Deveyi Düzde Gör...

30 Nisan 2015 Perşembe

TÜİK’in eğip büktüğü rakamlara rağmen, bu işsiz kitleye artan sayı ve oranda üniversite mezunu olmak üzere her yıl yüz binler ekleniyor.
Türkiye nüfusunun 17.5’i işsiz. (CIA’nın resmi sitesi - 2015 Worldfactbook)
Aynı site, Suriye’den gelenlerin sayısını 1 milyon 758 bin 92 olarak ilan ediyor.
1 Mayıs küresel bir bayram...
Sadece işçiler-işsizler için değil...
İşini iyi yapanlar adına da kutlanılmayı hak ediyor.
Ne yazık ki kutlanılacaklara bizim devlet ve hükümet ricalini dahil edemeyiz.
“İşini iyi yapmak ve yaptığı işiyle ses getirmek” her babayiğidin harcı değil.
Bu anlamda bu babayiğitlerin başında bu yıl Malezyalı Müftü Zakaria Efendi vardır.
Dün bir kısım enternasyonal medya bu müftü efendinin fetvası ile çalkalandı:
“Eşleri istiyorsa, kadınlar deve üstünde bile eşleri ile cinsel ilişkiye girmelidirler!”
Böylece yüzyıllardır insanlığın (yoksa Müslümanların mı?) merakla beklediği olaya ve pozisyona nihayet izin çıktı.
İş artık bir deveye...
Bir de deve üstü akrobatik hünerlere sahip bir eşe kaldı. (Müftü efendi aslında eş sayısı vermiyor. Bu noktada belli ki şeriat hükümlerine sessizce işaret ediyor!) Müftülerin işi fetva...
Müminlerin görevi de fetvayı uygulamak.
AKP’nin ilk yıllarında (Tayyip Bey’in attan düşmesini izleyen dönemde de) Atatürk Havaalanı’nda yeni bir uçağın esenlik ve güvenliği için deve kurban edilmişti. (13 Aralık) Bu kurban için fetva alınıp alınmadığı ve dahası o devenin menşei açıklanmadı. Ya Malezya’dan falan getirilmiş ise?
Ve üzerinde sevişilmiş bir deve ise?..
O deve kurban sıfatı kazanabilir mi?
Ya etinden yiyenler?
O etler mekruh ve murdar sayılır mı idi?
Neyse gıybet etmeyelim.
O deve de Erdoğan’ı sırtından atan o onurlu at da göçtü gitti.
Hayvanlık etmemeli...
Ölüler hayvan da olsa hep hayırla yad edilmeli!
Kelle uçuran IŞİD’çilere, kul hakkına boşverip deveyi hamuduyla, dolarları ayakkabı kutularıyla götürenlere rağmen...
İslamiyet, deve fetvacısı müftü efendilerin hayal güçleri ve fetvaları sayesinde dimdik ayakta.
Hıristiyan âlemi, eşcinsel evliliğe yasal izin çıkartan ülkeler ve buna bağlı bin türlü sorunla uğraşırken müftüler kutsal dinimizi, “yok deve!” dedirtecek fantazmlarıyla şenlikli hale getiriyor.
Devlet adamlarının israfı ve görgüsüz harcamaları konusunda vaaz veren, hutbe okuyan bir hoca efendi duymadık bugüne dek.
Diyanet İşleri Başkanı’nın (DİB) trilyonluk makam aracını veya konutuna devlet kasasından aldığı dijital teknikle işleyen jakuzi sistemini gören bir tek din adamımız yok.
Başkanın soyadı Görmez.
Ama on binlerce din adamımız ondan çok daha fazla görmez!
Yine de çok şükür, Malezya’daki meslektaşlarına falan özenmiyorlar.
Belli ki istatistikleri takip ediyorlar.
TÜİK’e göre de ülkemizdeki eşek sayısı yüz binli rakamlarda iken, deve sayısı çok azalıp 1000’li sayılara inmiş.
Bin küsur deve için de pozisyon deneme fetvaları vermeyi pratik bulmuyorlar.
Ama deve yerine otomobilde gayrete gelecek eşler için de fetva verecek bir devrimci müftü gerek.
Belli ki Saraylı’nın korkusundan hepsi sinmiş.
Bize de Malezyalı müftülerin fetvalarını okumak kalıyor.
Diyanet Başkanı’nın trilyonluk makam aracından sonra devlete aldırdığı lüks jakuzisi de dünkü sosyal medyanın dilindeydi.
Prof. Görmez, özünde bir kamu görevlisi.
Gözü Saray’da ve Saraylı’da. Hep onu görüyor, hep onu izliyor.
Safını ona bakarak tutuyor.
Ve ne yazık ki üzüm üzüme bakarak kararıyor.
Görmez Başkanımız, belli ki öteki dünyadan umudunu kesti.
Bu dünyayı daha şenlikli, daha keyifli yaşamak istiyor.
Hele de ahretten önce seçim sonrası da meçhul hale gelmişken!
Sabiha Gökçen Havaalanı’nın tamamı Malezyalılara satıldı.
Tesadüf bu ya, bizim Başbakan Davutoğlu yıllarca Malezya’da İslam Üniversitesi’nde ders vermişti.
Orada unvan ve deneyim kazandı.
Öğrencileri arasında acaba, “Deve üstünde sevişme fetvası” veren Müftü Harussani Zekaria da var mıydı?
Emarelere bakılırsa, vardı...
Ki Malezyalılar bu alışverişi kutlamak üzere Sabiha Gökçen Havaalanı’nda deve falan kesmediler.
Ya kurban edilecek deve, üstünde sevişilmiş deve ise..
Davutoğlu hem Malezya üzerinden gelen ilk başbakanımız...
Hem de Diyanet İşleri Başkanlığı’nı sürpriz bir biçimde kendisine bağlayan bir devlet büyüğümüzdür.
Malezya İslam Üniversitesi’ndeki öğrencileri arasında “Deve üstünde sevişme icazeti” veren o müftü de acaba var mıydı?
Varsa, bu müftünün eserleri arasında “Deve üstünde sevişmenin trajik ve stratejik derinliği” diye bir eseri de bulunuyor mu?
Bu İşçi Bayramı’nda issiz meslektaşlarımız için araştırmaya değer bir konudur.  


Yazarın Son Yazıları

Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020