Atatürk’ü anarken deprem ve bulaşta kırmızı alarm..

10 Kasım 2020 Salı

İçlerinden gelse de gelmese de Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak üzere protokol gereği saygı duruşuna gittiklerinde, deftere neler yazabileceklerini bugün merakla bekliyorum.. Açtığı yoldan nasıl yürünüp nerelere gelindiği üzerinden neleri yazabilecekler? Şiddeti düşük İzmir depreminde topu topu yıkılan 10 binadan, bugünün ileri teknolojisinde, tabandan tüm yetkin örgütlenmelerin inanılmaz seferberliği, işbirliğinde, ulusça kurtarılabilen canlar için sevinç, aynı anlarda enkaz altında kalanlar için acı gözyaşlarını ulusça paylaştıktan sonra inanılmaz boyutlarda acı gerçeklerimizle yüz yüzeyiz..

Yine dünya ölçeğinde, dünya liginde ekonomik-sosyal-siyasal birikimleri, koşullarıyla bizden çok ama çok geride ülkelerin, yapılarımızın depreme dayanıklılığı sınavında çok ama çok gerisine düşme rekorunu kırdık. Yetmemiş sağ kurtarmada hiç değilse başarılı olduğumuz yaralılarımızın tedavileri ile birlikte, bulaşa, virüse yenik düşme sayılarıyla da rekor kırmışız. Çifte kırmızı alarm gerçeğimizle, Atatürk’ü anarken üretmekten vazgeçip ithal etmeye kalkıştığımız grip aşısını bile ülkemize getirtmeyi beceremeyerek çaldırdığımızı nasıl söyleyebiliriz?

Kurtuluş Savaşı destanı yazıldıktan sonra, Osmanlı’nın duraklama, gerileme dönemlerinden sonra Anadolu topraklarında kalan vatandaşlarımızın, o en ağır bedelleri ödemiş, en yoksul, en eğitimsiz çoğunluğuna karşın onurla Osmanlı’nın da borçlarını üstlenen, üzerine okuryazar olamamış çoğunluk nüfusunu okuryazar yapmanın çok ötesinde, yaşamın, kültürün, bilimin her alanında uygar dünya ölçeklerinde, ülkenin o yokluk koşullarında, ayrımsız devletin gücü ile eğitim seferberliğinden geçirilebilmesinin başarıldığı yıllardan sonra bugünün gerçekleriyle ne haldeyiz?

***

Ülkemizin IMF, Dünya Bankası gibi kurumlara hesap vermekten olsun kurtarıldığını buyuruyorlar. Küçücük bir ayrıntıyla çarpıcı gerçekleri yok sayabildiklerini sanıyorlar.. Yap-işlet-devret modeli ile dünya ölçeğinde yarışılan hepsi de dev projelerden bol bol söz edebiliyorlar.. O dudak uçuklatan büyüklükteki devlet projelerinin hepsinde birden, bizim kesemizden deprem için alınmış, toplanmış paraların hesabının verilmemesinden başlayın.. O dev projelerin yıllar sürecek işletmeleri sürecinde, yine bizim kesemizden çıkmakta olan vergilerle, devlet kesesinden yapılan, yapılacak yüksek rakamlı, asla gerçekleşemeyecek hizmet getirilerinin dudak uçuklatan ödemelerinin döviz, dolar, Avro karşılıklarını saklıyorlar.. Sıkışınca devletin değil, özel sektörün borcu yalanına sığınıyorlar..

Bir tek yıllarla reklamını yaptıkları İstanbul Havalimanı’ndan kapasitesine, verilmiş yasal ödeme yükümlülüklerine göre dudak uçuklatan uçuş sayısına dayalı yükümlülükle, bugünün çıplak gerçeğinde ödenmiş, ödenmekte olunan paraların toplamına bir bakabilir miyiz? Süper köprüleri, hastaneleri, yolları ile hepsinin birden bize ödetilen borçların şöyle bir hesabını sorabilir miyiz?

***

Bulaşta tüm dünya zorlanıyor ama bize dönük yaşamın her alanına dönük bedelleri çok ama çok daha ağır, bizden sır gibi saklanmakta. Hani bulaş dünyanın ortak derdi? Hiç değilse devlet adına verilmiş, devletin yükümlülük imzalarıyla kendi borcu gibi olmuş, bize ödetilmekte olan borçlar için dünya ölçeğinde kimi girişimler yapılabilirdi değil mi? Uçuş yasağında, uçaklar kalkmazken, uçuşta uçurulacağı varsayılan havalimanları, köprüler, geçişler için özel sektörün borcu gibi üslenilmiş devlet borçlarında kimi çıkış yolları da mı denenemez?

Mustafa Kemal, o en yoksul, yoksun koşullarda, Anadolu’da kurulan laik Türkiye Cumhuriyeti’nin sorumluluğunda, İstanbul’daki saltanatın, padişahlığın dev kapitülasyon borçlarını üstlenmesi, devletin sorumluluğu, devamı üzerindendi. “Devletin borcu yok, özel sektörün borcu var” diye açıklamalar yaparken bu dudak uçuklatan rakamlardaki paraları bizim kesemizden öderken kimi kandırıyorsunuz? Bizi, bu ülkenin vatandaşlarının tümünü, sonuç olarak vergiler, fiyat patlamaları, zamlar yoluyla ödediği, ödeyeceği bu kadar ağır bedelleri saklamakla, aptal yerine koyabiliyorsunuz?

Bıraktığı yoldan ileriye, çağlar atlamaya dönük adımlar atma havasında deftere yazacaklarınızla hangi gerçeği değiştirebilirsiniz? O zorlu koşullarda o büyük yoksulluk, yoksunluk koşullarında yürünen yolda yapılmış kamu yatırımlarının tümünün satılmış olması, liberal uçuş tezlerinizin çöküşü sayılsa bile. O çağların yoksulluk, yoksunluğu salgın hastalıkları ile verilmiş sağlık savaşlarındaki başarılardan dahi utanmayacak mısınız?.. Deftere ne yazacaksınız?


Yazarın Son Yazıları

Yasa buyruğu bütçe.. 12 Aralık 2020