye S-400 konusunda tatmin edici bir çözüm getirmedi ve CAATSA kapsamındaki yaptırımları uygulamak gerekiyor. 

ABD’nin YPG/PKK konusunda siyasetinde bir değişiklik yoktur. Kuzeydoğu Suriye’de IŞİD’le mücadelede birlikte çalışmaya devam ediyoruz.

15 Temmuz darbe girişimi de dahil olmak üzere bir dizi gelişmede ABD’nin sorumlu tutulması, stratejik ortaklığa sığmıyor.

Aynı gün, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 15 Temmuz darbe girişiminde ABD’nin rolünün olduğuna dair sözlerine yazılı açıklamayla yanıt verdi ve şunları söyledi: 

“2016’da Türkiye’deki darbe girişiminde ABD’nin hiçbir etkisi bulunmamaktadır ve darbe girişimini hemen kınadık. Türk yetkililer tarafından yapılan bunun aksi yönündeki son iddialar, tamamen yanlıştır. Türkiye’deki olaylarla ilgili ABD’nin sorumluluğuna ilişkin temelsiz ve sorumsuz iddialar, Türkiye’nin bir NATO müttefiki ve ABD’nin stratejik ortağı olma statüsüyle örtüşmemektedir.”

Bu açıklamalarda kuşkusuz en önemli nokta, her iki görevlinin aynı gün ABD’nin 15 Temmuz darbe girişimi ile ilişkisinin olmadığını açıklamasıdır. 

BU AÇIKLAMALAR NEDEN YAPILDI?

Üzerinden beş yıl geçmiş olmasına karşın, ABD’li iki önemli yetkili neden bu açıklamaları yapmıştır? Onu da belirtelim.

İçişleri Bakanı Soylu, Haber Global’de gündeme ilişkin soruları yanıtlamış ve “(15 Temmuz’u) Sadece FETÖ mü yaptı diyorum. 24 saat içinde çıktım söyledim. ‘Nerede duruyor FETÖ’ dedim.  (Amerika’da) Bitti. Beş bilinmeyenli bir denklem değil, yüksek matematik bilmeye gerek yok” ifadesini kullandı. 

İşte, ABD’nin görevlileri açıklamaları bu sözlere yanıt vermek için yaptılar. 

OLAY, CUMHURİYET GAZETESİ İÇİN ÜST DERECEDE ÖNEMLİDİR

Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhuriyet gazetesi, FETÖ hareketinden çok zarar gördü. Gazetemize üç kez bomba atıldı.

Başyazarımız İlhan Selçuk, FETÖ’cü görevliler tarafından sorgulandı. Yazarımız Mustafa Balbay’a FETÖ’cü savcılar tarafından dava açıldı. Bu kumpas davalarla Silivri Cezaevi’nde tutsak edildi.

CASUSLUK ÖRGÜTÜ

Bunun ötesinde okurlarımız gayet iyi bilirler ki Cumhuriyet gazetesi FETÖ’yü kesin bir “casusluk örgütü” olarak değerlendirir.

Bu konu gazetemiz için çok açıktır ve FETÖ’nün bir casusluk örgütü olduğunu ısrarla yazan gazete Cumhuriyet’tir. Kuşkusuz, bu casusluk örgütü halen ikamet ettiği ülkenin çıkarları için çalışan örgütüdür.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal çıkarları, “bekası” (kalıcılığı, devamlılığı) konusu Cumhuriyet gazetesinin en önemli amacıdır. 

Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin aleyhine çalışan FETÖ casusluk örgütü konusu, Cumhuriyet gazetesi için son derece önemlidir. 

ÜZERİNDE DURULACAK KONULAR

O nedenle, geçen hafta aynı gün basın toplantısı yapan ABD’nin iki önemli görevlisi aşağıdaki sorulara da yanıt vermelidir.

1. 15 Temmuz 2016 gecesi, FETÖ teşkilatı Türkiye’de harekete geçti. İnsanlar şehit oldu, yüzlercesi yaralandı, TBMM bombalandı.  

15 Temmuz 2016 gecesi, 21.00 sıralarında başlayan FETÖ’cü darbe girişimiyle ilgili ABD’den ilk açıklama saat 23.57’de (3 saat sonra) geldi. O sırada Moskova’da bulunan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, “Türkiye’de barış, istikrar ve devamlılık olmasını umuyorum” dedi, darbecilere karşı bir tavır almadı. 

2. Aynı gün saat 02.05’te (hareketin başlamasından 5 saat sonra) Başkan Obama, “Türkiye’de tüm taraflar demokratik yollarla seçilmiş hükümete destek vermeli” dedi. Dışişleri Bakanı John Kerry de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu aradı ve “Türkiye’nin demokratik yollardan seçilmiş sivil hükümetine ve demokratik kurumlarına tam destek verdiklerini” söyledi. Sert bir kınama yok. Sadece sivil hükümete destek çağrısı var. 

3. FETÖ’cü olarak tutuklanan Genelkurmay Plan Prensipler Başkanı Korgeneral Salih Ulusoy, darbenin arkasında olanları itiraf etti. “Bu olayın içinde Batı dünyasının NATO dışındaki gizli servisleri vardır” dedi. ABD, bu konuda bir açıklama ya da itirazda bulunmadı. 

4. 15 Temmuz girişiminden 3 gün sonra ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Federica Mogherini, Brüksel’de ortak basın toplantısı yaptılar, “Türkiye’de hukukun üstünlüğünün korunması” çağrısında bulundular. Ne yazık ki darbecileri kınamadılar.  

5. ABD’nin önemli askeri yetkilisi ABD Merkez Kuvvet Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Joseph Votel, o tarihlerde açıkça darbeci askerlerin tutuklanmasına karşı çıktı. Votel, tutuklanan FETÖ’cüler için, “Türkiye’deki en yakın partnerlerimizi, çalışma arkadaşlarımızı kaybettik” dedi. 

6. ABD’de emekli Yarbay Ralph Peters, Fox News televizyonunda darbe gecesi, “Bu darbede rol alanlar iyi adamlar” dedi. Darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanınca da üzüntüyle “Türkiye’nin son umudu da öldü” açıklaması yaptı.

7. ABD her yıl Terörizm Raporu yayımlar, “Terörizm 2017 Ülkeler Raporu”nun Türkiye bölümüne bakalım. Raporda, “Türkiye’nin FETÖ’yü terör örgütü olarak tanımladığı” belirtiliyor. FETÖ elebaşı Fethullah Gülen için “din adamı” ifadesi kullanılıyor, “din adamı, bir suçu yok” denilmek isteniyor… Tekrar anımsatalım, bu rapor ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “resmi” raporudur.

8. Fethullah Gülen, 1999 yılından beri ABD’de oturuyor. Onun oturma izninin alınmasında yardım eden kişinin eski CIA Türkiye görevlisi Graham Fuller olduğu biliniyor. 

9. Bunlar da yetmezmiş gibi, 15 Temmuz 2016’dan sonra Türk hükümeti, Gülen’in iadesini defalarca istedi. Gülen, ABD için çok kıymetli. Türkiye’nin bu isteğine ABD beş yıldır olumsuz yanıt veriyor. 

TEMEL İKİ SORU

Yukarıda ele aldığımız konular daha da uzatılabilir. Konunun aydınlığa çıkması açısından yeterlidir. Ancak kritik iki soru var. 

Büyükelçi Satterfield’e ve Dışişleri Sözcüsü Ned Price’a sormak gerekiyor: Madem FETÖ hareketiyle ABD’nin bir bağlantısı yoktur, neden FETÖ’yü iade etmiyorsunuz?

Sayın Büyükelçi, “S-400 konusu stratejik ortaklıkla bağdaşmaz” diyor. Ancak, ABD Kuzeydoğu Suriye’de YPG/PKK ile yakın ilişkisini ve işbirliğini “sürdürecektir” diyor. YPG/PKK’nin Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı hareket ettiğini bütün dünya biliyor. Pekiyi, biz de şöyle bir soru sorsak nasıl olur:

ABD’nin YPG kararı ve tutumu, “ABD-Türkiye stratejik ortaklığı” ile nasıl bağdaşacaktır?

Türkiye, ABD için olumsuz bir konuda hareket ederse stratejik ortaklığa aykırı oluyor. Ama ABD Türkiye’nin ulusal çıkarlarına karşı bir hareket yapınca stratejik ortaklığa ters düşmüyor. 

Bu konuda bir çelişki yok mu?


Yazarın Son Yazıları

Faiz İnecek mi? 11 Şubat 2021
Bilim, ekonomi ve sloganlar 27 Aralık 2020
Taciz Olayı 7 Aralık 2020
Hukuk, Reform ve Tehdit 21 Kasım 2020