Tuncay Mollaveisoğlu

Seçim değil süreç önemli...

05 Ocak 2022 Çarşamba

Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en önemli seçimine gün sayıyor...

Sandıklar zamanında kurulsa bile sadece 17 ay var...

***

Saray, bu seçime varlık-yokluk zemininde bakıyor...

AKP’nin üst düzey yönetimi ve devlete, kurumlara, iş dünyasına, medyaya yerleştirmiş olduğu kadrolar da aynı kaygı içinde..

Yani iktidar olmanın rantını 20 yıla yakın bir süre yiyen dar bir kadro, önümüzdeki seçimlere, kendi makam, şöhret, servet kaynaklarının sürüp sürmeyeceği noktasında bakıyorlar...

Çünkü servetlerini ve makamlarını, yeteneklerine ve bilgilerine değil, koşulsuz biat ettikleri Saray’ın varlığına borçlular. 

İktidar da bu dar kadronun bireysel menfaatları için yapabileceklerine güveniyor!

***

Seçimler yaklaştıkça rantın merkezinde olmanın, rantı dağıtmanın, haksız zenginleşmenin, azgın aşırılığın yarattığı cennetten uyanma zamanı da geliyor...

Bu nedenle geniş yoksul kesimlere kendi kişisel ikballerini memleketin yüksek menfaatları gibi yutturma çabası var.

***

Yandaş basın ve toplumun kılcal damarlarına yayılan tarikat-cemaat yapılanmalarını, ev sohbetlerini ve sosyal yardımlar üzerinden kurdukları ilişkileri, alternatif ve doğrudan bir iletişim mekanizması olarak kullanıyorlar... 

Siz burada istediğiniz kadar yapılan yolsuzlukları belgeleyin, haksızlıklara dikkat çekin, kötü yönetimin neden olduğu açlık ve sefaleti anlatın... Dilediğiniz kadar yazıp söyleyebilirsiniz... Toplumun bir kesimine bu doğrular ulaşmıyor... Sosyal destek ağları üzerinden kurulan iletişim biçimi, doğrudan temas ile gerçeği eğip bükerek yoksul seçmenlere ulaştırıyorlar..

***

Bu nedenle şaşırıyoruz.. AKP bir rant partisi... Yoksulun değil azgın aşırılığın yanında... Peki, nasıl oluyor da hem yoksulu ezen hem de onlardan oy alan bir parti konumundalar...

İşin sırrı yoksulluğu yaratan iktidar, onu sosyal yardım ağları ile yönetiyor...

Aşırı yoksullaşma aşırı muhtaçlığa neden oluyor...

Elektriğe tarihin en büyük zammı yapıldı. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu zammı yapabilecek bir iktidar bulamazsanız..

Doğalgaza, benzine, tüm tüketim ürünlerine zam yağıyor... Yoksul geniş kesimlerin alternatif arayıp iktidardan kurtulmasını beklerken hâlâ Halk Ekmek kuyruğunda bir lokma mutluluğa, huzura muhtaç bazı insanlar “Erdoğan’dan vazgeçmeyiz” diyorlar...

Yoksulluklarının, mutsuzluklarının sebebi olan yönetime hâlâ oy veriyor olmalarının nedeni hayatta kalma dürtüsü... Bilim insanları buna öğrenilmiş çaresizlik diyor...

Siyasal iktidar, fırsat eşitliğine, özgürlüğe, demokrasiye, hukuka, tüm insanların insanca yaşama hakkına inanmadığı için, büyük çoğunluğa yoksulluğu bir kader olarak dayatıp kendileri şatafat içinde yaşamaktan zerre rahatsız olmuyor... 

Vicdan sahibi yöneticiler, sosyal yardımlara kimsenin ihtiyaç duymayacağı bir ülke için çaba harcarlar... Bir ülkenin sosyal yardıma muhtaç insan sayısındaki artış, o ülkenin giderek çöktüğünün işaretidir. 

***

CHP’li yerel yönetimler pandemiye rağmen en zor koşullarda yoksulların yardımına koştu. Odun, kömür, gıda ya da nakdi yardımı, AKP’nin tekelinden kurtardı. Ancak yoksula ulaşmanın ikinci ayağında eksiklik var. AKP, bir dönem Erbakan’ın uyguladığı “İhvancı örgütlenme modeli” ile ulaştığı evleri bırakmıyor, siyaseten dönüştürüyor, etkiliyor ve oylarını “garantiye” alıyor...

Muhalefet şu ana kadar yardım ulaştırmanın ötesinde bu kesimlerle bir dil oluşturup bağ kuramadı...

***

Ekonomik kriz öylesine derin ki, AKP güneş görmüş kar gibi eriyor...

Erdoğan’ın yapılan ilk seçimlerde kaybedeceği kesin... Bu nedenle beni seçimden çok seçim süreci ilgilendiriyor…

Türkiye seçime, nasıl bir sürecin sonunda gidecek?

Saray, her anket “felaketinde” sertleşiyor... CHP’li belediyelere operasyonlardan, bir avuç kalmış özgür medyaya ceza yağdırmaya kadar.. Siyasi rakipleri terör suçuna bulayarak demokrasi güçlerine gözdağı vermeye devam ediyor...

Dün Erdoğan’ın yaptığı açıklamayı buraya yazamıyorum bile... Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ağır sözleri “Daha ne söyleyebilir” sorusunu akıllara getiriyor..

Ancak benim gördüğüm iktidardaki panik hali çok daha ağır sözlerin, ithamların, hukuksuz operasyonların, devlet gücünü muhalefet üzerinde kullanmanın bir gerekçesi olacak... 

Yani seçim sonuçları belli... Asıl mesele seçim sürecinde Türkiye’nin iç barışını ve huzurunu koruması olacak...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Çürümenin fotoğrafı 18 Mayıs 2022
Felaketi beklerken... 20 Nisan 2022