Öztin Akgüç

Ekonomik sistem

08 Temmuz 2020 Çarşamba

Ekonomi biliminin amacı; kıt kaynakları verimli şekilde kullanılarak, toplumun gereksinme duyduğu mal ve hizmetlerin yeterli miktarda üretilmesi, uygun fiyatlarla sunulması, yaratılan katma değerin üretim faktörleri arasında katkıları oranında bölüşümünün sağlanması, toplumun refahının ençoklanmasıdır. Amaca ulaşmak için başlıca üç yöntem; (1) merkezi (otoriter) planlama, (2) serbest piyasa düzeni, (3) eklektik bir yöntem olan karma ekonomi düzenidir.

Merkezi planlama, yönetim araçlarının kolektif mülkiyet altına alındığı, ekonomik gücün devletleştirildiği, ekonominin devlet tarafından yönetildiği, üretim, bölüşüm kararlarının bir plan çerçevesinde merkezi bir otorite tarafından alındığı, devletin iktisadi gelişmeyi üstlendiği düzendir. Sovyet devriminden sonra izlenen NEP (Novaya Ekonomiçeskaya Politika) yeni iktisadi politika kapsamında uygulanmasına başlanan merkezi planlama, tam olarak uygulanamamış, tepkiler ve aksamaların görülmesi üzerine, sınırlı sürelerle de olsa küçük sanayi işletmeler, tarım işletmeleri, özel kişilere devredilmiştir.

Sosyalizmin merkezi planlama yöntemine karşı kapitalizmin ekonomik sistemi, serbest piyasa, serbest rekabet düzenidir. Bu sistem, piyasada arz ve talebe göre oluşan fiyatların, etkin kaynak kullanımını sağlayacağını, üretim faktörlerinin de katkıları oranında pay alacakları varsayımına dayanır. Tam, yetkin rekabet piyasasının oluşması; (1) piyasada çok sayıda alıcı ve satıcının bulunduğu atomistik bir yapının varlığını; (2) üreticilerin, alıcıların piyasa fiyatını etkileme güçlerinin olmamasını; (3) piyasalarda benzeşik, türdeş, ayrımsız mal hizmetlerin üretilmesini; (4) üretici ve tüketicilerin piyasa hakkında eksiksiz bilgi sahibi olmalarını; (5) piyasaya giriş çıkış serbestisinin olmasını gerektirir. Etkin çalışan tam rekabet piyasasında oluşacak fiyat, etkin çalışan firmanın marjinal maliyetine eşit olacağından, kuramsal olarak fiyat marjinal maliyet eşitliği, toplumun gereksinme duyduğu mal ve hizmetlerin yeterli miktarda ve uygun fiyatla sağlanmasına olanak verir. Ancak bu koşulların gerçekleştiği piyasa var olmadığından, tam rekabet piyasası sanaldır, kuramsaldır. Gerçekte piyasalar eksik rekabet piyasalarıdır. Fiyatlara yansımayan toplumsal zararlara yol açan negatif dışsallıkların varlığı üretim faktörlerinde akıcılığın sınırlı olması, sektörlere giriş serbestisinin olmaması, bilgi kirliliği, kamusal mal ve hizmetlerin yeterli miktarda üretilmesi zorunluluğu, tam rekabet piyasasının oluşmasını, fiyat mekanizmasının kaynakların etkin dağılımını sağlamasını önler.

Piyasalar; tam rekabet değil, tekel, tekelci rekabet, oligopol piyasaları olarak eksik rekabet piyasalarıdır. Tek bir firmanın üretimin tamamını yaptığı miktarını veya fiyatını istediği gibi saptadığı tekel (monopol) piyasası istisnaidir. Yaygın olan tekelci rekabet ve oligopol piyasalarıdır. Tekelci rekabet piyasası, birbiri yerine ikame edilebilir ancak tam türdeş olmayan malları üreten çok sayıda firmanın rekabet ettiği, sektöre giriş çıkış serbestisinin bulunduğu piyasalardır. Bu piyasalarda türdeş, ayrımsız mal ve hizmet üretilmediğinden veya tüketicilerde farklılık izlenimi yaratıldığından firmalar marjinal maliyetleri üstünde fiyat uygulayabilmektedir. Oligopol piyasaya giriş çıkış serbestisinin sınırlı olduğu, az sayıda büyük firmanın üretim yaptığı piyasalardır. Bu piyasalarda firmalar genellikle yıkıcı rekabete girişmekten kaçınmakta, aralarında pazarları bölüşerek, kârlarını, ençoklamaya yönelmektedir. Dünyadaki genel eğitim tekelci rekabet piyasalarının da oligopol, piyasasına evrimi yönündedir. Bu piyasalarda marjinal maliyet üstünde satış fiyatı uygulaması, toplumsal refahı ençoklayacak miktarda mal üretilmediğini ve uygun fiyatla sunulmadığını gösterir. Ayrıca üretim ve yatırım faaliyetlerinin, firmaların maliyetine girmeyen tüketicilerin de ödemedikleri ekonomi yazınında dışsallık olarak ifade edilen, topluma getirdiği yükler ve zararlar vardır. Negatif dışsallığın en dramatik örneği, firmaların doğayı, çevreyi, havayı, suyu, toprağı kirletmeleri, verimli tarım alanlarını yok etmeleridir. Gelişmiş ekonomilerde dahi doğal üstünlükler, yasal korumalar, piyasalarda yerleşik firmaların, yeni girişleri önleyici politikaları, tesis giderlerinin, yatırımların büyüklüğü sektörler arası üretim faktörleri akışını sınırlamakta, ekonominin değişim, transformasyon gücünü sınırlanmaktadır. Piyasalarda, uzun süreli sözleşmeler, oligopolistik yapı, fiyat anlaşmaları, fiyat değişikliğinin menü maliyeti, fiyatlarda yapışkanlığa yol açmaktadır. Ekonomilerde güvenlik başta olmak üzere kamu mal ve hizmetlerinin de yeterli miktarda üretilmesi, serbest piyasa düzeni ile sağlanamamaktadır. Uygulamada serbest pazar, serbest rekabet düzeni alamaması, kaynakların etkin dağılımını sağlamadığı gibi, gelir dağılımını bozmakta, döngüsel ekonomik dalgalanmalara zaman zaman da krizlere yol açmaktadır. 

Özel ve kamu işletmelerinin birlikte faaliyette bulunduğu planlı karma ekonomi düzeni eklektik seçici bir yöntem olarak merkezi planlama ile serbest pazar düzenini, toplumsal refahı ençoklayacak şekilde bağdaştırmaya yöneliktir. Ülkemizde 1960-80 döneminde uygulanan bu düzen yerini 1980’de başlayan AKP döneminde belirginleşen kuralsız, keyfi, savurgan, ekonomi yazınında yeri olmayan sistemsiz ekonomi yönetimine bırakmıştır.


Yazarın Son Yazıları

CHP’li olabilmek 12 Ağustos 2020
Kriz derinleşiyor 22 Temmuz 2020
Kriz derinleşiyor 15 Temmuz 2020
Ekonomik sistem 8 Temmuz 2020
Ne hakla 1 Temmuz 2020
İnsana saygı 10 Haziran 2020
Çaresizlik 27 Mayıs 2020
Virüsün finansmanı 20 Mayıs 2020
CHP’nin etkinliği 13 Mayıs 2020
Virüs senaryoları 6 Mayıs 2020