Sanmayın ki çete liderinin değişmesi ülkenin kaderini değiştirecek.
Yıllardır işaret edilen malum tehlikeler şöyle ya da böyle neticede aynı çetenin marifetiyle tek tek gerçekleşecek.
Hareketin adından ya da başında kim olduğundan, darbe üzerine darbe yiyen Cumhuriyete ne?
Rejim nicedir sistemli ve ayarlı bir şekilde dibe çökmekte.
Herkesi tek tek avlıyorlar; askerlerden başladılar en son sanatçılara vardılar.
Cumhuriyetin tüm kurumlarını, kazanımlarını, hayallerini, ideallerini tekme tokat yıkıyorlar.
Eskiden bunu gizli ve sinsi yollarla çaktırmadan yaparlardı.
Şimdi göğüslerini gere gere, zafer coşkusu ve iktidar hırsıyla yapmaktalar.
Kendilerince son noktayı tükenmez ve silinmez bir kalemle sistemin tam kalbine koymaktalar.
İktidara biat etmeyen tek bir insan bile bu ülkede barınamayacak; muhalif olan herkes hızla işinden ve düzeninden olacak, diye yola çıktılar.
Askeri okulları kapatmaları, orduyu dağıtmaları ve tüm Silahlı Kuvvetleri Cumhurbaşkanı’na bağlamaları bir çeşit zafer dansı.
Alenen “Darbe öyle yapılmaz böyle yapılır” diyorlar ve son doksan üç yıla ait ne varsa üzerinde tepiniyorlar.
Askeri darbeyi önledik, ülkeyi kurtardık, düşmanı patakladık diyerek adının koyulmasını zinhar men ettikleri okkalı ve gerçek bir darbeyle eski dosttan yeni düşmana her şeyi deviriyorlar.
Üzerlerinde asker üniforması olmaması gerçekleri değiştirmiyor. Asla sivil değiller. Beyinlerinde bin yıllık kalıplar, ruhlarında farklı farklı üniformalar, bambaşka bir ülke hayal etmekteler.
15 Temmuz...
Evet bu tarih bu ülke için gerçekten bir milat.
Ama demokrasinin, Cumhuriyetin, adaletin, bağımsızlığın değil;
Ülkeyi nicedir içten içe ele geçiren ve liderleri birbiriyle tepişen bir çetenin hoyrat zafer sarhoşluğunun miladı.
Bir avuç gazetecinin, araştırmacının, politikacının, akademisyenin bugün son nefesleriyle, mevcut iktidarın eski ortağıyla çevirdiği dolapları ve o dolaplar sayesinde palazlanır palazlanmaz ortaklarını sırtından atma hamlelerini bangır bangır bininci kez deşifre etmesi iktidarın hızını kesmeye yetmiyor.
Hikâyenin, ihanetin, hesaplaşmanın, tepişmenin ve niyetin aleniliği artık beş para etmiyor.
Sistemin tüm kurumlarının üzerinden silindir gibi geçip aynı yere tek adamın iktidarına giden bir asfalt dökmeye sadece bu ülkede değil tüm dünyada resmen diktatörlük girişimi deniyor.
Gerçek demokrasilerde iktidarlar muhalifleriyle yarışırlar;
Onları piyasadan silmeye, yok etmeye, mahvetmeye, gömmeye çalışmazlar.
Hele bunu hukuk ve demokrasi adına asla yapamazlar.
Tehditlerin havalarda uçtuğu, dolapların fır döndüğü, yalanların binin bin para olduğu, entrikaların hükmettiği, bilinmezliklerle dolu bir atmosferde kimin darbesi kimin cebinde asla anlaşılamaz;
Darbelerin adları da sıcağı sıcağına doğru konamaz.
Şuursuzca peşine düştüğümüz beyaz tavşanın bizi hangi delikten hangi boşluğa düşürdüğünü zamanla daha net göreceğiz.
Ve bugün göremediğimiz önümüzü, ancak iş işten geçtikten sonra yazılan tarihi okuyarak, geçmişimiz ve hatta bitişimiz olarak anca netleştireceğiz.
Epeydir kendi yolumuzda değiliz; tekinsiz beyaz tavşanın peşindeyiz.
Beyaz tavşan... Alice’i peşinden koşturan...
Her zaman tehlikeli ve ikna edicidir.
Eğer bir masal kahramanıysanız onun peşinden Harikalar Diyarı’na; film kahramanıysanız Matrix’e geçebilirsiniz.
Ama Ortadoğu’da tuhaf bir halksanız ve beyaz tavşanın peşine takılmışsanız, gideceğiniz tek yer kendi cehenneminizdir.
Bu ülke nihayetinde kâbuslar diyarında yolunu kaybetti.
Bu ülke o mantarı daha en başta yemeyecekti;
Kendi yolundan çıkıp beyaz tavşanın peşine hiç ama hiç düşmeyecekti.
Beyaz tavşanı izle Türkiye
Yazarın Son Yazıları
Yanık saraylar
Patron çıldırdı
‘O kadar istiyorsan eve bir mülteci al besle’
Vatandaşın evi
Mültecinin evi
Atinalı Sokrates’ten Boğaziçili direnişçilere
Sizin hiç silahınız çalındı mı?
Uçağın kadar konuş!
Merve’nin kaderi ve bizim kaderimiz
‘Ben Aziz Nesin...’
Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı
Her şey ‘gerçekten’ çok güzel olsun diye...
O çocuklar sizi hiç sevmeyecekler
Katil belli, refleks belli, sonuç belli
Gazeteciliğin karanlık yüzü
‘Hadi’ ama kime hadi?
Mafyayı bilmek ve mafyayı anlamak
‘Ne oldu? Öldürdün mü?’
‘O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!’
Neyi bekliyorsunuz?
Kimin lehi, kimin aleyhi?
Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti
Gençliğe hitabe
Sen de vaat edilmiş, ben diyeyim işgal edilmiş
Devlet, mafya ve siyaset üçgeni değil, dairesi
Çocuklarımızın ismini neden Deniz koymuştuk biz?
Temel ihtiyaçlar listesi
Beş maymun* ve bir toplum
İnsanlığın aydınlık ve karanlık yüzü
Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan!
Burada yazar ne demek istemiştir?
Geçmiş olsun Ahmet Altan
‘Patates soğan, güle güle Erdoğan’
‘Darbe’nin kelime anlamı ve bizim için anlamı
Günün mönüsü: Emekli generaller
Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar
Kokain cesareti
İktidarın yüzüncü yıl fantezisi belli, peki ya sizinki?
Siyasi başarısını;
Tek parti, tek akıl, tek uçurum