Köşe Yazısı

A+ A-

Seçimle gelen kayyımla gider!

20 Ağustos 2019 Salı

Uzun bayram tatilinin ardından Türkiye gündemi, görevden alınan belediye başkanları ile başladı.
31 Mart seçimlerinde Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) derin incelemelerinden geçerek aday olan, seçimi kazandıktan sonra yine YSK’nin yüksek istişarelerinden sonra mazbatasını alarak göreve başlayan Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı, Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk, Van Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan görevlerinden alındı. Yerlerine Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mardin Valisi Mustafa Yaman, Van Valisi Mehmet Emin Bilmez kayyım olarak atandı.
Bu tablo yaz boyunca konuşulan, “Sonbaharda siyaset çok ısınacak” yorumlarına haklılık kazandırıyor.

***

En çarpıcı olanı Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün durumu. Türk, 2016 sürecinde de görevinden alınmış, yerine o dönem de yine Mardin Valiliği’ne yeni atanan Mustafa Yaman getirilmişti. Mustafa Yaman’ın bir vali olarak siyasi faaliyetlerini Türkiye kamuoyu, Tunceli Valiliği’nden beri tanıyor. 10 yıl önce de seçimlerden önce kar yağarken soğutucu dağıtmış, tarafsız bir şekilde AKP’ye oy istemişti.
Yaman, 31 Mart seçimlerine dek Mardin Belediye Başkanlığı’nı da kayyım olarak yürütüyordu. Bu zaman diliminde Ahmet Türk hapis yattı, çıktı. Yeniden seçim gündeme gelince yeniden aday oldu. AKP yöneticileri, buna itiraz edip YSK’ye başvurdu. YSK uzun uzun inceledi, “Aday olabilir” dedi. Seçildi, göreve başladı. Beş ay geçmeden alındı.
Bırakın dünyayı, bırakın Türkiye kamuoyunu bunu Mardinlilere nasıl anlatacaksınız?
Böylesi durumlarda, usul esastan önce gelir. Hukuki deyimle, usul esasın kapısıdır.
Belediye başkanlarının görevden alınacağı, düğmeye basıldığı, bir gece önce bu illerde yankılandı. Diyarbakır’da “Balıkçı”, haberi saatler önce verdi. Diyarbakır Belediyesi’nin karşısındaki künefeci Levent Usta, önceki gece dükkânı her zamanki gibi 22.00 sıralarında kapatamadı. Çünkü polisler ayrılmadı, sabahlayacak! Saat 05.00 sıralarında da belediye kuşatıldı, devamında operasyon...
Eğer bu belediye başkanları, İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasındaki suçları işledi ise bunu ortaya çıkarıp, gereğini yapacak makam yargıdır. Açıklamada belirtilen konuların çoğu soruşturma aşamasında. Belki de kovuşturmaya, dava sürecine geçemeyecek. Zira bunun geçmişte pek çok örneği var.
Ne yazık ki terörle mücadeleye de hizmet etmeyecek, halkın vicdanında kabul görmeyecek bir usulle adım atıldı.

***

Konunun sıcaklığı içinde, ilk aşamada dikkatimizi çekenleri maddeleyelim:
1- İstanbul seçiminin yenilenmesiyle ortaya çıkan tablonun ardından AKP’nin bir daha kayyım yöntemine başvurmayacağı beklentisi vardı. Erdoğan, kayyım olasılığını 31 Mart’tan önce de dile getirmişti, ama 23 Haziran’dan sonra bunun rafa kalkması “aklın yolu” olarak bekleniyordu. Dünkü kararla, AKP içinde dile getirilen “Kürtlerin gönlünü kazanma” gündemden düşmüş görünüyor. Ya da “büyük gözdağı” vererek yeni bir süreci zorlamak istiyorlar.
2- Yukarıdaki maddeye paralel olarak Güneydoğu’da demokrasiye, devletin hukuki işleyişine olan inanç da büyük ölçüde zayıfladı. Başta Van olmak üzere bölgede iktidar sisteminden beslenenler dışında Ankara’yla diyalog ortamı büyük ölçüde azaldı.
3- Öcalan’ın Kürtler üzerindeki gücüyle çok sık oynayan iktidar, son attığı adımların sonuçlarını nasıl öngördü? Bunu şu aşamada bilemiyoruz. 23 Haziran İstanbul seçiminden önce Öcalan’ı mektupla siyasete soktular. Sonuç alamayınca, intikam mı alıyorlar, sorusu öne çıkıyor.
4- 31 Mart öncesinde Güneydoğu’da 95 belediye kayyımdaydı. “O dönem olağanüstü idi, şimdi normale döndük” denebilirdi. Dün bu olasılık ortadan kalktı.
Demokrasinin o en sade tarifi “Seçimle gelen seçimle gider”in yerini, seçimle gelen kayyımla gider aldı.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ahmet Türk, Hasan Basri Güzeloğlu, Mustafa Yaman