Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

09.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor” cümlesi bugün sıkça kuruluyor. Ama dürüst olalım: Bu bir geçiş değil, bir itiraf. Çünkü zaten dünya çoktan bu noktaya gelmişti. Şimdi olan şey, bunun artık gizlenmemesi.

Hepimiz iyi biliyoruz: Libya, Irak, Suriye, Gazze... Bu ülkeler yıllar önce “insani müdahale”, “kitle imha silahları”, “terörle mücadele” gibi kavramlarla parçalandı. O günlerde en azından (inandırıcı olmasa da) bir meşruiyet dili vardı. Bugün ise gerekçe üretme zahmeti bile ortadan kalkmış durumda. Venezüella’ya yapılan müdahale, Grönland’ın satın alınabileceğinin rahatlıkla dile getirilmesi, Ukrayna’da yaşananlar, Gazze’deki yıkım... Hepsi aynı hikâyenin farklı sahneleri. Artık kimse dünyayı kurallarla yönettiğini iddia etmiyor. Güç konuşuyor. Bu yeni değil; fütursuzluğu yeni.

Bir zamanlar Birleşmiş Milletler vardı. Güvenlik Konseyi vardı. Uluslararası hukuk vardı. En azından kâğıt üzerinde. Bugün o kurumlar ya felçli ya da dekoratif. Veto mekanizmaları, büyük güçlerin çıkarları söz konusu olduğunda hukuku askıya almanın kibar bir adı haline geldi. Ortaya çıkan tablo net: Büyük güçler, kendi “etki alanları” içinde diledikleri gibi davranabileceklerini düşünüyor. Pekâlâ ABD’nin Batı Yarımküre’de yaptığını, Rusya eski Sovyet coğrafyasında, Çin ise Pasifik’te (örneğin Tayvan) yapabilir. Neden olmasın ki? Kimse bunu yüksek sesle ilan etmiyor ama herkes buna göre pozisyon alıyor. Sessiz bir pazarlık, sessiz bir kabulleniş söz konusu.

Grönland vakası bu açıdan çarpıcı. Şimdilik Avrupa Birliği ülkeleri için bir “kırmızı çizgi” gibi görünüyor. Ama Trump strateji değiştirirse? Doğrudan ilhak ya da satın alma yerine daha dolaylı yollar devreye girerse? Askeri ve stratejik fiili kontrol, ekonomik ve teknolojik kuşatma gibi adımlar çok daha olası. ABD’nin askeri varlığını artırması, kritik madenlere erişim sağlaması, altyapı yatırımları üzerinden fiilî bir bağımlılık yaratması... Hukuken egemenlik sürer, ama pratikte karar mekanizmaları Washington’a bağlanır. Avrupa buna yüksek sesle itiraz eder, sahada ise “krizi büyütmeyelim” refleksiyle geri çekilir. Venezüella karşısındaki sessizliğin Avrupa versiyonu neden olmasın?

Bu sessizliğin nedenleri de ortada. Avrupa’nın askeri kapasitesi hâlâ ABD’ye bağımlı. Enerji, teknoloji ve istihbarat alanlarında Washington belirleyici. Üstelik siyasi birlik kırılgan. Macron, Scholz ve Starmer aynı dili konuşmuyor. Trump bütün bunları biliyor.

ABD 66 ULUSLARARASI ÖRGÜTTEN ÇEKİLİYOR

Bu tabloyu daha da netleştiren bir gelişme ise önceki gün yaşandı. Donald Trump, ABD’nin 66 uluslararası örgüt ve yapıdan çekilmesini öngören bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Çekildiği kurumların yaklaşık yarısı BM sistemiyle bağlantılı. En kritik adım, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nden çıkış. Bu karar, ABD’nin küresel iklim işbirliğinden neredeyse tamamen kopması anlamına geliyor. Gerekçe tanıdık: pahalı, verimsiz, ABD çıkarlarına aykırı, egemenliği tehdit eden kurumlar ve yapılar...

Bu yalnızca iklim meselesi değil. DSÖ’den UNESCO’ya, insan hakları yapılarından bilimsel kuruluşlara uzanan bir kopuştan söz ediyoruz. Uluslararası Kriz Grubu’nun ifadesiyle bu, “Washington’un kurallarıyla işbirliği, aksi halde hiçbiri” anlayışının kristalleşmesi. Yani çok taraflılık yerine, çıkar temelli ve koşullu bir düzen.

Bu düzenin en tehlikeli yanı, artık istisna değil norm haline gelmesi. Eskiden bir müdahale olduğunda dünya ayağa kalkar, hukukçular konuşur, gazeteler tartışırdı. Bugün ise “zaten bekleniyordu” denip geçiliyor. İşte kırılma noktası tam da burada. Çünkü bir şey normalleştiği anda, ona karşı direnç de zayıflar.

Kurallara dayalı düzenin zayıflaması, halklar için istikrarsızlık demek. Sürekli kriz, sürekli belirsizlik, sürekli geçici çözümler... Demokrasi “lüks”, özgürlük “ertelenebilir”, güvenlik ise her şeyin önüne geçen bir gerekçe haline geliyor.

TRUMP’IN ARKASINDAKİ GÜÇ NE? YA DA KİMLER? 

Burada durup şu soruyu sormak gerekiyor: Küresel düzeni bu yönde yeniden şekillendiren asıl aktör kim? Trump mı? Hayır. Trump’ı “düzeni kuran” değil, düzen değişimini meşrulaştıran siyasi figür olarak görmek gerekiyor.

Bugün çıkar temelli, tek taraflı ve güç merkezli düzeni şekillendiren belli katmanlar var. İlki, Trump’tan önce de var olan ve Trump’tan sonra da var olacak ABD devlet aklının sert çekirdeği: Bu çekirdeğin temel öncelikleri değişmedi: ABD dolarının küresel üstünlüğü; enerji ve kritik kaynaklara erişim; askeri ve teknolojik üstünlük; rakiplerin (Çin, Rusya) alan kazanmasını sınırlamak... Strateji değişmedi, sadece ambalaj düştü.

İkincisi, fosil enerji, savunma ve teknoloji ekseninde şekillenen küresel sermayenin yeni fraksiyonları. Bunlar istikrarlı hukuk değil, hızlı erişim ister. Yatırımın önünde çevre, iklim, insan hakları engel olsun istemezler. Uluslararası anlaşmalar “yavaşlatıcı” bulunur. Devlet gücü, pazar açma aracı olarak görülür. Venezüella petrolü, Grönland madenleri ya da Ortadoğu enerji yolları. O yüzden şunu bilelim:

Trump, çıkar temelli ve güç merkezli yeni düzenin mimarı değil. Onun siyasi tercümanı.

Yazarın Son Yazıları

Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025
Nasıl bir eğitim?

Sadece anayasal hakkı olan barışçıl protesto hakkını kullandıkları için hapiste tutulan üniversite öğrencileri olan bir ülke...

Devamını Oku
30.05.2025
Sosyalist Enternasyonal İstanbul’da... Dünya solu ne yapmalı?

O kadar fazla sistematik saldırı altındayız ki... Kimi zaman büyük resmi görebilmek için yaşananları alt alta sıralamak önemli...

Devamını Oku
23.05.2025
‘Çözüm süreci’ ve sonrası

Barışı uzak bir hayal olmaktan çıkarmak hiç kolay değildir, en azından bizim coğrafyada.

Devamını Oku
16.05.2025
Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Devamını Oku
09.05.2025
Siz gidene kadar...

Siz gidene kadar...

Devamını Oku
02.05.2025
Deprem ensemizde: 40 milyar dolarlık sessizlik

Deprem ensemizde: 40 milyar A dolarlık sessizlik

Devamını Oku
25.04.2025
Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Devamını Oku
18.04.2025
Tarife savaşının şifreleri

Tarife savaşının şifreleri

Devamını Oku
11.04.2025
Uyanış...

Uyanış...

Devamını Oku
04.04.2025
Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Devamını Oku
28.03.2025
AKP’nin elinde 2 torba: Biri Gezi, diğeri ‘terör’

AKP’nin elinde 2 torba: Biri Gezi, diğeri ‘terör’

Devamını Oku
21.03.2025