Örsan K. Öymen

Kandırılmaya son!

17 Haziran 2019 Pazartesi

Siyaset, halkı ikna ederek ve kandırarak iktidarda kalma sanatı değildir. Siyaset doğru, ahlaklı, adil ilkeler üzerinden halkın sorunlarını çözme sanatıdır. İlkesizlik siyasetin temeli olduğunda, ona artık siyaset demek olanaklı değildir. İlkesizliğe siyaset değil, propaganda hokkabazlığı denir.
AKP’nin ve onun lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır yaptığı da propaganda hokkabazlığından başka bir şey değildir. 31 Mart belediye seçimlerinde İstanbul seçimlerinin hukuka ve yasaya aykırı bir biçimde iptal edilmesi, CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının gasp edilmesi, 6 Mayıs 2019 tarihinde, AKP’nin, Yüksek Seçim Kurulu üzerinden sivil bir darbe gerçekleştirmesi sürecinde de bu propaganda hokkabazlığı devam etmektedir.
HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ve HDP milletvekillerini hapishaneye gönderen, seçilmiş HDP’li belediye başkanlarını görevden alıp yerine kayyım atayan AKP-MHP ortaklığı, İstanbul’daki koltuklar, makamlar, mevkiler, rant, ticari çıkarlar tehlikeye girince, Kürt kökenli vatandaşları kendisine çekmek için, “Kürdistan” söylemlerine sarıldı, terör örgütü PKK’nin lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları üzerinden HDP tabanına verebileceği mesajlara umut bağladı!
Saadet Partisi’ni daha önce vatana ihanet etmekle suçlayan AKP-MHP ortaklığı, İstanbul’da SP’nin oylarına ihtiyaç duyunca, SP tabanının kendisine oy vereceği iddiasını ortaya attı, “din kardeşliği” ve “dava ortaklığı” propagandasını devreye soktu!
AKP-MHP ortaklığı, sadece HDP ve SP tabanını değil, AKP ve MHP tabanını da kandırma girişimlerine devam etmektedir. Bu kandırma operasyonunun tek unsuru da, “biz mağduruz” veya “İstanbul’da oylarımız çalındı” yalanı değildir. AKP’ye ve MHP’ye yıllardır oy veren seçmenler ve vatandaşlar, AKP’nin ve MHP’nin “elitleri” tarafından çok daha derin konularda da yıllardır kandırılmaktadır.
Bu kandırma operasyonunun temelinde olan unsurlardan birisi, vatandaşların dini ve milli duygularını sömürmektir. İslam diniyle de, milli bilinçle de uzaktan yakından ilgisi olmayan, bunları sadece, iktidarda kalmak için bir maske olarak kullanan AKP ve MHP yöneticileri, bir yandan İslamdaki ahlak anlayışını yok sayarak İslamı yüzeysel bir şekilciliğe indirgemektedir, bir yandan da Türkiye’yi çağdaş uygarlık seviyesinden ve demokrasiden kopartarak, küresel emperyalizme hizmet etmektedir.
Bu kandırma operasyonunun temelinde olan unsurlardan bir başkası da uygulanan ekonomik sömürü düzenidir. Her fırsatta “millete hizmet” için siyaset yaptıklarını iddia eden AKP ve MHP yöneticileri, Türkiye’deki belli sermaye odaklarının büyümesine, milletin ve halkın ise her geçen gün fakirleşmesine, gelir dağılımındaki dengesizliğin ve işsizliğin giderek artmasına neden olmaktadır.
Anayasa değişikliği referandumundan önce, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” adını verdikleri ucube Padişahlık düzeniyle, Türkiye’nin daha güçlü bir ülke olacağı, ekonomide ve demokraside kalkınmanın sağlanacağı yalanı da AKP ve MHP seçmenini kandırma operasyonunun önemli bir parçasıydı.
Yasama, yürütme ve yargı arasındaki güçler ayrılığı ilkesine darbe vuran bu Padişahlık sistemiyle birlikte, Türkiye, demokrasi, hukuk ve adalet açısından dünyanın en geri ülkelerinin seviyesine düştü; ekonomi açısından da, kendisini, tarihinin en büyük krizlerinden birisinin içinde buldu.
Türk Lirası’nın Avro ve dolar karşısında radikal bir biçimde değer kaybetmesi, enflasyonun yüzde 10’lardan yüzde 40’lara ulaşması, cari açığın kapatılamaması, iç ve dış borcun 400 milyar doları aşması, büyüme hızının dibe vurması, gelir dağılımındaki dengesizliğin artması, üretim ekonomisinin neredeyse durma noktasına gelmesi, işsizliğin yüzde 20 oranlarına çıkması, çalışanların yaklaşık yüzde 40’ının asgari ücrete mahkûm edilmesi, AKP’nin Türkiye’yi getirdiği noktadır.
23 Haziran’da İstanbul’da, AKP ve MHP tabanı kendilerini yıllardır kandıran parti baronlarına kırmızı kart çıkarırsa, Türkiye önemli bir dönüşüm sürecine girecektir. Aksi halde ülkenin geleceği karanlıktır.