Uçtu Uçtu... Ne Uçtu?

08 Kasım 2014 Cumartesi

Yandaş medya korosu dün yine Başbakan’ın ekonomiye ilişkin açıklamalarını manşetlerine, ana haberlerine taşırlar, aynı iştahlı üslupla düşleri tüm ayrıntıları ile paylaşırlarken, “Ekonominin altın çağı”, “Ekonomi, büyüme uçacak..” türünden vurgulamaları sık sık beyinlere kazımak üzere kullandılar. Oysa neredeyse dakikaların içinde söz konusu düşlerin olmazlığı üzerine verilere dayalı bilgilendirmeler, muhalefetten, sosyal medyadan aktı gitti... İktidarlarının, Erdoğan-Davutoğlu ağızlarından çıkmış müjdeli projelerinin, gerçek olmayanlarının dökümü yapılabilecek gibi değildir...
Her zamanki gibi siyasetin gereği iktidarlar halka, seçmenlerine umut aşılamak üzere çoğu gerçekleşmeyecek projelerden söz ederler. Özellikle oy veren seçmenler düşlerini ayakta tutabilmek üzere bu “büyüklere masalları” pek severler. Yürekten inanmasalar, dahası kimi sözlerin “işkembei kübradan atma” boyutunda hayalci, olduğunu düşünseler de, inanmış gibi yaparak, çok farklı çıkarlar hesaplarında verdikleri oylarda, kendi ayıplı konumlarının görülmemesini yeğlerler... İktidarlarının gerçekleşen projelerinde bile uçan patron, dibe vuran emekçi gerçeğinin yatmasına da çok aldırılmaz. Yandaş patron, çoğunluğu kâğıt üstünde yasalara uydurulmuş ihaleleri kapanlar, zaten vurgundan payını alanlar, İktidarlarının devamı yolunda kendilerine düşen destek payını da verenlerdir...
Saadet zincirin kırılmaması yolunda yukarıda işleyen kuralsız düzenin aşağıya yansıyan kuralsızlığında yaşananlar tersinedir; Oy veren çoğunluk seçmenler de kendi durumlarını göremeden, milyarlarla alt sınıftan olanların yoksullaşmaları, yoksunlaşmaları, ucuz emek olarak çalıştırılmaları, işsiz kalmaları kaçınılmaz gibidir. İktidarlarının resmi istatistikleri gerçekleri ne kadar saklarsa saklasın, taşeronluğun, kuralsız üretimin koşullarında canları tehdit altında en altta kalanların oransal, milyarlarla sayılarla patlaması gizlenemez. Gelin görün ki en aşağıdakiler arasında yandaşların kayırılmaları ile yandaş olmayanların kayıpları çok daha görünür, çarpıcı günlük yaşama yansır. İşsizlikte yandaşın tüm kamu kurumlarında işe yerleştirilmelerinden başlar. İktidarın cemaatle ittifakları ayrışması ile sırıtan biçimde, yıllar içinde neredeyse teke tek haksız kayrılmalarda yaşamın her alanındaki kamu kaynakları, hizmetlerinde torpilli kılınmalarında, yoksullukta cepheleştirmede çok göze batar. Kömür dağıtımından okul seçmeye, hastaneye yatırılmaya, sosyal yardımlardan pay almaya, torpilli iş kapmaya.. yaşamın her alanında kayırmalar... Çaresiz insanları biata, teba olmaya, dindarlık cephesine yöneltir...

***

Aklı başında insanlar dün yine isyanlardaydılar. “Uçmanın, atmanın, altın yıllardan söz etmenin bu kadar da yalanı olur mu” sorgulamasında verilen bilgiler gerçekten dudak uçuklatıcı, utandırıcı... Başbakan’ın birçok kez altını çizerek gerçekçi olduğunu ilan ettiği ekonomik gelişme planlarına göre 2018 yılı için ilan edilen 1.3 trilyon dolarlık milli gelirin gerçek olabilmesi için, yine kendilerinin, hükümetlerinin daha önce ilan ettikleri 2017 planlarında verilen 971 milyar dolardan sonra bir yıl içinde milli gelirde yüzde 32’lik bir büyüme gerçekleştirilmesi gerekiyor ki... Böyle bir şeyin olabilmesi, aklı unutun en palavra düşler, yalanlar, masallar için de çok abartı oluyor. Aynı şekilde yeni açıklanmış planlarında 2017 yılında yüzde 9.1 olarak öngörülmüş işsizlik oranını tutturabilmiş olmaları halinde, bir yıl sonrasına 2 puanlık düşüşle yüzde 7’ye inebilmeleri akla, bilime aykırı bir sonuç...
İktidarları, düzenin vurgunla ayakta kalmasında en büyük payı almış, maden işletmeciliği, inşaat, en dipte ucuz emek tarım işçiliğinde arka arkaya yaşanan travmatik iş cinayetleri karşısında birinci elden İktidarlarının sorumlu oldukları suçlara ilişkin halka, yandaş seçmenlere de hesap verme noktasına düştüklerinden...
Cumhurbaşkanı, Başbakan, ilgili bakanlardan alınacak önlemlere ilişkin açıklamalar da yapılıyor. Vurgun kârla ihaleleri kapmış yandaş işverenlerden suçlarına ilişkin hesap sorulacağı anlamında kimi sözler bile veriliyor. Bol bol yasal önlemler, yasal denetimlere ilişkin yapılanlar, yapılacakların örnekleri sayılıyor... İnsan hakları anlamında zorunlu önlemlerin kaçınılmaz alınacağına ilişkin sözlere inanmak istiyor, sorunları yakından izleyebilmiş bir gazeteci olarak kimi saptamalar yapıyorum...
Madenlerde, inşaatta, tarım işçiliğinde en alt düzeyde yaşam güvenliği, ücretler, çalışma koşulları anlamında önlemler alınsa, en yukarıdaki yandaş ihaleci, vurguncu kârları uçacak... Siyasi paydaşlık koşulları ortadan kalkacak, işyeri kapatmaları yaşanacak... Yadaşlıkta pay aldığına inanan en alttakiler de vurgun üstüne vurgun yiyecekler. Uçtu uçtu ne uçtu?..  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

NATO’nun neresinde? 15 Haziran 2021
Deniz bitti.. 5 Haziran 2021