AKP genel başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerine ve anayasadaki demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkesine meydan okumaya devam ediyor.
Erdoğan’ın “adalet” bakanı olarak Akın Gürlek’i, “içişleri” bakanı olarak Mustafa Çiftçi’yi ataması da bunun en açık göstergelerinden birisidir.
Akın Gürlek, İstanbul “cumhuriyet başsavcısı” olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na ve CHP’li belediye başkanlarına karşı gerçekleştirilen despotik operasyonların ve 18-19 Mart 2025 darbesinin mimarlarından birisiydi.
Bu darbe sonucunda Ekrem İmamoğlu’nun tutuksuz yargılanmasının yolu kapatılmış, tutuklu yargılamayla masumiyet karinesi yok sayılmış, çelişkilerle, hatalarla, eksiklerle dolu bir iddianame üzerinden bir insanın ve bir ailenin hayatı karartılmıştır!
Türkiye’de adaletin ve yargının böyle bir kişiye devredilmesi son derece vahim bir gelişme olduğu gibi, Türkiye’deki hukuk dışı baskıların ve kumpas “davalarının” yaygınlaşacağının ve genişleyeceğinin de göstergesidir!
***
“İçişleri” Bakanı Mustafa Çiftçi ise vali olduğu dönemlerde İskilipli Atıf’ı anma törenlerine katılmış, onu destekleyen ve öven mesajlar paylaşmış, ulusal ve resmi bayramların birçoğunda herhangi bir kutlama paylaşımı yapmamış bir kişidir! Köktendinci bir örgüt olan Teali İslam Cemiyeti’nin kurucularından birisi olan İskilipli Atıf, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülük ettiği Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkmış, Osmanlı İmparatorluğu topraklarını işgal eden Britanya ve emperyalizm ile işbirliği yapmış, Atatürk’e karşı mücadele vermiş bir vatan hainidir!
Teali İslam Cemiyeti’nin 1920 yılında yayımlanan bir bildirisinde, “Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami gibi zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız? Bu canileri, bu katil canavarları, daha ziyade yaşatmamakla memur ve mükellefsiniz.” ifadesi yer almıştır!
Kurtuluş Savaşı’nın lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Atatürk hakkında bu ifadeleri kullanmış bir örgütün üyesini, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir valisi ve içişleri bakanı savunamaz; böyle bir kişiyi Türkiye Cumhuriyeti’nin bir cumhurbaşkanı, vali veya içişleri bakanı olarak atayamaz, atamamalıdır!
Bu tür atamalarla ve kadrolaşmalarla devletin temelleri sarsılır, nitekim yıllardır sarsılmaktadır da!
Valiliklerin, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, il ve ilçe Emniyet müdürlüklerinin, Jandarma Genel Komutanlığı’nın, il ve ilçe jandarma komutanlıklarının, Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın, İskilipli Atıf’a hayran olan birisine emanet edilmesi, Türkiye’nin güvenliği, ulusal birliği ve bütünlüğü açısından kaygı vericidir!
Böyle bir durum, emperyalizme hizmet etmek dışında hiçbir işe yaramaz!
***
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu hafta yaptığı açıklamada, “Cumhuriyetin kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, devletin varlığına kastetmekle eşdeğerdir. Bunun adı da ihanettir.” ifadesini kullanmıştır.
Ancak aynı Bahçeli iki gün sonra, “Milliyetçi Hareket Partisi, sayın cumhurbaşkanımızın takdir ve tasavvurlarının yanı sıra, ataması yapılan yeni bakanlarımızın sonuna kadar arkasında ve yanındadır” diyerek daha önceki açıklamasıyla çelişkiye düşmüştür!
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi ve kökleri Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nden gelen Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetimi ise küllerinden yeniden doğacağına, bir yandan olağanüstü baskılara olağan mitinglerle ve sabahtan akşama kadar konuşarak yanıt vermektedir, bir yandan da Cumhuriyetin temelleriyle sorunu olan bir başka siyasi partinin, DEM’in peşine takılarak cumhuriyetçi muhalefeti birleştirmeyi olanaksız kılmaktadır.
CHP yönetimi Türkiye’nin nereye sürüklendiğinin farkında değildir, AKP’nin anormal baskılarının normalleşmesine, sıradanlaşmasına, rutinleşmesine, kanıksanmasına yol açmaktadır!
AKP’nin en büyük şansı, etkili ve cesur bir muhalefetin olmamasıdır!
CHP, içine sızan Truva atlarından kurtulmadıkça iktidar olamaz!