Kıbrıs’ta ‘Annan’ Afganistan’da ‘?’, ABD-AB planı..
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Kıbrıs’ta ‘Annan’ Afganistan’da ‘?’, ABD-AB planı..

27.07.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD odaklı, AB destekli, Kıbrıs için BM’nin işin içine resmen, “Annan” Planı ile sokulduğu projenin gelişmeleri üzerinden, Afganistan’da sokulmak üzere sahnelenen (?), adı henüz konulmamış, kuşkusuz BM’nin de işin içine sokulacağı planlar arasındaki doğrudan ilişkileri, dünkü Cumhuriyet’te yayımlanmış üç yazıda birden okumanızı önermek isterim..

Erdal Atabek, 24 Temmuz Lozan yıldönümü üzerinden noktayı koyarken “Dışarıdan olmadı, içeriden işgal” başlığı altında özetlemiş. “Emperyalist güçler bu ülkeyi dışarıdan işgal edemedi. Onların içerideki dinci ortakları başka bir yola yardım ediyorlar: içeriden işgal” cümlesi ile yılların sağdan iktidarlarının birbirlerine eklemlenmiş olarak yürüdükleri yolların çabalarıyla, Kıbrıs’tan Afganistan’a ulaşılmak istenen sonuçların ortak paydasını açıklayıvermiş..

Kuşkusuz Barış Terkoğlu, kıdemli Erdal Ağabey’inin yazısından habersiz, “Ne kadar ‘Lozan’sız yaşarsak o kadar iyi!” başlıklı yazısında, Erdoğan’ın “akıl hocası” Kadir Mısıroğlu’nun Lozan nefretini ortaya koyan, şeriatın gelememesine hayıflanan görüşünü de anımsatarak Adalar, Yunanistan üzerinden ABD’nin başını çektiği gelişmeleri sıralamış. Erdoğan’ın hem Lozan’ı hem de Ayasofya’yı kutlayan konuşmasının sonuçları üzerinde durmuş.

İpek Özbey’in dünkü söyleşisine konuk aldığı Ecevit’in hükümetlerinde hep yanında, Kıbrıs, AB uzmanlıklarıyla öne çıkmış, sorumlu bakanı Şükrü Sina Gürel’in tanıklıklarına başvurmasıyla tarihi süreçler içindeki gelişmeler gerçek bir bütünsellik kazanmış.. Şükrü Sina Gürel, ilk Annan Planı’nın Abdullah Gül’ün “Biz tanınma istemiyoruz” cümlesi ile girildiğini, yeniden canlandıranın ise “Erdoğan” olduğunun cümlesi ile girmiş. Sonrasında vakıflar ve “yetmez ama evetçiler”in devreye girdiklerini anımsatmış. AKP, “AB için reform yapıyoruz” diye Türkiye’de Cumhuriyet kurumlarını yıprattığını, bazılarını da yok ettiğini anlatmış. AB ve ABD’nin iktidarlarının sigortası olarak görüldüğü gerçeğinin altını çizerek Kıbrıs konusunun kurban edildiğini söylemiş. Yeniden Kıbrıs için müjdeli ziyaretinde ise bir saat gecikmeli Kıbrıs Meclisi’ndeki konuşmasında gerçek müjdesinden vazgeçtiği, bir telefon uyarısı almış olduğu izlenimini, deneyimlerine dayanarak açıklamış.

***

Şükrü Sina Gürel’in, Annan Planı’nı, Erdoğan’ın canlandırdığı açıklaması üzerine, İkinci Annan Planı anlaşmasının özünde uluslararası hukuk ilkelerine aykırı olarak yapıldığı gerçeğini de anımsatmak çok gerekli bir o kadar da önemli. ABD’nin doğrudan devreye girmesi, AB’nin desteğinde, gündeme gelen ve oylaması yapılan, BM adına devreye sokulmuş söz konusu plana ilişkin görüşmenin uluslararası görüşmeler çerçevesinde, hukuka uygun olarak yapılmadığı, resmi kayıtlara bakılırsa kolayca saptanabilecektir.

Bilindiği üzere ülkeler arasında, hele de BM’nin de içinde olduğu bir plan görüşmesi yapılırken toplantıda resmi dışişleri, büyükelçiliklerin sorumlularının katılımı da zorunluluktur. Merak edenleri çıkıp imzalı belgeler üzerinden, tutanaklardan söz konusu görüşmelere, verilmiş kararlara bakarlarsa imzaları da alınmış olarak katılımları zorunlu kişilerin de bulunmadıkları görülecektir. Dönemin gazete haberlerine de yansımış bir tablo söz konusudur.

Yine dönemin tarihi içinde, özel buluşma havasında sürdürülmüş görüşmeler üzerinden yapılmış referandum seçimlerinde Güney Kıbrıs yönetiminin “hayır” oyu kullanılmasını istemesi sonrası, bizimkilerden gelen “Yes be annem” kampanyalarının işe yaramamış olmasına karşılık, AB’nin yine ABD diktesinde bile bile lades “Güney Kıbrıs yönetimini” tek devlet gerçekleştirilmiş gibi tek başına AB üyeliğine almış olması günümüze kadar uzanan tuzak adımların sonucudur. Türkiye’nin heveslenilmiş ve gerekçe yapılmış AB üyelik görüşmeleri, tam da bu karar sayesinde, tek temsilci konumunda AB üyesi olmuş Güney Kıbrıs yönetiminin vetolarıyla bir bir ortaklık görüşmelerinin dışına atılabilmiştir..

Günümüzde Trakya sınırlarımızın dibinde ABD üssü ile karşı karşıya kalmış olmamız ve adaların hukuka aykırı silahlanmış olmaları gerçekleriyle yüzleşmemiz elbette rastlantı değildir..

Yazarın Son Yazıları

Yerel, küresel kıskacına karşı başkaldırılar yükselişte

Şimdilik bir yılı geçmiş bir süreç içinde, ülkeye yayılmış, kazanılmış belediye yönetimlerine el konması, kayyım atanması uygulamalarıyla, tümü sol kimlikli, ağırlıklı CHP’ye bağlı belediye yönetimlerinin operasyonları ile amaçlanan moral yıkımı, iktidarları adına fiyasko sonuçlar verdi.

Devamını Oku
04.04.2026
Savaş karşıtlığının önlenemez yükselişi

Hafta sonunu, başta Amerika’nın başkenti, önemli bütün merkezlerinde, savaş karşıtlarının çok etkin eylemleriyle aynı merkez içinde on binler, ülke çapında yüz binlerin katıldıkları protesto eylemlerine tanıklık ederek geçirdik.

Devamını Oku
31.03.2026
Savaşın bedelinin en ağırını tarafı olmayanlar ödüyor

Hindistan, Japonya...

Devamını Oku
28.03.2026
Suçluluğun tetiklediği öfkenin katlanılamaz acımasızlığı...

Raylı ulaşım sistemlerinden yararlananlardansanız, siz de benzer pek çok gelişmeye tanıklık etmiş olabilirsiniz.

Devamını Oku
24.03.2026
Dünyayı elinde tutan emperyalizme karşı bağımsızlık savaşları

Dünyayı elinde tutan emperyalizme karşı bağımsızlık savaşları

Devamını Oku
21.03.2026
İçeriden ve dışarıdan saldırılar, ezilmek istenenleri güçlendiriyor...

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başta, tutuklanmalarının birinci yıldönümünde, hâlâ pek çok tutuklu sanık belediye başkanları da içlerinde, hâlâ yüksek sayılarda tutuklu için iddianamelerin bile hazırlanamamış olduğu gerçeği ile yüzleşmiş durumdayız.

Devamını Oku
17.03.2026