Ermeni Soykırımıyla Yüzleşme Medeniliğin Gereğidir
Ahmet İnsel
Son Köşe Yazıları

Ermeni Soykırımıyla Yüzleşme Medeniliğin Gereğidir

23.04.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Osmanlı Ermenilerinin bir soykırım boyutunda felakete maruz kalmalarına yol açan, İttihat ve Terakki hükümetinin başlattığı tehcirin üzerinden yüz yıl geçti. Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, bir yüz yıl boyunca bunun sonuçlarını tamamlayan bir etnik- dinsel temizlik politikasını bazen açık, çoğu zaman üstü örtük biçimde sürdürdü. Bu anlamda, Ermeni tehcirinin soykırım boyutlarındaki sonuçları Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel politikalarından biri ve milli kimliğin kurucu niteliklerinden biri oldu.
Bu etnik temizlik politikasının savaş koşullarında hayata geçirilmiş olması, işlenmiş olan “insanlığa ve medeniyete karşı suç”u hafifletmiyor. Daha sonra uluslararası hukuk literatürüne girecek olan bu kavram, dünyada ilk kez Osmanlı Ermenilerinin tehcir edilmeye başlanması vesilesiyle kullanıldı. 1919’da İstanbul’da yargılanan tehcir sorumlularına Osmanlı mahkemelerinin yönelttiği suç, mal gaspı, ırza tecavüz, hunharca insan öldürme gibi ağır suçlardı. Örneğin Boğazlıyan Kaymakamı Kemal’e yönelik Yozgat mahkemesi, işlenmiş suçları etraflı biçimde aktardıktan sonra, “Hissiyat-ı insaniye ve medeniye ile her ne şekilde olursa olsun bağdaşmayan ve İslamın huzurunda keba’ir cinayatdan (büyük suçlardan) sayılan öldürme çeşitlerine, çapulculuğa ve yağmalara sebebiyet vermiş” olduğunu şahitler ve delillerle kesinleştiğine hükmetmişti.
Kararda Kemal Bey’in, bütün Müslümanların Ermeni milletine karşı katliamda bulunmalarını doğal ve gerekli gördüğünün anlaşıldığı belirtiliyordu. Nitekim sanık da savunmasında, “Ermeniler Türk halkının ve Müslümanlık dininin iç düşmanlarıydı; Ermeni siyasi partileri ayrılıkçıydı” demişti. Halbuki bölgede görevli Yozgat ordu komutanı mahkemedeki ifadesinde İttihat ve Terakki’nin bölgeye yolladığı kişilerin “hayali bir Ermeni komitasının varlığını ihbar” ettiklerini, bunun üzerine silah araması emri geldiğini ve aramalarda sadece aramaları yapan kişilerin “yerleştirdiği” silahların bulunduğunu belirtmişti (Raymon Kevorkian, Ermeni Soykırımı, İletişim Yayınları, 712-713). Ne kadar tanıdık ifadeler ve eylemler değil mi?
Bu suçlar nedeniyle idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı, TBMM’nin 14 Ekim 1922’de aldığı bir kararla “Milli Şehit” kabul edildi. Ailesine Emlak-i Metruke’den ev verildi, tüm çocuklarına aylık bağlandı. İsmi daha sonra Boğazlıyan’da bir mahalleye ve bir okula verildi. Mülkiyeliler Birliği, 1973’te Kemal Bey’in kabrini anıtmezar olarak düzenleyip ziyarete açtılar.
Raymond Kevorkian’ın kitabı, tehcir kararlarının nasıl alındığını ve her kasabada, her kentte nasıl uygulandığını detaylı biçimde anlatıyor. 1160 sayfalık bu son derece önemli çalışmada, tehcir kararını uygulayan yerel yöneticilerin, Teşkilat-ı Mahsusa’nın yerel sorumlularının ve kirli işleri gördürdükleri insanların, kimisi cinayetlere karışan, çoğu ise işin müsadere kısmıyla ilgilenen yerel eşraftan insanların ve bu insanlık dışı uygulamalara karşı çıkanların ne yaptıkları anlatılıyor ve isimleri veriliyor.
Kevorkian her vilayetteki tehcir uygulamalarını ayrı bir bölümde inceliyor. Örneğin Erzurum’da tehcir kararının uygulanması için 18- 21 Nisan 1915 arasında valilikte toplanan 120 kişi arasında üç görüş ortaya çıktığını aktarıyor. Üçte biri tehcirin sınır bölgelerinde yaşayan Ermenilerle sınırlı tutulmasını, 20 kişi Ermenilerin rahat bırakılması, yarısı ise “bütün Ermenilerin yok edilmesini” talep etmiş. Birkaç hafta sonra uygulanmasına başlanan politika üçüncü grubun taleplerine uygun olacaktır. Sadece İstanbul’da, İttihat ve Terakki Genel Merkezi’nde değil, Osmanlı toplumunun içinde de korku, kıskançlık, dinsel kin ve mala göz koyma nedenleriyle bu kitlesel katliamın suç ortağı olmaya hazır bir kesim olduğu açık. Ama bunu hep devlet aklı bir biçimde yönlendirdi.
Bugün Ermeni soykırımıyla yüzleşmek, Türkiye toplumunu inkârcılığın vicdani yükünden, bunun yarattığı medenilik eksiğinden ve sadece kendi acılarının mutlaklaştırılmasından beslenen kutsal mazlumiyet psikopatolojisinin yıkıcı tezahürlerinden kurtulmasının olmazsa olmaz adımlarından biridir. Türkiye’de bu adım toplumun devlet aklının tahakkümünden kurtulmasıyla mümkün olacak.  

Yazarın Son Yazıları

Hınç politikaları ve nihilizm

Hınç politikaları ve nihilizm

Devamını Oku
04.09.2018
Bir otokrat prototipi

Bir otokrat prototipi

Devamını Oku
01.09.2018
Kayırma ekonomisinin bedeli

Kayırma ekonomisinin bedeli

Devamını Oku
28.08.2018
Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği

Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği

Devamını Oku
25.08.2018
Trump ve yeni otoriterizm

Trump ve yeni otoriterizm

Devamını Oku
21.08.2018
Büyük kriz gözüktü

Büyük kriz gözüktü

Devamını Oku
14.08.2018
İş Allah’a kalınca....

İş Allah’a kalınca....

Devamını Oku
11.08.2018
Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme

Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme

Devamını Oku
07.08.2018
Yeni-patrimonyalizm üzerine

Yeni-patrimonyalizm üzerine

Devamını Oku
04.08.2018
Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm

Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm

Devamını Oku
14.07.2018
Erdoğanizm Türkiyesi

Erdoğanizm Türkiyesi

Devamını Oku
10.07.2018
Post-komünist otoriter kapitalizm

Post-komünist otoriter kapitalizm

Devamını Oku
07.07.2018
Otoriter kapitalizmin geleceği

Otoriter kapitalizmin geleceği

Devamını Oku
03.07.2018
Kindar nesil böyle yetiştirilir

Kindar nesil böyle yetiştirilir

Devamını Oku
30.06.2018
Durum budur…

Durum budur…

Devamını Oku
26.06.2018
Yarın ve ötesi

Yarın ve ötesi

Devamını Oku
23.06.2018
Paçalardan akan ne?

Paçalardan akan ne?

Devamını Oku
19.06.2018
Kibrin otokrat hali

Kibrin otokrat hali

Devamını Oku
16.06.2018
Siyasette yalan ve yanlış

Siyasette yalan ve yanlış

Devamını Oku
12.06.2018
Tayyip Erdoğan pişman mıdır?

Tayyip Erdoğan pişman mıdır?

Devamını Oku
05.06.2018
Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...

Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...

Devamını Oku
02.06.2018
Dindaş/ırktaş demokrasisi

Dindaş/ırktaş demokrasisi

Devamını Oku
29.05.2018
Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim

Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim

Devamını Oku
26.05.2018
Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek

Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek

Devamını Oku
22.05.2018
HDP’nin alacağı oyun önemi

HDP’nin alacağı oyun önemi

Devamını Oku
19.05.2018
AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı

AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı

Devamını Oku
15.05.2018
Enkaza işaret etmek yeterli değil

Enkaza işaret etmek yeterli değil

Devamını Oku
12.05.2018
Diktatörler seçimle gider mi?

Diktatörler seçimle gider mi?

Devamını Oku
08.05.2018
HDP kilit parti olabilir

HDP kilit parti olabilir

Devamını Oku
05.05.2018
Seçim öncesi 1 Mayıs

Seçim öncesi 1 Mayıs

Devamını Oku
01.05.2018
Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü

Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü

Devamını Oku
24.04.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı

Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı

Devamını Oku
21.04.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar

Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar

Devamını Oku
17.04.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron

Trump’ın kuyruğundaki Macron

Devamını Oku
15.04.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması

Fransa’da yeniden laiklik tartışması

Devamını Oku
14.04.2018
Satranççıya karşı tavlacı

Satranççıya karşı tavlacı

Devamını Oku
10.04.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları

Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları

Devamını Oku
07.04.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime

Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime

Devamını Oku
03.04.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?

Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?

Devamını Oku
31.03.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler

Irkçılığı besleyen yalan haberler

Devamını Oku
27.03.2018