Bu Gidiş Nereye? (21.07.2014)
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Bu Gidiş Nereye? (21.07.2014)

21.07.2014 02:00
Güncellenme:
Takip Et:

Açıklanması zor garip olaylar giderek sıklaşmaya başladı. Adeta, yüz yıl sonra yine dünyanın “dibi çıkıyor”. İnsan “bu gidiş nereye?” diye düşünmeden edemiyor.

Ortadoğu’dan başlayalım
Ortadoğu’da kaos geçen hafta konuştuğumuz yönde, yeni gariplikler sergileyerek yayılıyor.
Üç İsrailli gencin 12 Haziran’da kaçırılması bölgenin, zamanın ruhuna uygundu ama olayı kimsenin sahiplenmemesi, kaçırılanların bir tutuklu değişimi için pazarlık konusu yapılmadan öldürülmesi çok garipti. Bu garip olay, bir insani trajedi olarak, çözümsüzlüğü içinde kanamaya bırakılmış, bir süredir belli bir sessizlik içinde devinen Gazze-Hamas krizini yeniden patlattı. Hafta kapanırken İsrail’in hava saldırılarında ölenlerin sayısı, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 300’ü bulmuştu. İsrail Gazze’yi karadan işgal etmeye, top ateşine tutmaya başladığına göre ölenlerin sayısı artacaktı.
İsrail-Hamas savaşı katliama dönüşerek genişlerken İsrailli yorumcuların da dikkatini çeken bir başka gariplik söz konusuydu.
Ne Yahudi yerleşimci fanatiklerin bir Filistin genci yakarak öldürmesinden sonra Doğu Kudüs’te patlak veren isyan refleksi, ne de İsrail hükümetinin üç İsrailli gencin öldürülmesini bahane ederek onlarca Filistinliyi tutuklaması Batı Yakasında beklenen hareketlenmeyi yaratmıştı. Evet her gün gençler protesto gösterileri düzenliyorlar; polisle (Filistin Yönetimi güvenlik güçleriyle) İsrail askerleriyle çatışıyorlar ama katılım hep düşük kalıyor. Gazze’de ölü sayısı artmaya başlayınca bir hareketlenme olmuş ama katılım binlerle değil daha çok yüzlerle ifade edilebilecek düzeyde kalmış. Bu garipliğe dikkat çeken Amira Hass, konuştuğu Filistinli gençlerin, genelde Batı Yakası halkının Filistin Yönetimi liderliğine güvenlerini tümden kaybettiklerini, protestolardan bir şey çıkacağına inanmadıklarını aktarıyordu. Amira’ya göre “Filistin Yönetimi liderliği bir taraftan işgale karşı çıkıyor, diğer taraftan işgalcinin söylemini benimsiyor, bu şizofrenik durum da halkın güvenini kırıyor.” (Haaretz, 18/07/14)
Bir başka gariplik de Irak’ta yaşanıyor. İsrail Gazze’ye saldırmaya başlayınca IŞİD ve halifesine ilişkin haberler, dünya medyasının ekranlarının, uzman yorumların, tartışmaların dışına düştü. Halbuki bu fanatikler ordusu, kanlı mesleklerini ifa etmeye devam ediyorlar. Lübnan’da yayımlanan The Daily Star’ın aktardığına göre, geçen haftalarda Suriye’de önemli ilerleme kaydeden IŞİD, perşembe günü rejimin güçleriyle kanlı bir çatışmadan sonra, Homs bölgesindeki Saar gaz rezervini ele geçirmiş.
The Guardian’ın Musul’daki muhabirine dayanarak aktardığına göre, IŞİD, güçlerinin büyük kısmını Musul’dan çekerek, diğer savaş alanlarına doğru kaydırmış. Musul’da çok sınırlı sayıda IŞİD savaşçısı kalmış. Musul’un yönetimini, Saddam’ın en önemli komutanlarından (Bush hükümetinin aradığı adamlar listesindeki “Kupa Kralı”) İzzet Alduri yönetimindeki bir Nakşibendi (Sünni) milis devralmış. Bunlar binalardan IŞİD’in bayraklarını indirerek kendi bayraklarını asıyorlarmış.
IŞİD güçlerini yeniden Suriye’ye kaydırıyor, hem rejimle hem diğer muhalefet güçleriyle savaşıyor. Financial Times, IŞİD dışındaki muhalefetin bir taraftan rejimin, diğer taraftan IŞİD’in saldırıları altında dağıldığını, üyelerinin moral bozukluğuyla ülkeyi terk etmeye başladığını aktarıyor. The Times’a göre bu gidişle Esad rejimi IŞİD’e karşı Batı’nın en önemli müttefiki olacak.

Ukrayna ile devam edelim
Geçen hafta bir Malezya yolcu uçağı, Ukrayna’da iç savaşın sürmekte oluğu bölgenin hava sahasından geçerken, karadan atılan bir füzeyle vuruldu, uçaktaki yolcuların, görevlilerin hepsi öldü. Uçağın Rusya ile Batı arasında, “aracılar yoluyla” sürdürülen (proxy) savaşın yaşandığı alanın üzerinde, Rus imalatı bir füzeyle vurulmuş olması, bu füzelerden Ukrayna hükümetinde de olmasına karşın Batı’da Putin’i suçlayan bir söylemin hızla egemen olmasına yol açtı.
Hafta sonunda bu söylem “O sırada havada bir de Ukrayna kargo uçağı vardı, Rusya’nın silahlandırdığı isyancılar yeterince eğitilemedikleri için yanlış uçağı vurdular” biçiminde, “aslında kaza oldu”, derken olayın sorumlusunun Rusya olduğu varsayımını vurgulayan bir hatta girdi.
Bu söylem, hem Le Monde’da, hem de Der Spiegel’de dikkat çekilen önemli bir soruyu yok saymaya çalışıyor: Rusya yanlısı isyancılar, hava sahalarına girecek olan uçakları vuracaklarını daha önce açıklamış, bir kargo uçağı, bir helikopter düşürmüşlerdi. İngiltere, Fransa, Almanya yolcu uçaklarının yolunu bu bölgenin kenarında geçecek biçimde değiştirmişlerdi. Daha önceki iki uçuşunda bu bölgenin dışında kalmaya dikkat eden Malezya uçağı, bu kez bu bölgede ne arıyordu? Malezya uçağı vurulduğu sırada bir Hindistan yolcu uçağı, bir de Ukrayna ordusuna ait kargo uçağı o bölgeden uçuyormuş.
Hava trafiğini izleyen “Flightradar24. com” adlı kurumun sitesindeki bir harita, Avrupa’nın üzerinde yüzlerce uçak uçarken Ukrayna’nın üzerinin boş olduğunu gösteriyordu. Diğer bir değişle Malezya uçağı (bu Hindistan uçağı da olabilirdi), uyarılmamış, bölgeden geçerken Ukrayna ordusuna ait bir kargo uçağı da aynı hava sahasına sokulmuş. Garip bir nedenden dolayı adeta, faturası kolaylıkla Rusya’ya çıkarılabilecek bir “kaza” için tüm önkoşullar hazırlanmış.

BRICS Bankası
Batı’nın, Ortadoğu ve Afrika’da, Doğu Avrupa’da her fırsatta ABD projelerine karşı çıkan Putin yönetimini baskı altına alma çabalarıyla uyumlu bir gelişme olan bu son “gariplik” yaşanırken dünya ekonomisi yeni bir mali kurum “kazandı”.
Dünya ekonomisinin “kurallarını”, kendi yükselişlerini destekleyecek yönde değiştirmek isteyen Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika, 100 milyar dolar sermayeli bir bankanın kuruluşunu açıkladılar. Yeni banka IMF-Dünya Bankası ikilisinin etkisi dışında kalacak, Putin’in deyimiyle, “ülkeleri ABD ve müttefiklerinin baskılarına karşı koruyacak.” (AFP, 15/07/14)
IMF-Dünya Bankası, dünya ekonomisinin Batı’nın gereksinimlerine uygun, ABD hegemonyasını koruyacak biçimde düzenlenmesinin, neo-liberalizmin dayatılmasının en önemli araçlarıydı. ABD ekonomisi, yeniden resesyon işaretleri veriyor. Çin ekonomisi eski hızını kaybediyor. Bu koşullarda Avrupa’nın toparlanma şansı ortadan kalkıyor (Financial Times, 17/07). Öyleyse, pazarların ve kaynakların kullanımının, uluslararası mali kurumların, Batı açısından önemi daha da artıyor. Tam bu noktada, BRICS yeni bir mali kurumla Batı’nın karşısına çıkıyor...  

Yazarın Son Yazıları

250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026
Biraz da komplo teorisi

Çok garip zamanlarda yaşıyoruz.

Devamını Oku
04.06.2026
‘Was will Kılıçdaroğlu?’

Sevgili Prenses Marie, O kasvetli Viyana akşamındaki sohbetimizin verdiği cesaretle, bu kez İstanbul’un yapışkan (bu zamanlarda küresel ısınma diye bir şey var) bir gecesinde başka türlü uyuyamayacağımı anlayınca kalkıp bir süredir aklımı kurcalayan bir soruyu sizinle, bu kez bir meslektaşınız olarak paylaşmak istedim.

Devamını Oku
01.06.2026
‘Alea iacta est’

Sezar, Roma’ya doğru yürürken ordusunu Rubicon nehrinden geçirince “Alea iacta est” (Zar atıldı) demiş...

Devamını Oku
28.05.2026
Mutlak butlandan sonra

“O kadar da olmaz!” derken karar çıktı.

Devamını Oku
25.05.2026
‘Arkadaşlar hazır mıyız?’

Küresel düzeyde hemen her ülke için ekonomik, siyasi ve toplumsal riskler hızla artıyor.

Devamını Oku
21.05.2026
Tükidides tuzağında ‘stratejik istikrar’

Trump ve Şi Cinping, Mayıs 2026 Pekin zirvesinin ardından iki ülkenin ilişkisinin sıfırlanmasından söz ettiler.

Devamını Oku
18.05.2026
ABD ve Çin ilişkilerinde yeni dönem

Trump’ın bu hafta Pekin’e yaptığı ziyaret bir diplomatik olayın ötesinde, belki de bir büyük dönüşümün işaretlerinden biri olarak okunabilir.

Devamını Oku
14.05.2026
Neocon Melankolisi ve tuzaklar

Bu yazıları okuyan bir gözlemcinin aklına ilk anda, “Neoconlar gerçekten pes mi etti?” sorusu gelebilir. Bir yorumcu da “imana mı geldiler?” diye sorarak dalga geçiyordu.

Devamını Oku
13.05.2026
Türkiye o resmin neresinde?

Hürmüz Boğazı’nda gerilim tırmandıkça enerji ve gıda güvenliği sorunlarının kesiştiği görülüyor.

Devamını Oku
11.05.2026
IV. kriz farklı...

İran savaşının tetiklediği, enerji krizi öncekilerden farklı; yeni bir dönemin başladığını düşündürüyor.

Devamını Oku
07.05.2026
Almanya: Ya gerçekten normalleşirse?

Perşembe günü, Almanya’nın yeniden silahlanmaya başladığına dikkat çekmiştim.

Devamını Oku
04.05.2026
Kurallar çözülürken

Bir önceki yazımda ABD’nin kurduğu kurallara dayalı sistemin çözülüşünü tartışmıştım.

Devamını Oku
30.04.2026
'Önce yavaş yavaş...'

Çağımızdaki savaşlar, egemen ekonomik model, yapay zekâ, özellikle geçen hafta açıklanan Palantir “Manifesto”su üzerine tartışmalar bana Ernest Hemingway’in Güneş de Doğar romanını anımsattı.

Devamını Oku
27.04.2026
Çin şoku 3.0

“Çin şoku 2.0 ya da kriz dinamikleri” başlıklı yazımda, Çin kapitalizminin ileri teknoloji alanındaki üretim kapasitesinin Batı merkezli dünya ekonomisinin dengelerini sarsmaya başladığını vurgulamıştım.

Devamını Oku
23.04.2026
‘Çin Şoku 2.0’ ya da kriz dinamikleri

Tarihin en büyük enerji krizine, küresel bir resesyon riskine, “geçim sıkıntısı krizinin” daha da derinleşmesine yol açan İran savaşının, gerçek nedeninin (İsrail bir yana) ABD ekonomisinin finansal yapısını ayakta tutan “petro dolar” sistemini korumak olduğuna ilişkin yorumlar var.

Devamını Oku
20.04.2026
‘Adam’ gitti! Yenisi geliyor

Pazar gecesi Budapeşte sokaklarında büyük bir coşkuyla tarihsel bir kırılma anı yaşanıyor gibiydi.

Devamını Oku
16.04.2026
Savaştan sonra

Washington-Tahran görüşmeleri bir belirsizlik içinde koptu.

Devamını Oku
13.04.2026
Orbán: ‘Madendeki kanarya’

Demokratik sistemleri öldüren “adamlar” iktidarda kalmaya devam etmek için genelde tankları değil “sandık mühendisliğini” tercih ediyorlar ama bir yere kadar! Pazar günü, Macaristan seçimleri bu bağlamda önemli bir deney olacak.

Devamını Oku
09.04.2026
Pentagon’da ‘gleichschaltung’

ABD’de Savunma Bakanı Pete Hegseth, savaşın tam ortasında, Pentagon’da büyük çaplı bir tasfiye gerçekleştiriyor.

Devamını Oku
06.04.2026
Rastlantı ve semptom?

McKinsey araştırma şirketine göre küresel enflasyon riski, resesyon beklentisi giderek artıyor; The Economist ve Financial Times da aynı frekansta.

Devamını Oku
02.04.2026
Savaş-karbon-sermaye

Ortadoğu’da ABD-İsrail-İran hattında tırmanan savaş, çoğu zaman yalnızca jeopolitik bir kriz olarak ele alınıyor.

Devamını Oku
30.03.2026
Uygarlık intihar ederken...

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün State of the Global Climate 2025 (Küresel İklimin Durumu) raporuna göre küresel ısınma öngörülenden daha hızlı ilerliyor.

Devamını Oku
26.03.2026
Kazananın-kaybedenin ötesinde...

Kazananın kaybedenin ötesinde...

Devamını Oku
23.03.2026
İki imparatorluğun trajik yolculukları

Tarih, bazen bir trajediyi, yeni aktörlerle sahneler.

Devamını Oku
19.03.2026
Savaşta devrim’

Şimdi uygarlık şu soruyla yüz yüze: Sivil meşruiyet, hukuki hesap verebilirlik, asgari insani-etik kaygılar, bilgisayar hızında yürütülen bir savaşta anlam taşıyabilir mi? Minap’taki 175 kız öğrencinin ölümü, bu soruyu teorik olmaktan çıkardı.

Devamını Oku
16.03.2026
‘III. dünya savaşı’ değil ama...

İran’a yönelik operasyon “Epic Fury”nin başlamasının üzerinden 11 gün geçti.

Devamını Oku
12.03.2026
Savaşın bir başka boyutu

Bu savaşı anlamanın birçok yolu var. Büyük güçler rekabeti, enerji, silah, finans, teknoloji; hepsi önemli. Ancak, burası, Ortadoğu ve kültür (din) çok önemli; özellikle dinci faşizmin yükseldiği bir çağda.

Devamını Oku
09.03.2026
Savaş üzerine ek notlar

Pazartesi yazımda “büyük felakete”, kararları veren “küçük adamlara” değinmiştim.

Devamını Oku
05.03.2026
Savaş üzerine kimi notlar ve spekülasyonlar

İnsanlar kimi zaman çaresizlik duyguları içinde, biraz olsun rahatlayabilmek için bir büyük aklın, önlenemez bir büyük planın kapitalizmin kaosuna bir düzen verilebileceğine inanmak isterler: “Biri düğmeye bastı!”, “Devlet aklı!”, “Büyük ... projesi”, “ABD şunu yapıyor İsrail bunu, İran onu...”

Devamını Oku
02.03.2026
Yeryüzünde bir ‘cennet’: Afganistan

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası devleti “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar.

Devamını Oku
26.02.2026
‘BOP’ olmadı ‘BoP’ verelim

Dahası, bu asimetrik ortamda, BoP bir taraftan, Hamas’tan tam silahsızlanma talep ediyor diğer taraftan halen Batı Şeria’da tekrarlanan yapısal işgal, yerleşim genişlemesi, pogrom ve ilhak baskılarına gözlerini kapatıyor. BoP aslında şu mesajı veriyor: İsrail’e güvenlik, Filistin’e disiplin, yoksa şiddet baskı.

Devamını Oku
23.02.2026
Münih’te uğursuz nostalji

Münih Güvenlik Konferansı’nın en tehlikeli konuşmasını ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptı.

Devamını Oku
19.02.2026