‘Yapay zekâ gibi konuşmak’
Deniz Ülkütekin
Son Köşe Yazıları

‘Yapay zekâ gibi konuşmak’

10.10.2026 14:05
Güncellenme:
Takip Et:

Yapay zekâyla iletişimimiz geliştikçe “insanlararası” diyaloglarımız da evrimleşecek mi?

Yapay zekâ ile giderek artan bir iletişim içindeyiz. Aslında bu iletişimin iki farklı safhasından söz edebiliriz. İlki, yönlendirme botlarıyla kurduğumuz iletişimdi. Bizi çağrı merkezlerinde veya telefon uygulamalarında karşılayan, yazılı ya da sözlü olarak ulaşmak istediğimiz yere yönlendiren botlar… Bugün hâlâ onları kullanıyoruz.

Oldukça basit, kuru ve önceden hazırlanmış diyaloglara verdiğimiz yanıtlar veya basmayı seçtiğimiz tuşlarla kurduğumuz bu iletişim, insanlık için küçümsemeye epey uygundu.

“Hiçbir şey çözemiyorlar” kanaati, yapay zekânın yaşamlarımıza girdiği ilk evreye de uzandı.

“İşte, gördünüz ya. İnsanların ürettiği duyguyu üretemiyor. İnsanların kurduğu iletişimi kuramıyor.”

Bu söylem adeta bir bayram havası eşliğinde çevremizi sardı. Korkulan olmamıştı. Yapay zekânın insanların işlerini veya yaşamlarını ele geçirmeyeceğine ikna olan insanlık, bu “yapay” yoksunluğu yeni iletişim partnerimizin kalıcı bir özelliği gibi görüyordu. Oysa teknoloji dünyasından yükselen ortak fikir oldukça kesin:

“Daha hiçbir şey görmediniz.”

İNSANLIĞIN SON KUTSANIŞI MI?

Bugün “yapay zekâ kullanılmamıştır” etiketi bir kalite sembolüne dönüşmeye başladı bile. Hatalarıyla, sevaplarıyla insan emeğinin kutsanıyor olması elbette güzel ama sormadan edemiyorum: Nereye kadar?

Çünkü yapay zekânın gelişimi yalnızca daha iyi metinler, görseller veya kodlar üretmesiyle ilgili değil. Giderek daha ikna edici bir iletişim kurabilmesiyle de ilgili.

Herhangi bir yapay zekâ aracına “Senin duyguların var mı?” diye sorsanız, yanıtı büyük olasılıkla “Hayır” olacaktır.

Öte yandan bir duyguyu gerçekten yaşamıyor olmak, o duygunun son derece ikna edici bir karşılığını üretemeyeceği anlamına gelmiyor.

Peki insana bir duygunun kendisi mi gerekli, yoksa temsili mi yeter? Üzülerek de olsa yanıt galiba, “evet”.

Bugün akşamlarını yalnız geçirmektense yapay zekâyla sohbet etmeyi tercih eden milyonlarca insanın varlığı bunu düşünmek için yeterli. Bu durum elbette insanın kalabalıklar içindeki yalnızlığını yeniden gündeme getiriyor ama başka bir soruyu da ertelememize neden oluyor:

Zamanla yapay zekâ mı bize benzeyecek, yoksa biz mi yapay zekâya?

Çünkü burada ilginç bir çelişki var: Yapay zekâ, insanı taklit eden bir teknoloji gibi görünüyor. Ancak ondan beklediğimiz iletişim biçimi, insan iletişiminden farklı özellikler taşıyor: Tutarlı olması, hızlı cevap vermesi, seçenekleri değerlendirmesi ve mümkün olduğunca işe yarar çözümler önermesi...

İnsan ise bunların hiçbirinde özellikle başarılı olmak zorunda değil.

İnsan bazen duygusuna göre karar verir. Bazen yanlış olduğunu bildiği halde bir kararın arkasında durur. Bazen hiçbir mantıklı açıklaması olmayan bir şeyin peşinden gider.

Hatta insanlık tarihine biraz uzaktan baktığımızda, uygarlığın yalnızca doğru ve hesaplanabilir kararların sonucu olmadığını görürüz. Yapay zekâdan ise farklı bir şey bekliyoruz.

Bir sorunla ilgili ona danıştığımızda, bize mevcut seçenekler arasından en uygun olanı sunmasını istiyoruz. Çelişkilerimizi azaltmasını, zaman kazandırmasını, hata olasılığını düşürmesini bekliyoruz.

Peki bunu sürekli yapan bir muhatapla yaşamaya alıştığımızda, bir süre sonra kendi düşünme biçimimizi de buna göre düzenlemeye başlar mıyız?

Belki de geleceğin kültürel dönüşümü bu soruda gizli. Bir yakınımız bize derdini anlattığında, ona yapay zekâ diliyle cevap verelim:

“Bu durumda yaşadığın duygunun anlaşılabilir olduğunu düşünüyorum. Şu üç seçeneği değerlendirebilirsin.”

Büyük oalsılıkla karşılığında “Yapay zekâ gibi konuşma” diye sert bir tepki alacağız.

Belki bu ifade yakın zamanda gündelik dilimize yerleşecek yeni bir deyimin de habercisi. Çünkü insan iletişiminde bazen çözüm değil, eşlik etmek isteriz. Karşımızdakinin derdimizi çözmesini değil, bizimle birlikte o derdin içinde bulunmasını bekleriz. Bazen de hiçbir işe yaramayacak bir cümle kurarız.

“Bilmiyorum.”

“Çok kötü olmuş.”

“Ben olsam ne yapardım, onu da bilmiyorum.”

BİZİM O GÜZEL İRRASYONELLİĞİMİZ

Yapay zekâ bir devrimse, onunla kurduğumuz ilişki de bir evrim yaratabilir. Mesele yalnızca yapay zekânın insan gibi konuşmayı öğrenmesi değil. Bizim de giderek onunla iletişim kurarken kullandığımız düşünme biçimine alışmamız.

Daha tutarlı, daha hızlı, daha hesaplı ve daha optimize edilmiş bir düşünce biçimi bizi nasıl bir hale getirecek bilmiyoruz.

Belki daha az coşkulu olacağız. Belki duygularımızın törpülenmesi bizi bazı zihinsel yorgunluklardan uzak tutacak ama insanın bütün irrasyonelliğinin yalnızca bir kusur olduğunu düşünmek de kolaycılık.

İnsanın yanlış fikirler üretme özgürlüğü var. Yapay zekânın böyle bir özgürlüğü yok. Onun görevi seçenekler arasından en uygun olanı bulmak. Ancak burada tuhaf bir döngü başlıyor.

Yapay zekâ insanlardan öğrendiği için insan davranışlarını taklit ediyor. Biz de yapay zekânın ürettiği yanıtları kullanarak kendi davranışlarımızı değiştirmeye başlıyoruz. Sonra ortaya çıkan yeni davranışlarımız, gelecekteki yapay zekâların besleneceği dünyanın bir parçası haline geliyor.

Yani artık yalnızca yapay zekânın bizi taklit ettiği bir dönemden söz etmiyoruz. Birbirimizi etkileyen iki farklı düşünme biçiminin aynı ortamda birbirini dönüştürdüğü bir döngünün içindeyiz.

Bu bireysel yaşantımız için de geçerli, toplumsal yaşantımız için de. Siyasetten tarihe, psikolojiden sosyolojiye kadar giderek daha fazla konuda “en verimli” yanıtı arayabiliriz.

TAHAMMÜL SINIRI

İnanmayacaksınız belki ama insan olmanın güzel yanlarından biri, hemen her şey hakkında fikir yürütebilme özgürlüğümüzdür. Yanlış fikirlerimiz olabilir ama fikir üretmek bazen de yanlış soruyu sormaktır.

İnsan çaresizliği kabullenebilir. Ancak çaresizlik, değiştirememe boyutunu aşıp neler olup bittiğini anlayamama noktasına geldiğinde asıl tahammülsüzlük başlıyor.

Bizim yerimize karar veren bir yapay zekâ giderek daha makul bir fikir haline gelebilir. Ancak bizim ne olup bittiğini bile anlamadığımız süreçleri bizim yerimize yöneten bir yapay zekâ?

Sanırım asıl tartışmamız gereken gelecek tam olarak bu. Çünkü yapay zekânın insan gibi konuşmayı öğrenmesinden çok önce insanın yapay zekâ gibi konuşmaya ve düşünmeye başlaması mümkün.

İlgili Konular: #Yapay zeka #insan

Yazarın Son Yazıları

‘Yapay zekâ gibi konuşmak’

Yapay zekâyla iletişimimiz geliştikçe “insanlararası” diyaloglarımız da evrimleşecek mi?

Devamını Oku
10.10.2026
Bir insan ne zaman affedilir?

Ünlü modacının yıllar sonra yeniden modanın ışıltılı sahnesine dönüşünün engellenmesi Batı’daki güncel ve tarihsel açmazları da ortaya çıkardı.

Devamını Oku
26.09.2026
Önce hüküm, sonra olay

Girne’den Taşucu’na gitmek üzere yola çıkan yolcu gemisinin alabora olmasıyla ortaya çıkan görüntüler, doğal olarak hepimizi sarstı. İnsanların denizin ortasında yardım beklediği anlar, kurtulanların anlattıkları, yaşamını yitirenler ve hâlâ haber bekleyen aileler…

Devamını Oku
31.08.2026
Her şey reklam ama artık reklam olduğunu bile anlamıyoruz...

Televizyonun evin başlıca eğlence aracı olduğu yıllarda reklamın nerede başlayıp nerede bittiğini bilirdik. Dizinin en heyecanlı yerinde görüntü kesilir, ses yükselir ve birkaç dakika boyunca deterjandan otomobile, çikolatadan bankaya kadar birileri bize bir şeyler satmaya çalışırdı.

Devamını Oku
22.08.2026
Yaşamın kendisini izlemeye ne zaman başladık?

Modern insanın en ilginç özelliklerinden biri, tarihte hiç olmadığı kadar çok şeye tanıklık etmesine karşın belki de hiç olmadığı kadar az müdahil olması.

Devamını Oku
11.07.2026
Öteki uzaylı

Son günlerde yeniden gündeme gelen UFO tartışmaları, aslında gökyüzündekilerden çok yeryüzündekiler hakkında bir şeyler söylüyor.

Devamını Oku
04.07.2026
Hareket çağında ev aramak

20. yüzyılın sonu ile 21. yüzyılın ilk çeyreği arasında dünyaya hâkim olan fikirlerden biri hareketti.

Devamını Oku
13.06.2026
Neden herkes terapi diliyle konuşuyor?

Modern insan artık duygularını yaşamıyor, onları etiketliyor.

Devamını Oku
23.05.2026
Hak yalnızca hukuk değildir

Bazı sistemler gerçekten bozuk olmayabilir. En azından herkes için.

Devamını Oku
16.05.2026
Çocukları koruyor muyuz, hapsediyor muyuz?

Türkiye’de son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarıyla birlikte uzun süredir konuşulan birçok yasak ve kısıtlama yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
02.05.2026
Çocukları kim yetiştiriyor?

Çocukları kim yetiştiriyor?

Devamını Oku
18.04.2026
Bağ kurmanın anahtarı: Kırılganlık

Bugün size futboldan söz edeceğim. Daha doğrusu futbolda gözünüzün önünde olan ama iş dünyasının bir türlü kopyalayamadığı o devasa güçten: Hikâyenin saf kudretinden.

Devamını Oku
05.04.2026
Duygular öğretilir mi?

Bir insan gerçekten ne hisseder? Öfke, suçluluk, sevgi… Hemen soralım: Bunlar bize ait duygular mı yoksa bize öğretilmiş tepkiler mi?

Devamını Oku
28.03.2026
'Ben'siz bir yaşam

Bir sabah uyanıyorsunuz. Telefonunuzda birkaç haber, birkaç mesaj… Gün daha başlamadan zihniniz dolmaya başlıyor. Ekonomi, siyaset, gündelik tartışmalar… Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş halde.

Devamını Oku
21.03.2026
Yeni nesil hayatta kalma rehberi

ABD’de büyüyen “prepper” hareketi olası bir sistem çöküşüne karşı hazırlık yapan insanlar olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Görünmek neden bu kadar zor?

Son günlerde sıkça tartışılan bir argüman var: İş dünyasında psikopatların daha başarılı olduğu. Hatta bu iddia bir adım daha ileri taşınıyor; dünyayı yöneten elitlerin önemli bir bölümünün empati yoksunu, soğukkanlı ve gerektiğinde acımasız davranabilen kişiler olduğu öne sürülüyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Gizliliğin tiksindirici gücü ve "doğrulama" yanılsaması

Epstein belgeleri uykularınızı mı kaçırıyor? Haklısınız ama tüm bu gerçeklik bunca zamandır orada, bakmadığınız yerde duruyordu.

Devamını Oku
07.02.2026
Bu hayatı bir daha yaşar mıydın?

Bir gün birisi size şu soruyu sorsa: Bu hayatı, baştan sona, hiçbir şey değişmeden bir kez daha yaşamak ister miydiniz?

Devamını Oku
31.01.2026
Kullan-at düşünce iklimi

Fikirler artık birer katalog gibi. Sosyal medyaya girip istediğinizi seçebilir, kendinize göre uyarlayabilirsiniz. Bir görüşü benimsemek için uzun uzun düşünmeye, tartmaya ya da bir fikri zaman içinde inşa etmeye gerek yok. Zaten hazırlar, seçmenizi bekliyorlar.

Devamını Oku
24.01.2026
Gündemin son kullanıcısı

Günümüzde yaşanan gelişmelerin ne kadar önemli olduğuna ve ne kadar konuşulması gerektiğine kim karar veriyor?

Devamını Oku
17.01.2026
Görünürlük paradoksu

Görünürlük paradoksu

Devamını Oku
27.12.2025
Öfke Yemi

Oxford Sözlüğü tarafından yılın sözcüğü seçilen kavram, sırf dilsel bir yaklaşım değil, aynı zamanda dijital çağa yönelik önemli bir teşhistir.

Devamını Oku
06.12.2025
Pandeminin mirası bir sessiz salgın: Gooning

Pandeminin ardından yalnızlık yeni bir biçime büründü. Ekranların ritmiyle biçimlenen çağda “gooning”, sırf bir cinsel pratik değil, dijital odak ekonomisinin bir yansıması.

Devamını Oku
08.11.2025
Zamanın parçalanmış belleği

Zaman artık yalnızca ölçülebilir bir akış değil belleği, siyaseti ve ekonomiyi biçimlendiren bir iktidar aracı

Devamını Oku
25.10.2025
Samimiyet çağında samimiyetsizlik

Samimiyet, insanlık tarihi boyunca güven ve içtenliğin karaktere yansımış bir göstergesi olarak tanımlanırdı.

Devamını Oku
05.10.2025
Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Devamını Oku
21.09.2025
Gündem zehirlenmesi

Artık “Yine ne oldu?” hissiyle uyanmak, politikleşmiş bir yorgunluğa dönüştü.

Devamını Oku
17.08.2025
Kamusal şizofreni

Söylenemeyenlerin çoğaldığı, herkesin birden fazla benlik taşıdığı bir çağda yaşıyoruz. “Kamusal şizofreni” artık siyasetçilerin değil hepimizin hastalığı.

Devamını Oku
26.07.2025
Makbul queer

Makbul queer

Devamını Oku
12.07.2025
Düşünüyorum, öyleyse susayım!

Düşünce artık içerikten çok niyetiyle, sahibinden çok kökeniyle yargılanıyor. Bu sessizlik çağında en büyük özgürlük, hâlâ düşünebiliyor olmak.

Devamını Oku
28.06.2025
1000 > 100 bin

İnfluencer dünyasında artık takipçileriyle derin bağlar kuran içerik üreticileri yani mikro etkileyiciler yüz binlere ulaşan hesaplara göre markaların çok daha fazla ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Devamını Oku
25.05.2025
Kodlarda gizli erkek bakışı

Kodlarda gizli erkek bakışı

Devamını Oku
10.05.2025
Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Devamını Oku
03.05.2025
Elveda özgür Avrupa

Elveda özgür Avrupa

Devamını Oku
20.04.2025
Gerçeğin yokluğu

Gerçeğin yokluğu

Devamını Oku
12.04.2025
Umudu yaratanlar

Umudu yaratanlar

Devamını Oku
28.03.2025
Aklın çölleşmesi

Aklın çölleşmesi

Devamını Oku
15.03.2025
Korku ve ecel

Korku ve ecel

Devamını Oku
01.03.2025
Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Devamını Oku
23.02.2025