İlhan Selçuk Korkusu?

21 Haziran 2011 Salı
\n

\n

Seçim süreci, seçim sonrası değerlendirmeler için televizyon yayınlarındayız... Cemaat, Başbakan Erdoğana yakınlıkları, yandaşlıklarıyla bilinen tartışmacılar, uysa da uymasa da sözü darbeciliğe, Ergenekona taşıyarak İlhan Selçuka karalama yapma, sataşma yarışındalar... Bir daha, bir daha, bir gece yarısı gözaltına alınan Sevgili İlhan Ağabeyin ileri yaşına, sağlık sorunlarına aldırılmaksızın, gündüz gece sandalye üzerinde günlerce süren sorgu süreçlerinde sadece ve sadece yayımlanmış yazılarından parçalar okunarak, darbecilere düşünce önderi olmakla suçlanmaya kalkışıldığını, sonuç olarak bu operasyonun yol açtığı ağır ve yeni bir kalp krizinin yaşamına mal olduğunu anlatmaya çalışıyoruz...

\n

Aydınlanma bilgesi İlhan Selçuk, yaşam boyu düşünceleri, yazdıklarıyla yargının önünde hesap verdi; göazltına alındı, tutuklandı, işkence gördü.. Kişisel en ağır bedeller 12 Mart, 12 Eylül askeri darbeleri, bir de ileri demokrasiye geçildiği iddia edilen Erdoğan iktidarlarında özel yargı eliyle ödetildi. Bir raslantı olabilir mi?

\n

İlhan Selçuku 1964lü yıllardan, Türkiyenin düzeninin aydınlanmacı, sol pencereden sorgulandığı açık oturumlardan tanıyorum. Nefes almadan dinler, Fransız devriminden Marxa, Kurtuluş Savaşı, Atatürk devrimlerine uzanan bir sentezde, aydınlanma penceresinden yaşama olup bitenlere bakışından dersler çıkarmaya çalışırdık...12 Mart darbecilerini korkuttuğu için 12 Mart sürecinde yargılanmayla birlikte en uzun soluklu cezaevinde tutuklu kalan, işkence gören aydınların başını çekti. Sonuçta hakkındaki davaların düşmesi, beraatla sonuçlanmasının moral değer hazzı kalsa da ödetilen bedeller ağır insan hakları ihlaleri kapsamında kayıtlara geçti. Bilincime kazılı olansa gerek yargı süreçlerinde, gerekse Maltepe Cezaevi ziyaretlerimde İlhan Ağabeyin insan olmanın onuru, savunduğu değerlerin gücü, inancıyla beslenen bilge kişilik, dik duruşun simgesi, gözlerinin içindeki hiç eksilmeyen gülümseyişi..

\n

***

\n

12 Eylülde, çok daha etkin, sonuçlarının kalıcı olması hesaplanmış askeri darbeyle, Türkiyenin kendi birikimleri ile doğal ekonomik, toplumsal, siyasal gelişimine darbe vurulması hedeflemişti. Emperyal düzende Türkiyeye biçilen rollerle çelişkili toplumsal gelişmede, aydınlanmacı kimliği ile lokomotif aydınlardan İlhan Selçuk, doğaldır ki 1980 sürecine gelişte, hem Cumhuriyet gazetesindeki Penceresinden topluma ulaşan düşünceleri hem de Cumhuriyetle özdeşleşmiş rol model, bilge, kültür birikimi, insanlık halleri ile hedef tahtasındaydı. Cumhuriyet gazetesinin 12 Eylül sürecinde en çok, en uzun soluklu kapatılan gazete olması, yazarlarının yargılanması eşyanın tabiatına uygun bir sonuç gibiydi..

\n

Aydınlanmacı, devrimci, Cumhuriyet değerlerine bağlılık kimliğinde Cumhuriyet gazetesi, Nadir Nadi, İlhan Selçuk.. yazarları kenetlendikçe, Cumhuriyeti yayın yaşamının dışına atma planları, projeleri gündeme giriyor, aydınlanmacı Cumhuriyet okurlarının direnci, bütünleşmesinde kırılıyordu. Dünyada örneği görülmeyen bir olay, Cumhuriyetçi okurlarının Cumhuriyet gazetesine, yazarlarına sahip çıkmaları olgusu, gazeteyi susturma planlarının birçok kez kırılması, iki büyük operasyonunun da fiyasko ile noktalanmasını getirdi. 1971 askeri darbesi sürecinde Nadir Nadiyi yönetim dışına atarak yapılan operasyonda olduğu üzere, Nadir Nadinin ölümünden sonra iflasa sürüklenişte yaşanan operasyonda da okurlar Cumhuriyetin, Cumhuriyet kimliği, değerleri, yazarları ile ayakta kalması için akıl almaz bir direnişin sınavını verdiler..

\n

Aydınlanma bilgesi İlhan Selçuk için Cumhuriyet değerleri ile Cumhuriyet gazetesini birlikte ayakta tutmanın sorumluluğu ve bayrağını taşımak; seçim yapma hakkı olmaksızın yaşamını biçimledi... Bir yanı ile çok onurlu Cumhuriyeti yaşatma sorumluluğu, diğer yanı ile yapmak istedikleri, yapabileceklerine set çeken bir olgu olarak özel yaşamını, bir biçimde özlemleri, iradesinin dışında öncelikleriyle altüst etti... Dünyada örneği olmayan patronsuz, okur desteğiyle ayakta durmaya çalışan gazetenin sorumlusu olarak iflas masasına gitmiş bir kurumun üzerinden vakıf statüsünde gazeteyi yaşatmak, ay başında çalışanların ücretlerinin denkleştirilmesinin hesabını yapmak... Yazılabilecek kaç kitaptan, bilgi, kültür, deneyim, değerler aktarımından bizi yoksun etmiştir hiç düşündük mü? Cumhuriyetin tarihini yazmayı o kadar çok istemişti ki...

\n

Emperyal güç odaklarının stratejik ortaklığında, İslam dünyası, Osmanlı toprakları üzerinde sahnelenen projelerde rol modelliğe özenenler İlhan Selçuktan neden bu kadar çok korktular? Ölümünde oynadıkları rolden utanmayıp korkmayı, kin kusmayı sürdürüyorlar? Newsweekte yayımlanan son yoruma takıldım... Emperyal güç odaklarının İslam dünyasındaki diktatör, şeyh iktidar ittifaklarının ömürlerinin tükenmesi sürecinde... Korkulan senaryolar; İran benzeri modeller ya da kaos gelecek... Türkiyenin başını çekeceği eski Osmanlı özlemi ise biat, sadakat koşuluyla kurtuluş sayılıyor...

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Deprem.. 31 Ekim 2020
Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020