Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

09.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu. Tek kutuplu dünyanın devamlılığı, onun yaşamıyla eşdeğer olduğundan; Ortadoğu, Orta Asya, Hazar Bölgesi’nden sonra şimdi de emperyalizmin kuşatması altındaki Latin Amerika’ya ulusal çıkarları doğrultusunda yeni bir şekil vermeye kalkıştı. Çünkü okyanuslar artık onu savunmaya yetmiyordu.

Bu strateji; bundan böyle ABD yaşam sahasının, Amerika kıtası dışında oluşturulmasını amaçlıyordu. Ve yeni yüzyılda Irak, Libya ve Suriye’de girişilen zorbalığın ardından son örnek Venezuela’da yaşandı. Yeni stratejisi bu ülkede uygulamaya kondu. Bu girişim, ülkenin yönetimini ve petrol başta olmak üzere yeraltı kaynaklarının işletilmesini de kapsıyordu. Birleşmiş Milletler üyesi bir devlet tüm dünyanın gözleri önünde ABD’nin saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Bu da yetmedi; İran, Kolombiya ve Küba’nın da sırada olduğu açıklandı. Son gelişme; yerkürede siyasal resmin ancak ABD’nin izin verdiği ölçüde tesis edileceğine işaret ediyor.

ABD YÖNETİMİNİN AMACI 

ABD yönetimi egemen bir güç olarak yer kürede varlığını devam ettirmektedir. ABD’nin bu yöndeki tüm girişim ve eylemleri; gerçek olmayan “özgür ve demokratik bir dünya yaratılması” söylemi içinde sürdürülmektedir. Aslında konu, ABD’nin yaşamı için gereksinim duyulan enerji ve hammadde kaynaklarının, nadir toprak elementlerinin, stratejik harekât açısından üs ve kolaylık olanağı sağlayabilecek değerdeki bölgelerin ele geçirilmesi ve ulaştırma yollarının kontrol edilmesidir.

ABD yerkürede egemenlik tesisi yolundaki bu ve benzer girişimlerle, hedef ülkelerin ekonomik, diplomatik, askeri, kültürel, psikolojik, bilimsel ve teknolojik alanlarda etki altında bulundurulmasına yönelmektedir. ABD o ülkeler üzerinde bu etkiyi sağlamak için dünyayı askeri harekât açısından değişik alanlara ayırmış; bu alanlarda barıştan itibaren komuta- kontrol yapısını oluşturmuş ve harekât planlarını geliştirmiştir. Bunu gerçekleştirebilecek kuvvetler, ana kıtada ve dünyanın her yerindeki ABD üslerinde hazır tutulmaktadır. Seferberlikte silah altına alınacak bir insan gücüyle ABD, 4 milyonluk bir silahlı kuvvetleri idame ettirebilme olanağına sahiptir.

ABD’NİN STRATEJİSİ

ABD’ye göre; uluslararası hukuk, uluslararası antlaşmalar, insani ve ahlaki değerler, hak ve özgürlükler, demokrasi anlayış, ülkelerin toprak bütünlüğü gibi gerekçeler, bu çıkarlar önünde engel teşkil etmez. Bunlar ABD için yalnızca birer ayrıntıdan ibarettir. Öyle ki; ABD 21’inci yüzyıl dünyasında Birleşmiş Milletler’in gerekli olup olmadığını bile sorgulayabilecek bir noktaya gelmiştir. Ona göre; askerî güç kullanımını gerektiren her koşulda yeterli güce sahip olunmalı ve bu güç her koşulda idame ettirilmelidir.

ABD askeri gücü konuşlandırıldığı yerden dünyanın her yerine süratle intikal edebilecek olanak ve yeteneğe sahip olmalı; ana kıtadan uzakta icra edilecek bir askeri harekâtı bağımsızca ve zaman kısıtlaması olmaksızın sürdürebilmeli; harekâtı en az sayıda kayıpla ve en kısa sürede zaferle sonuçlandırabilmelidir. ABD daha 2000’li yılların başlangıcında bu olanağa sahip olmuştur.

ABD stratejisinde önemli olan husus ulusal çıkarların korunmasıdır. Günümüzde ABD Türkiye ile sanki dostluk ve işbirliği içinde imiş gibi yapay bir görüntü sergilemektedir. İşin yadırganacak yanı ise; bunu gören siyasal iktidarın; bu ilişki boyutunun hâla “stratejik ortak” düzeyinde olduğunu ileri sürmesidir. Halbuki; ABD ve Türkiye’nin ulusal çıkarları Ortadoğu’da günden güne taban tabana zıt bir gelişme yönünde evrilmektedir. ABD-Türkiye “stratejik ortak” değerlendirmesinin ulusal çıkarlarımızla ne derece bağdaştığı, gerçeklerle ne derece örtüştüğü, yarın ne olacağı, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere bakılarak görülebilmektedir. Bölgede bugün üç parçalıya doğru bir gidiş seyrederken gelecekte dört parçalı olmaya aday görünen “Kürdisrailistan” da artık belirginleşmeye başlamıştır.

GÜVENLİK GEREKSİNİMİ

ABD aslında bir “ada devleti” olarak güvenlik gereksinimleri açısından silahlanmaya en az kaynak ayırması gereken bir devlettir. Buna karşın silahlanma yarışında en önde gitmektedir. Kendisini dünyanın özgürlük ve demokrasi şampiyonu gibi göstermekte; dünya sorunlarıyla ilgileniyor gibi görünerek yalnızca dünya egemenliğini devam ettirme yolunda ilerlemektedir. Silahlı kuvvetleriyle dünyada karşı konulmaz bir güç görüntüsü sergilerken silah endüstrisi ile ülkede istihdam yaratmakta, ekonomik getiri sağlamakta, ABD silahlı kuvvetlerini desteklemekte ve silahlı kuvvetlerini uluslararası alanda “diplomatik baskı aracı” olarak kullanmaktadır. Tüm bunlar ABD’nin girişeceği her harekâtta ondan zaferle çıkacağı inancını yaratmıştır ancak gerçekler farklıdır. 21 yılda 50 bin ABD askerinin kaybına neden olan Vietnam yenilgisi ve iki yılda 2 bin askerin kaybına neden olan “Irak harekâtı” bu inancı sarsmıştır.

Bitirirken Türk-ABD ilişkilerinde yakın dönemde Türkiye aleyhinde kapsamlı gelişmeler ortaya çıkmıştır. Önüne “ılımlı İslam”, “Büyük Ortadoğu Projesi” gibi engeller konan Türkiye’nin politik sorunlarla mücadele gücü giderek azalmaktadır. Şimdilerde ise Atatürk Cumhuriyetinin kurucu değerleri ve anayasal nitelikleri tartışmaya açılmıştır. Türkiye’nin ortak paydasını yok etmeyi amaçlayan bu girişimlerin etkisiz kılınması için, siyasal yönetim kadroları uygun politikalar geliştirememiştir. Karşılaşılan tehdit ve tehlikeler karşısında etkili hareket tarzları ortaya konamamıştır.

Başta Suriye’de ortaya çıkan gelişmeler olmak üzere; ABD ile olan ilişkilerin; Türkiye’nin ulusal çıkarları; ulusal hedefleri ve güvenlik anlayışı çerçevesinde yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir. Günü geldiğinde Türkiye ile ABD’nin, bu günkünden daha değişik alanlarda, askeri harekât dahil daha değişik ortamlarda ve koşullarda muhasım olarak karşı karşıya gelebileceği bir olasılık olarak gözden uzak tutulmamalıdır. ABD’nin neler yapabileceği belli olmuştur. Onun hak hukuk bilmez, kural tanımaz, dünyayı umursamaz başkanı ise; çağdaş değerleri hiçe sayan tehlikeli bir yaklaşımla dünyayı işin içinden çıkılmaz bir karmaşa ortamına doğru sürüklemektedir.

DOĞU SİLAHÇIOĞLU

EMEKLİ TÜMGENERAL 

Yazarın Son Yazıları

Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026