Her gün bu gazetenin birinci sayfasında, en başta, on gazetecinin fotoğrafı; Çok uzaklardan bize bakıyorlar. Bize... gözlerimizin içine. Sosyal medyada iki yazarın her geçen gün artık biraz daha az çıkıyor karşımıza fotoğrafı;
Çok uzaklardan bize bakıyorlar.
Bize... gözlerimizin içine.
Sitemle.
Sayıları devamlı artıyor.
Bir gazeteci daha... Bir yazar daha... Bir akademisyen daha... Bir milletvekili daha... Bir yerel yönetici daha...
İçeri... içeri... çok ama çok içeri, derine, dibe, karanlık bir dehlize atılıyorlar.
Biz istediğimiz kadar haykıralım;
“Elini kolunu sallayarak aramızda gezen gerçek teröristler dışarıda;
Terörist diye suçlanıp yargılanan aydınlar içeride” diyelim.
İktidar için bunun hiçbir kıymeti yok.
Ülke tamamen kontrolden çıkmış; ardı ardına sokaklarda bombalar patlıyor; diplomatik cinayetler işleniyor ve MİT neredeyse gerçekten bir efsaneymiş gibi davranıyor...
Gerçekler her seferinde hasır altı.
Ülkenin ne dostu belli ne düşmanı.
Ama iktidar hâlâ halka “Sizin aydın sandığınız kişiler aslında birer terörist” mesajı vermenin derdinde.
Bu arada biz istediğimiz kadar polis sandığımız kişinin polis;
Savcı sandığımız kişinin savcı;
Asker sandığımız kişinin asker;
Politikacı sandığımız kişinin politikacı olmadığını tereddütsüz bir şekilde öğrenmiş olalım;
Herkesin... ama herkesin, en baştakinden en sondakine kadar herkesin, göründüğünden, bilindiğinden başka biri... olabileceğini sezelim.
“Buna ülkeyi yönetenler de dahil” diyelim...
Fark etmiyor.
İktidarın elinde hileli bir ayna;
Kendi suçlarını muhaliflere yansıta yansıta hedefe doğru ilerliyor.
Batı’ya kindarca sırtını dönerken; halkı Ortadoğu’nun kullanışlı cehaletine teslim ediyor.
Şu anda ülkeyi hızla felakete sürükleyen ne varsa;
Hepsi gerçeklerin, soruların, itirazların, insan haklarının, çağdaş hukukun, evrensel adaletin, aklın, mantığın ulaşamadığı o derinlikte kurgulanıyor.
Onlar, o gazeteciler, o yazarlar, o politikacılar o derinlikten dışarıya ulaşan tek ve büyük bir çığlıklar.
Ama dışarının gürültüsünde kayboluyorlar.
O gürültüyü çıkaranlar... Yani elini kolunu sallayarak sokaklarda dolaşan ve zamanı gelince hiçbir engelle karşılaşmadan kendini patlatan canlı bombaları;
Devletin resmi kurumlarında çalışan ve profesyonel bir tetikçi olduğu ancak cinayet işledikten sonra ortaya çıkan katilleri bu ülkenin kalbine bıçak gibi saplayanlar için...
Hapse atılan aydınlar, adı sanı belli teröristlerden gerçekten bin kat daha tehlikeliler.
O yüzden, terörün diplomatik bir dile dönüşüp, ulusal ve uluslararası tüm ilişkiler üzerinde hüküm sürdüğü bu süreçte..
Sorulması gereken sorular ve verilmesi gereken cevaplarla birlikte iktidarın o derin dehlizine üst üste gömülmekteler.
Neticede sistemi idare edenler, kendi iklimlerinde terörü olağan hatta bazen kaçınılmaz görmekteler;
Ve olan biteni sorgulayan herkese ölümüne kinlenmekteler.
İktidarın derin dehlizleri
Yazarın Son Yazıları
Yanık saraylar
Patron çıldırdı
‘O kadar istiyorsan eve bir mülteci al besle’
Vatandaşın evi
Mültecinin evi
Atinalı Sokrates’ten Boğaziçili direnişçilere
Sizin hiç silahınız çalındı mı?
Uçağın kadar konuş!
Merve’nin kaderi ve bizim kaderimiz
‘Ben Aziz Nesin...’
Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı
Her şey ‘gerçekten’ çok güzel olsun diye...
O çocuklar sizi hiç sevmeyecekler
Katil belli, refleks belli, sonuç belli
Gazeteciliğin karanlık yüzü
‘Hadi’ ama kime hadi?
Mafyayı bilmek ve mafyayı anlamak
‘Ne oldu? Öldürdün mü?’
‘O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!’
Neyi bekliyorsunuz?
Kimin lehi, kimin aleyhi?
Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti
Gençliğe hitabe
Sen de vaat edilmiş, ben diyeyim işgal edilmiş
Devlet, mafya ve siyaset üçgeni değil, dairesi
Çocuklarımızın ismini neden Deniz koymuştuk biz?
Temel ihtiyaçlar listesi
Beş maymun* ve bir toplum
İnsanlığın aydınlık ve karanlık yüzü
Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan!
Burada yazar ne demek istemiştir?
Geçmiş olsun Ahmet Altan
‘Patates soğan, güle güle Erdoğan’
‘Darbe’nin kelime anlamı ve bizim için anlamı
Günün mönüsü: Emekli generaller
Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar
Kokain cesareti
İktidarın yüzüncü yıl fantezisi belli, peki ya sizinki?
Siyasi başarısını;
Tek parti, tek akıl, tek uçurum