Adnan Binyazar

21 Köy Enstitüsü

02 Temmuz 2021 Cuma

Mustafa Gazalcı, yazdığı 21 Köy Enstitüsü (Bilgi Yayınları) kitabının “Önsöz”ünde yıllardır araştırmalarla aydınlık yüzünü ortaya çıkarmaya çalıştığı Köy Enstitülerinin üretici bir eğitim laboratuvarı olduğunu açıklıyor:  

“Üreterek eğitilmek, eğitilirken üretmek, bozkırı yeşertmek, dağlardan su getirmek, ağaçlar dikmek, binalar yapmak, sanatın her dalını, özgür okumayı, eleştiriyi, yaratıcılığı eğitime sokmak...”

Bu saptamanın ışığında Türkiye’nin görüntülerine bakalım: Sular mı kirlenmedi, denizler mi salyaya bulanmadı, ülkenin ağaçları toprağından mı edilmedi, mevsimler mi yolunu şaşırmadı, sıcak yuvaların üzerine gökdelenler mi abanmadı, göller mi kurumadı, üretenler aç gezerken, üretmeyenler maaşlarla mı donatılmadı?.. 

Eğitim tarihimizde büyük bir eğitim reformu olan Köy Enstitüleri, gericilerin darbesi sonucu kapatılmıştır. Gazalcı, acılı bu gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını vurgulamak amacıyla Köy Enstitülerinin ardına düşüyor. Yazdığı Köy Enstitüsü Sistemi (2016), Köy Enstitülerinin Meclis Süreci (2019), 21 Köy Enstitüsü (2021) adlı araştırmalarıyla bu yıkımı belleklere yerleştiriyor.      

Ama imparatorluk yıkan Atatürk soyundan geliyoruz. Bir gün kötüler gidecek, iyiler gelecek. Yine sırtında çimento torbaları taşıyarak binalar kuracak, “üreterek eğitilerek, eğitilirken üreterek” toplumu aydınlığa çıkaracaktır.

21 KÖY ENSTİTÜSÜ - 81 KİŞİ 

Talip Apaydın, Ali Yüce, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Emin Özdemir, Ali Dündar artık yaşamıyor. Geride kalanların yaş ortalaması da yüzde 70’in üstünde. 

Gazalcı, canlı tanıklardan aldığı yanıtlarla enstitü tarihine ışık tutuyor. Onlara aynı soruların sorulması iyi bir yöntem. Yazgıları aynı. Öyle yoksullar ki sınava yetişmek için trene ya da otobüse verecek paraları yok. Enstitüye iki gün içinde, kırk elli kilometre yürüyerek ulaşanlar da var. 

ORTAK YAŞAM

Öğrenciler öyle bir yaşamdan geliyorlardı ki yazmalarına sayfalar yetmez. Fakir Baykurt, yaşamöyküsünü sekiz ciltte toparlayabilmiştir...    

Öğrencilerin kültür ortamı da aynı. Babaları ne beydi ne paşa, yedikleri içtikleri, giydikleri de aynı. Köy Enstitüsüne ortaklaşa yaşamanın bilinciyle gelip, yine aynı bilinçle oradan öğretmen olarak ayrılmışlardır.  O nedenle otaklaşa yaşamdan zarar gören köy ağaları, onlardan da ilkel aydınımsılarla birleşerek çağdaş eğitim kurumu Köy Enstitüsüne “komünist yuvası” diyerek onu tarihe gömmekte gecikmemişlerdir.  

UMUTLA YAŞAMAK

Gazalcı, yok oluştan varoluş yaratma çabasına girmiş bu kitabında. Gelecekten umudunu kesmeden, nasıl yararlı bir eğitim kuruluşundan yoksun kaldığımızı gerçekçi bir üslupla ortaya koymaya çalışıyor.  Kitapta sorulara verilen yanıtlar, tek sözcüğü atlanmadan okunursa, eğitim düzeneğimizin yetmiş yıldır gittikçe düzey yitimine uğrayışının nedenleri 81 deneyimli ağızdan duyulacaktır:    

“Köy Enstitülerini kimler kapattı” sorusuna, Malatya’nın köylerinden birinde davar güderken Akçadağ Köy Enstitüsü’ne giden H. Nedim Şahhüseyinoğlu’nun yanıtı şöyle:    

“Köylünün uyanmasından, bilinçlenmesinden korktukları için kapatıldı enstitüler. Sorumluluk, o dönemin siyasilerine, kapatılmasına susan aydınlarına ait.” 

Aynı soruyu, Elazığ/Ağın İlkokulu’nu bitirerek aynı Köy Enstitüsüne giren ressam Zafer Gençaydın, o çağdaş eğitim kurumlarını kapatanların portresini çiziyor:   

“Özetle, ‘sırtına bineceği merkebin, kendisinden daha akıllı olmasını istemeyen’ küresel emperyalizmin işbirlikçileri, feodalite ağaları ve şeyhler gibi gerici güçler...” 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bilimin cesur kadını! 17 Eylül 2021
Söz mermidir! 10 Eylül 2021
Ulusal bayramlar 3 Eylül 2021
Eyvah Kitap! 27 Ağustos 2021
Barışa sanatla varılır 20 Ağustos 2021