Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar

02 Nisan 2021 Cuma

Evet, kadına şiddette erkekler kadar kadınların da suçu vardır.

Ama hangi kadınların?

Daha küçücük bir kız çocuğuyken bedeninden utanmayı öğrettiğiniz kadınların mı?

Baba otoritesiyle korkuttuğunuz kadınların mı?

Dini masallarla varlığını kökten kötülediğiniz kadınların mı?

Evlilik öncesi cinsellikle ilgili hiçbir şey bilmemesi gerektiğini düşündüğünüz kadınların mı?

Evlendikten sonra da yatakta kocalarının askeri olmasını öğütlediğiniz kadınların mı?

Evet, kadınlar suçludur.

Çünkü bu örgütlü kötülüğün içinden kendi kişiliklerini sağlıklı bir şekilde oluşturup isyan etmeleri çok zordur.

Üniversitede okuyabilirler, politikaya girebilirler, Meclis kürsüsüne çıkıp fikir beyan edebilirler.

Ama köklerindeki eğitim tabularla, ahlakla, yasaklarla onların dillerini ve kalplerini bağlar.

KADININ SUÇU

İşte ellerindeki tüm ayrıcalıklı olanaklara rağmen bunu yapamayan, yapmayan kadınlar gerçekten kadına şiddet konusunda erkekler kadar suçludurlar.

Gerçeği bildikleri, bu gerçeği haykırabilecek yere geldikleri halde hâlâ sustukları için suçludurlar.

O susan güçlü kadınlar... misal... onlar da her ay regl olurlar.

Regl olmanın doğurganlığın doğal bir döngüsü olduğunu gayet iyi bilirler. Bir hastalık olmadığını da bilirler. Bir kirlenme olmadığını da bilirler. Kendilerinden bilirler...

Ama o kürsülerden bunu dile getiremezler.

Annelere “Yeter artık kız çocuklarınıza regl olmaktan utanmayı öğretmeyin!” diyemezler.

Ya da “Hijyen için 12-13 yaşından 50-60 yaşına kadar her ay kullanmak zorunda olduğumuz malzemeleri devlet biz kadınlara ücretsiz sağlamak zorundadır” diye bangır bangır bağıramazlar.

“Erkek çocuklarınızla kız çocuklarınızı eşitlik bilinci vererek büyütün. Erkeği evin reisi, kadını da onun himayesindeki korunmaya muhtaç ve sadece annelikle kutsanmış ikinci sınıf insan zannetmesinler” diye de haykıramazlar.

Suç işte burada başlar.

Başını toplumsal baskı yüzünden yerden kaldıramayan kadın, haklarını aramadığı, o feodal yapının bir parçası olarak hayatta kalmaya çalıştığı ve erkek şiddetinin bu şekilde yaygınlaşıp meşrulaşmasına olanak verdiği için suçlu değildir.

İktidardaki eril şiddetin vitrinine kadar çıkmayı başaran...

Ve o vitrinde kazan kaldırıp da eril şiddeti en tepeden başlayarak yerle yeksan edebilecek gücü ellerine geçirdikleri halde kullanmayan kadınlar suçludur.

KADININ SUSKUNLUĞU

Sadece muhafazakâr partilerde ya da muhafazakâr çevrelerde değil...

Aydın, ilerici, çağdaş bir dünyada da...

Eğitim alabilmiş, ekonomik özgürlüğünü kazanmış ve bir birey olmayı başarmış olduğu halde...

“Çocuğum, kocam, annem, babam, hısım, akraba, komşularım, mahalleli, esnaf, el âlem ne der” zırhını kuşanarak dilini ve aklını adaletsizlikle savaştan yana kullanabilecekken kullanmayan tüm kadınlar suçludur.

Aslında konuşabilecek kadınların bile seslerini bir yere kadar çıkarabildiği bir dünyada başına geleni anladığı halde anlamamış gibi davranan tüm kadınlar suçludur.

Kendi inandıkları dinin ve mezhebin ya da geleneklerin, göreneklerin, korkuların hapishanesinde...

Toplumsal rollerle sakatlanmış bir kadınlığın ne olduğunu gayet iyi bildikleri halde celladına âşık bir zavallı gibi sindikleri yerden ancak kendilerine izin verildiği kadar konuşan kadınlar suçludur. 

Erkekler geniş kalçalı çok memeli kadın tanrıları bundan binlerce yıl önce canlı canlı toprağa gömdüler.

Toplumun sindirdiği kadınlardan önce, toplumda sivrildiği halde hâlâ eril erki kutsayan bu suçlu kadınlara hatırlatmak gerekir

Yani hanımlar! 

Sizin hemcinsiniz olan o en eski tanrılar hâlâ toprak altında canlılar...

Ve hepsinin hâlâ çok geniş kalçaları ve çok sayıda memeleri var.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları