Duvar alaşağı edilsin!

25 Mayıs 2021 Salı

Hafta sonunda Sedat Peker yeni videosunu yayımlayınca, Uğur Mumcu ve Kutlu Adalı cinayetleri ile ilgili iddialarda da bulundu. Uğur Mumcu cinayetinin sorumlusu olarak Mehmet Ağar’ı işaret etti. 

Bir anda sosyal medyada Uğur Mumcu ile ilgili paylaşımlar artınca, öldürülmesinden 11 gün önce gazetemizdeki köşesinde yazdığı yazıyı anımsadım. 

“Uyuşturucu…” başlıklı makalesinde, ünlü silah kaçakçısı Halil Havar ve uyuşturucu çetelerinin ilişkilerini sorgulamış, Özgür Gündem gazetesini çıkaran matbaanın ortaklarından mafya babası Behçet Cantürk ve gazetenin imtiyaz sahibi Yaşar Kaya’ya zenginlik kaynaklarını sormuştu Mumcu. 

Yaşar Kaya’nın Cumhuriyet gazetesini karalamaya çalışması üzerine, ona gereken karşılığı da vermişti:

“Cumhuriyet gazetesi, Kurtuluş Savaşı’nda kalpaklı Kuvayı Milliyecilerce Ankara’ya taşınan ‘Yeni Gün Matbaası’ ile kuruldu. Uyuşturucu madde davası sanıklarının paraları ile değil!”

Bugünlerde Cumhuriyet gazetesini hiçbir dayanak olmadan terör örgütleri ile ilişkilendirmeye çalışan Süleyman Soylu’ya da hatırlatılması gereken bir yanıt bu!

‘BUNLAR BENİ ÖLDÜRECEKLER!’

Peker’in iddialarına Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu da tepki göstererek Twitter’da “Senelerdir Uğur Mumcu cinayetinin aydınlatılması için kim ne biliyorsa anlatsın, işin ucu kime dokunuyorsa dokunsun dedik. Çekin tuğlaları yıkılsın duvar, altında kim kalırsa kalsın” diye yazdı.

Güldal Mumcu’nun 2013’te yayımlanan “İçimden Geçen Zaman” adlı kitabında yer verdiği, Uğur Mumcu ile aralarında geçen şu diyalog aklıma geldi:

“1992 yılının sonbaharında bir sabah... Uğur gazeteleri okumuş, ayakta duruyor. Ben yine bordo koltuktayım. Birden, ‘Güldal’ dedi, ‘Bunlar beni öldürecekler!’

‘Kim?’ dedim.

Yaşar Kaya’nın Özgür Gündem gazetesindeki makalesini gösterdi, şu satırları okudum:

‘Kürtler Cumhuriyet’in kurulmasında temel taş oldular. 1925’ten sonra Kürtler inkâr edildi. Bu konuda Mumcu’nun Kürtler için istediği bir şey var mı? Herkes maskesini çıkarsın!... Yoksa yüzlerindeki maskeyi biz yırtacağız. Biz yırtmazsak bile Kürt halkının dinamiği yırtacak. Herkesin notu, karnesi belli olmuştur. Kürt düşmanlığı yapmamak bile namus borcudur…’

‘Nereden çıkarıyorsun?’ dedim.

Halkın dinamiği yırtacaktır, sözünden. Bundan daha açık söyleyemezler.”

Güldal Mumcu’nun kitabında altı çizilecek bölümlerden biri de bu: 

“...Uğur’un bu dönemde üzerinde durduğu konulardan biri de Türkiye’nin din devleti haline getirilmesi idi. Türkiye’nin on beş yirmi yıl sonra imam hatip mezunları tarafından yönetileceğini özellikle son aylardaki yazılarında yazıyordu…”

Uğur Mumcu’nun yakın arkadaşı gazeteci Emin Çölaşan’ın, Mumcu’nun öldürülmesi hakkında söylediklerini de hatırlamak gerekir:

“Uğur’un bana ölümünden önce sürekli anlattıklarından bildiğim üç şey var. Birincisi, Abdullah Öcalan’la MİT’in çok eski yıllara dayanan ilişkisini araştırıyordu... İkincisi, PKK ile uyuşturucu kaçakçılığının ilişkisini kanıtlayacağını söylüyordu... Üçüncüsü, hemen kitap yapacağı bir araştırma, PKK’yi zor durumda bırakacaktı...” 

CİNAYETİN İZLERİ BELLİDİR…

Uğur Mumcu’nun katilleri, bilinen tetikçilerin ötesinde, Türkiye’nin bağımsız laik demokratik bir cumhuriyet değil, din devleti olmasını ve PKK’nin siyasallaşıp güçlenmesini sağlamak isteyenlerdir…

Bu amaçlar doğrultusunda mafya ile kirli ilişkiler kuranlardır.

Mumcu, PKK terörü hakkında yazdıkça, PKK’nin uyuşturucu çeteleri ile ilgisini araştırdıkça, onu “Kürt düşmanı” olarak resmedenlerdir.

Oysa o, tam 30 yıl önce, 1 Nisan 1991 tarihli “Şovenizm ve Militarizm” başlıklı makalesinde gerçekleri ve çözümü cesaretle dile getiren bir aydındı: 

“Kürt sorunu, ülke topraklarından parçalar kopararak değil, din ve mezhep ayrımlarını silahlı çatışmalarla körükleyerek değil, ABD ve CIA destekli Kürtçülük’le değil, Edirne’den Ardahan’a, Ağrı’dan İzmir’e, Diyarbakır’dan Antalya’ya kadar her yerde ‘insan haklarına saygıyla’ çözümlenir.”

Kalpaksız Kuvayı Milliyeci Uğur Mumcu’yu, her yıl yaptıkları gibi Atatürkçü/Kemalist, cumhuriyetçi, laik, tam bağımsızlıkçı, antiemperyalist görüşlerinden ayrıştırarak anan birtakım sözde solcular ve demokratlar, Peker’in iddialarından sonra, onu yine bu gerçeklerin üzerini örterek andı. 

Uğur Mumcu’nun görüşlerinin cımbızlanarak yansıtılmasına karşı çıkmak, hem ona saygımız gereğidir hem de gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamak için, en başta Cumhuriyet gazetesi emekçileri olarak bizim sorumluluğumuzdur.

28 yıldır örülen duvarı alaşağı etmek ise yurtsever savcıların, gerçeğin peşindeki gazetecilerin ve kalan az sayıdaki dürüst siyasetçinin ortak sorumluluğudur! 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Çöküş 13 Haziran 2021
Ağaç mağaç… 8 Haziran 2021