Güven Dinçer - Sezai Bayar

20 Eylül 2020 Pazar

Salgının başladığı günlerde “Evde kal, kitap oku!” sözü, bakanın ağzından devlet tavsiyesi idi.

Okumakla yetinmeyip yazmaya yönelenler de oldu.

Güven Dinçer hukukçu, Sezai Bayar gazeteci.

İkisi de mesleklerine 60 yıl vermiş kıdemli Ankaralı.

Ankaralı olmak Dinçer için hak-hukuk, Bayar için de gazetecilik ve haber demek.

Güven Bey, Danıştay üyeliğinden sonra önce Anayasa Mahkemesi üyesi sonra Yüce Mahkeme’nin başkanvekili oldu. Emekli oluncaya dek de o görevde idi.

Ömrünün üçte ikisini adaletin tecellisi için harcayan bir hukukçunun yargı düzeni ile hesaplaşması hiç bitmez.

“Yargı Düzenimiz ve Hukuk Eğitimi” konulu kısa-öz bir kitap kaleme alıp siyasi parti yönetimlerine gönderdi. 

Kitapta Atatürk’ün, Ankara Hukuk Fakültesi’nin hizmete açtığı 5 Kasım 1925 günkü konuşması ile dönemin başbakanı İsmet İnönü’nün ilk mezunların diploma törenindeki (8 Temmuz 1929) konuşması da var.

Ki bu konuşma fal gibi:

Efendiler elinde yanlış bir şahadetname ile cemiyete çıkan adamın memlekete zararı sizin tasavvur edebileceğinizden çok fazladır. (..) Bir cemiyette en muzır adam, ehliyetsiz olduğu halde salahiyet sahibi olanlardır.(..) Bu adam bütün hayatında ilmin, liyakatin ve çalışkanlığın düşmanı olacaktır.” (sayfa:54)

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu sözlerden etkilendiğinden olacak kitap için Güven Dinçer’i telefon açıp kutlamış.

Dinçer’e göre bugünkü sorunların temelinde her ile bir üniversite, her üniversitenin mutlaka bir hukuk fakültesi açması yatıyor. Oysa hukuk öğretiminin güçlü bir kültür ve sosyal bilimler ortamı üzerine kurulması gerekiyor. Bu gerçek hiç dikkate alınmayınca da niteliksiz hukukçu enfasyonu yaşamak kaçınılmaz oluyor. Dinçer’in altmış yılın birikim ve deneyimi ile ısrarla savunduğu şu:

Çağdaş ve öncü yurttaş yetiştirecek hukuk fakültesi büyük şehirlerde kurulur. Müzik, tiyatro, plastik sanatlar ortamı olmayan yerlerde hukuk fakültesi kurulamaz.

Kurulursa ne mi olur?

Ortalığı niteliksiz hukukçular sarar ve “kanun himayesinde icra edilen meslekler” siyasetin tehdidi ve baskısı altına girer.

Avukatlık, hâkimlik, savcılık, doktorluk, mühendislik, kanun himayesindeki mesleklerdir. Ki tuhaf bir rastlantı ama şu sıralarda bu meslekler, siyasetin baskısı hatta tasallutu altındadır.

Örneği biz vermiş olalım: Reyiz’in baroları ve avukatları başarıyla bölmesinden sonra 

Türk Tabipleri Birliği’ni hainlikle suçlama ve mahkemeye verme vazifesini de Bahçeli Bey üstlendi.

Yasalarımıza göre, “halkı askerlikten soğutmak” suç. İki yıla kadar cezası var. (TCK. Md:318)

Peki, ya halkı siyasetten, adaletten ve tababetten soğutmanın?

Bunların cezası yok! Aksine bu işin keyfini sürmek var.

Bizim Kedi Kükredi

Reyiz’in Yeni Türkiyesi”, can sıkıcı - can yakıcı çelişkilerle inşa ediliyor. 

Bu ahval Sezai Bayar’ın da yüreğini daraltmış olmalı ki, direksiyonu fantastik bir alana kırmış. Hissiyatını kedisi Mernuş ile oturduğu sitenin kedileri üzerinden haber dili ile romanlaştırmış.

Bizim Kedi Kükredi” fantastik bir Ankara kedi belgeseli. 

Oktay Ekşi, kitabın sunumunda CHP’nin kedisi Şero ile Mernuş’un kıyaslanamayacağını belirterek kitabın okunmasını tavsiye ediyor.

Gönlündeki “hayvancıllık” ile “insancıllık” yarış halinde olan Bekir Coşkun gibi Işık Kansu ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici de Mernuş’un bizlere insanlığımızı yeniden hatırlattığı görüşünde.

Her gönülde bir aslan yatar denir. Kedilerin de gönlü var elbette. Mernuş’un gönlündeki aslanın da sonunda kükremesi çok doğal.

Bu macerada Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun mısralarındaki insaniyetin tüm halleri var: “Nereden inceyse oradan kopsun”dan “Atın ölümü arpadan olsun”a, “Gümbür gümbür gümbürdemeye” dek tüm haller. 

Çünkü Bedri Rahmi’nin dediği üzere: “Oğlum Mernuş sen, otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun!” 

Kedilik halleri üzerinden insanın toplumsal siyasal yazgısı üzerine fantastik bir haber - roman okumak isteyenler için, ömrünü haberciliğe adamış bir kalemden ömre bedel bir kitap kükreyen kedi Mernuş.


Yazarın Son Yazıları

Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020
Hutbe... Ama kimin için? 26 Temmuz 2020
Artık Fatih’in halefi! 12 Temmuz 2020
Şeytanıracim* 5 Temmuz 2020