Başkanlık mı, Sultanlık mı?

05 Kasım 2012 Pazartesi

ABD halkı yarın başkanını seçiyor. Bizde de Başbakan ve çevresi ABD benzeri bir başkanlık sistemi istiyor. Bazı yazar ve yorumcular da tam bir aymazlıkla bu isteği veri alıyor ve hangi başkanlık sorusuna yanıt arıyor. Bu nedenle de başkanlık sistemlerinin en başarılı örneği sayılan ABD örneğinin dayandığı temellere değinmek gerekiyor.

\n

***

\n

ABD siyaseti tek sözcükle yereldir. ABD siyasi sistemi, iki partiye dayalıdır; ikisi arasında büyük farklılıklar bulunmaz. Yaygın olarak bu iki parti arasında yalnızca Coca-Cola ile Pepsi-Cola kadar fark var denilirse de geleneksel olarak Demokratların daha çok sosyal devlet, Cumhuriyetçilerin de daha çok sermaye yanlısı oldukları bilinir.

\n

ABD siyasetinin kalbi, her biri devlet olarak adlandırılan eyaletlerin parti örgütlerinde atar. Eyaletlerin yasama meclisleri vardır. Ulusal düzeydeki yasamanın asıl gücünü elinde bulunduran ABD Senatosuna her devlet eşit sayıda, iki üye verir. Bir seçim bölgesinden yalnızca bir milletvekili çıkar. Yalnız vali ve belediye başkanları değil, çoğu eyalette diğer tepe yöneticiler de seçimle işbaşına gelir.

\n

Seçimlerde işin düğümü aday saptanması sürecinde yaşanır. Tüm adaylar, kendileriyle ilgili her ayrıntının aylarca enine boyuna tartışıldığı önseçimle saptanır. Adayları tek kişinin saptaması diye bir uygulama akla gelemez; çünkü yurttaşın yöneticisini seçme hakkı aday saptanmasına katılımıyla başlar.

\n

Tüm halkoyuna dayalı yapılanmasına ve toplumsal duyarlılıklarına karşın, ABD siyasal sisteminde üçüncü bir siyasi parti oluşumu sağlanamaz ve siyasal yapı aslında sermaye sınıfının çıkarlarına göre kurgulanmıştır.

\n

***

\n

ABD demokrasisinin temel dayanağı koruma ve güvence altına alınmış olan düşünce ve anlatım özgürlüğüdür. ABDde düşünce özgürlüğü mutlaktır, sınırlandırılamaz.

\n

Toplum tarafından içselleştirilmiş olan düşünce özgürlüğünün siyaset dışında iki önemli uygulama alanı vardır; basın-yayın ve üniversite.

\n

ABDde gazete ve TV sahipleri yalnızca gazetecilik yapar; gazete dışında iş yapamaz; sahip olduğu gazete ya da TVyi çıkarı için araç olarak kullanamaz; örneğin, enerji ihalelerine giremez; rant peşinde koşamaz.

\n

Gazete ve TV sahipleri, başkan istedi diye çalışanlarını kovma yoluna gidemez; kamuoyu baskısı buna olanak tanımaz; kaldı ki gazetecilerin mesleki çıkarlarını koruyan güçlü sendikaları vardır.

\n

Bilimsel özgürlüğün en güzel örneklerinden biri Eugene D. Genovese olayıdır. Genovese, 1960larda Vietnam Savaşı sırasında Rutgers (New Jersey) Üniversitesinde, üstelik bir derste Vietnam komünistleri zafer kazanırsa bundan memnun olurum der.

\n

Bundan sonrası çok ilginç: Öğretim üyesi arkadaşları, Genoveseye bilimsel özgürlük adına toplu olarak sahip çıkar; üniversitenin rektörü, bu olayda bir sorun görmez; seçimle işbaşına gelen vali, ABD anayasasının düşünce özgürlüğünü koruduğunu belirtir ve yoğun tepkileri göğüsler. ABD Öğretim Üyeleri Birliği, Rutgersi bilimsel özgürlüğü koruduğu için ödüllendirir!

\n

***

\n

Ülkemizdeki siyasal yapı, adayları saptama hakkı başta olmak üzere yerel düzeyde demokratikleşmedikçe ve düşünce özgürlüğü yasal, kurumsal ve toplumsal olarak mutlak anlamda koruma altına alınmadıkça gidilecek bir başkanlık sistemi, yalnızca sultanlık yaratır!

\n

Yazarın Son Yazıları

Yerelde yeşermeli 25 Mart 2019
Yıkımı durdurmak! 18 Mart 2019
‘Komünist’! 4 Mart 2019
Başkan- sermaye-emek 18 Şubat 2019
ODTÜ ile ‘uçurmak’! 11 Şubat 2019
İzmir zamanıdır! 4 Şubat 2019
‘Normalleşiyor’! 28 Ocak 2019
‘Parlamento’ 21 Ocak 2019
Bilgisizliğin gülmecesi 31 Aralık 2018