‘Kendileri Hariç’

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Sendikacılığın, sendikaların güçlerinin anlamlı olduğu, Türk-İş’in genel kurulu, başkanlık yarışının günlerce gazete manşetlerine çıktığı yıllarda kongre taktiklerinde siyasetçilerden başarılı sendika başkanları arasında üretilmiş bir tekerlemeyi anımsadım... Bir diğerine çamur atma, tasfiyecilikte ustalaşmış sendika liderleri bugünkü siyasetin düzeyinden daha ince, esprili üslupta rakiplerini karalama, harcama yarışında, üç noktalı sıfatlarla olumsuzlukları sayar dökerlerken harcananlardan birinin kulisin yapıldığı alana girdiğini, söylenenleri duymuş olabileceğini anladıklarında, pişkin “... Ağabey hariç” sözcüğünü ekleyiverirlerdi...
Bakıyorum da günümüzün tekerlemelerinde, olumsuzlukları sayılamayacak, yenilenmesi istenemeyecek, eleştirilemeyecek, tartışılamayacak.. duruma göre üç noktanın yerine konulamayacak, anayasal-yasal hukuksuzlukları ile dolu eylemleri üzerinden bile dokunulmazlıkla korumaya alınmış tek bir isim var. Siyasetin oluşturulmasında eksen yapılan, iradesi, istemleri mutlak olarak pazarlanan, tüm kişi ve kurumları ile toplumun biat etmesi önerilen tek isim Erdoğan. Kendileri, çevreleri, AKP’nin yönetim organları, milletvekilleri, seçmenleri, medya, muhalefet partileri, kamu yararı, denetimi görevleri olan tüm kişi ve kurumlarının.. buna göre biçimlenmeleri, rollerini üstlenmeleri isteniyor...
Şu andaki sıfatını kimilerinin Başbakan, kimilerinin de Cumhurbaşkanı olarak kullanmaları bile aslında anayasal, yasal düzenlemelerin yorumunda yaratılmış keyfi tartışmalardan ortaya çıkmış karmaşayı yansıtıyor. “Erdoğan hariç” algılaması, kendileri öyle istedikleri, yapmak istediklerine uygun gördükleri için, şimdiki geçiş süreci için dahi olsa, hem seçilmiş Cumhurbaşkanı, hem Başbakan, hem de milletvekili, parti başkanı.. kimlik, yetkilerinin, hepsini bir arada geçerli saymalarından kaynaklanıyor... Hukukçular, en iktidar yandaşı bilim insanları bile zorunlu anayasal, yasal maddeleri yazılı metinlerden okuduklarında, seçilme ile kazanılan cumhurbaşkanlığı sıfatı geçerli olduktan sonra, başbakanlık, parti başkanlığı sıfatlarının ortadan kalkacağını kabul etmek zorunda kalıyorlar...

***

Ama hiç yüzleri kızarmadan kamuoyunun karşısına çıktıklarında hepsi birden ortak koro olarak, kendi partilerine dönük hukukun işletilmemesi, Gül’ün tasfiye edilmesine yönelik eleştirilerde, AKP’nin yeni lider ve başbakan belirleme toplantısının Gül’ün görev devir tesliminden sonraya, Erdoğan’ın görevi teslim almasından önceye belirlenmesinin tarihin Erdoğan’a göre belirlenmesinden kaynaklandığı savunmasını yapabiliyorlar. Besbelli CHP’lilerin Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesi tarihine göre başbakanlık, parti başkanlığı görevlerinin sona erdiği yazılı yasal hükümler nedeniyle, yargı yoluyla yasal kararlar alabilecekleri kaygısıyla, Meclis, daha önce kendi torba yasaları nedeniyle alınmış karardan geri dönülerek apar topar tatile sokuluveriliyor. Kuşkusuz bunda AKP milletvekillerinin bir arada olmaları, Erdoğan’ın baştan sona AKP çıkarlarını, ister milletvekili isterse bakan, yönetici olsunlar AKP siyasi kadrolarının geleceklerini ikinci plana atan, kendi gücünü, denetim etkisini ayakta tutma hesaplarının sorgulanmasından duyulan kaygıların da payı var...
Dün yine hukukçular, anayasal, yasal durumlara ilişkin çığlık çığlığa tartışması bile yapılamayacak kimi saptamaların altını çiziyorlardı. Erdoğan’ın görev teslim töreni ile cumhurbaşkanlığına oturması ile bağlantılı olmayan, cumhurbaşkanı seçilmesiyle düşmüş yetkilerini, başbakanlık, milletvekili, parti başkanı sıfatlarını kullanamayacağını, AKP’nin kongresinin buna göre belirlenmiş tarihinin hukuksuz, geçersiz olacağını açıklıyorlardı... Ardından gelen haberlerde yine eski yeni görevlerinin hepsinin birden elinde tutuğu iddiası ile Erdoğan, AKP’nin gelecekteki tüm yönetim kadrolarının yapacakları işleri bir bir sayıyor, talimatlarını veriyordu... Erdoğan’ın tek ve mutlak varsayılan bütün görevler, yetkiler üzerinde iradesi sorgulamasız, mutlak sayılıyor, bu iradeye göre kimin başbakan, parti başkanı olacağı, Bakanlar Kurulu’nun kimlerden oluşacağı üzerinden haberler geliştiriliyordu...
Yazılı anayasal, yasal hükümlere göre baştan tartışmalı söz konusu yapılacak AKP kongresinde olacakların planlanması ile elbette yetinilmiyor, AKP’nin geleceği, yapacaklarının tümü yine hukuken partiler üstü olması gereken cumhurbaşkanının iradesi ile programlanıyor, başkanlık sistemine geçişin sonraki işleri, takvimleri üzerinden planların haberleri sayılıyordu... Yetinilmiyor, herkesin cumhurbaşkanı bağımsız yargıya yeni buyruğunu, gazeteci sorusu üzerinden veriyor, adli yılın açılışına Barolar Birliği Başkanı’nın konuşmacı olarak çağrılması halinde törene katılmayacağını duyuruyordu. Barolar Birliği Başkanı, bu baskının tarafı olarak “Savunmaya Yargıtay üzerinden baskı yapılmasını protesto ettiği...” açıklamasını yapmak zorunda kalıyordu...  


Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020