Ayşegül Yüksel

Ayşe Emel Mesci ‘Martı’yı sahnelemeli

25 Haziran 2019 Salı

18 Haziran tarihli Cumhuriyet’te Ayça Han’ın, yönetmen-oyuncu, gazetemizin yazarı Ayşe Emel Mesci ile yaptığı söyleşiyi okumuşsunuzdur. 1999’dan bu yana Devlet Tiyatroları’nda oyun sahneye koyan ve aynı kurumdan 2015’te emekli olan sanatçıya, geçen yılın yönetim değişikliğinin ardından, Ankara Devlet Tiyatrosu’nda Çehov’un “Martı” oyununu sahnelemesi önerilmiş. Mesci öneriyi olumlu karşılamış ve hazırlıklarına başlamış.
Bir yönetmenin bir oyuna hazırlanması, bazen çok uzun zaman alabilen bir süreci gerektirir. Deneyimli yönetmen Mesci, Ankara’ya gidip oyuncularını seçmiş, bütün yazı oyunu çalışarak geçirmiş, dahası sahne tasarımı için görüşmeler yapmış ve oyunun dramaturji çalışmasını bitirmiş. Dramaturji çalışması, yönetmen Mesci’nin Çehov’un bu çok ünlü metninden yola çıkarak, kendi yorumunu oluşturması ve bu yorum doğrultusunda da kotaracağı tiyatro olayı için bir “sahne metni” biçimlendirmesi anlamına geliyor. Söz konusu olan, sancılı bir yaratım sürecidir. Sanatçı, sahnede sunacağı yorumu belirleyen bu “sahne metni” doğrultusunda, yalnız oyuncularla değil, yapımı oluşturacak dekor-giysi-ışık-müzik tasarımcılarıyla da sıkı bir çalışma içinde olmayı beklemektedir.

Boşa giden ‘sahne metni’ çalışması
Ortaya bunca emek konduktan sonra, geçen dönem ilk turda sunulması beklenen “Martı” oyunu önce ikinci tura, sonra bir başka tura ertelenmiş, sonunda da oyuncuların başka oyunlara dağıtılmasıyla, Mesci’ye hiçbir açıklama yapılmaksızın gündem dışı bırakılmış.
Bu kabul edilebilecek bir durum değildir. Ayşe Emel Mesci gibi yıllarını tiyatroya adamış, yurtiçi ve yurtdışındaki yaratıcı tiyatro çalışmalarıyla Anadolu kültürünü sahne sanatlarının bir öğesi olarak değerlendirmiş, özellikle koreografi sanatını ritüel bir duyarlıkla, incelikle işlemiş, sahnede yarattığı devinim çeşitliliğiyle soluklu tiyatro yapımlarına imza atmış bir sanatçının, seve isteye, coşkuyla yaptığı -ama oyun sahneye çıkmadığı için gözle görülmeyecek- çalışmasını hiçe saymak kimsenin hakkı değildir. Hiçbir yetki de bu yönde kullanılmamalıdır.
Ayşe Emel Mesci’nin izleyebildiğim çalışmalarından anımsadığım örnekleri vermek isterim. Onu ilk kez, henüz çok genç bir oyuncuyken Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu yapımı “Kurban”da, eve “gelin” olarak getirilen “kuma” rolünde izlemiştim. Mesci, 2000’li yıllarda bu Güngör Dilmen klasiğini Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahneledi.

Görkemli yapımlarda imzası var
Yine İrfan Şahinbaş Deneme Sahnesi’ndeki bir başka çalışması da Sophokles’in “Oedipus Üçlemesi”ni oluşturan üç oyunundan yaptığı seçimleri buluşturarak sahnelediği “Antigone” yapımıdır. Can Atilla’nın müziği ve Murat Gülmez’in sahne tasarımı, Zeynel Işık’ın ışık tasarımı ve Mesci’nin kalabalık oyuncu kadrosunu devindiren şiirsel koreografisi belleğimdedir. Önce Bursa Devlet Tiyatrosu’nda yaptığı, birkaç yıl sonra da İrfan Şahinbaş Sahnesi’nde yeniden sahnelediği “Orkestra”, Nazi rejiminin kıyıcılığının dehşet verici görselliği ve işitselliğiyle donatılmıştı. Devlet Tiyatroları’nda yıllarca sahnelenen, Ali Berktay’ın yazdığı “Kerbela” ise taziye geleneğinin yansımalarını taşıyan “koro”suyla, Tahsin İncirci’nin müziğiyle, Murat Gülmez’in sahne tasarımıyla, Yakup Çartuk’un ışık düzeniyle ve Mesci’nin şaşırtıcı anların yaratıldığı hareket düzeniyle görsel-işitsel zenginliğin ön düzeyde değerlendirildiği bir üstün-yapım niteliği taşıyordu. Mesci son çalışmasını bu yıl Bilkent Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü öğrencileriyle yapmış. Nâzım Hikmet’in “Kuvayi Milliye Destanı” başlıklı yapıtını Ali Berktay oyunlaştırmış. Ne yazık ki göremediğim bu çalışmada Mesci, Nâzım’ın şiirinin oluşturduğu açık alanda, “söz”ün dışında beden dili, dans, müzik ve koreografi yoluyla farklı anlatım olanakları yaratmış.

Yarım kalan ‘Martı’ çalışması tamamlanmalı
Çehov’un geçen dönem Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenmesi beklenen, ama sahnelenmesine olanak sağlanmayan “Martı”sına gelince, dilerim Ayşe Emel Mesci’ye yetkililerce gerekli açıklama yapılır ve prova aşamasına gelmiş olan bu çalışma hiç olmazsa önümüzdeki tiyatro döneminde değerlendirilmiş olur. “Martı”, oda müziği duyarlığıyla işlenmiş, çetin ceviz, demir leblebi bir oyundur. Ayşe Emel Mesci gibi bir duayen sanatçının “Martı” yorumunu merak etmek de seyirci hakkıdır.
Bekliyoruz...