Yaşasın 8 Mart

06 Mart 2015 Cuma

Elbette bizim gazetenin “8 Mart’ta, Bağzı Güzel Şeyler olacak!” demesinden ilham almış falan değil.
Ama o gün, Recep Tayyip Erdoğan da ‘bağzı’ güzel şeyler yapacak!
Bu tahmin falan değil.
Kesin ve atlatma bir haber.
Hem de “çevresinden” değil ‘Saray’ın ta içinden. “Atlatma haber” haber de bazen, iyi olacak hastanın ayağına doktor gelmesi gibi gelir.
Geçen gün “Erdoğan, ‘faiz insin!’ diye verdiği mücadelenin onda birini kadına şiddetin inmesi için verseydi, şimdi yüzlerce kadın yurttaşımız hayattaydı. Ama o, hâlâ bu yaşamsal konuya ilgisiz!” diye yazmıştık.
(Cumhuriyet’i kendisi okumuyor elbette. Avukatları, danışmanları okuyor; genel yayın yönetmenini ya da yazarları, muhabirleri mahkemeye vermek için de, siyaset üretmek için de.)
“Kadına şiddete ilgisiz!” lafından alınmışlar mı yoksa ilham mı almışlar?
VIP’de rastlaştığımız yakını, kulağımıza fısıldadı:
“Cumhurbaşkanımız, 8 Mart Pazar günü” kadına yönelik şiddete karşı seferberlik ilan edecek!..
Hem de bir anlamda barış sürecinin tamamlayıcı bir ayağı olarak.
Hayırlara vesile bir rastlantı.
Çünkü, Cumhuriyet de o gün kadına, gençliğe, siyasete, çevreye, sanata ve kültüre yönelik yepyeni yüzü ve içeriği ile yeni bir döneme giriyor.

Taze başlangıçlar
Gazete yapmak, dünyayı her gün yeniden kurmak, her gün yeniden yorumlamaktır.
Çünkü, “Her gün güneş yeniden doğar. Her gün dünya yeniden kurulur. Her sabah taze bir başlangıçtı!”
Hele o sabah, dünyaca kutlanan bir güne rastlamışsa!
8 Mart’ın kutlu bir gün olması için yeni Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Cumhuriyet ailesi günlerdir harıl harıl çalışıyor.
Eski Babıâli’nin ve Cumhuriyet’in eskimeyen “sayfa sihirbazı” Ali Acar, emekliliğine ara verip Cumhuriyet’te geçici işbaşı yaptı.
Geceli gündüzlü çalışıyor.
Yüzlerce sayfa planı projesi üretti. Sonra bunları gazete yönetimiyle birlikte elemeden, değerlendirmeden geçirdi.
Dün de bir iki eksikle tüm Cumhuriyet ailesi oturdu, yenilenecek gazetenin yeni yüzünü, içeriğini konuştu.
Gazetede yarım asrı dolduranlar - yaklaşanlar, çeyrek asrı çoktan aşanlar ve yeniler hep oradaydık.
Herkesin bildiği gerçeğin önce altı çizildi.
- Bu gazete ile oynamak ateşle oynamaktır.
Cumhuriyet gazetesi Türkiye Cumhuriyeti ile altı ay farkı ile yaşıttır.
Onu değiştirmenin sonu Tayyip Erdoğan’ın “Yeni Türkiye”sine benzer bir maceraya sürüklenmektir.
Bunda herkes hemfikir.

Bir şeyde daha fikir birliği tamdı:
Dünyaya soldan bakmak demek değişimin kaçınılmazlığını kabul etmektir.
Çünkü hayatın özü değişimdir, yenilenmedir!
Değişim ama nasıl?
Bu noktada Emre Kongar söz aldı:
“Fareler oturmuş, kediye karşı önlemleri tartışıyorlar.
Biri demiş ki, ‘Kedinin boynuna çan takalım.
Yürüdükçe sesini duyar kaçarız!’
Öneri çok beğenilmiş. En can alıcı soruyu sormak ise fındık faresine kalmış:
Peki çanı kim takacak?”
Masadaki herkes aynı anda Can’a baktı...
Evet... Çan değil ama davul da, tokmak da Can Dündar’ın boynunda olsa, tamam.
Ama burası Cumhuriyet...
Toplumdaki ağırlığını sermayesine değil de mazisine, birikimine ve okuruyla bütünleşmiş olmasına borçlu tek gazete.
Patronsuz tek gazete.
Cumhuriyet ile yaşıt gazete.
En özel okura sahip, en özel gazete...
Ne yalan söylemeli, matbaasız binasız tek gazete!
Ve her gün siyasi, ticari, ekonomik veya fiili iktidarın her tür tehdidine açık gazete!

YENİ DEĞİL YENİLENEN CUMHURİYET
•Dünyada tirajı artan gazete yok.
•Sanal âlem gazeteciliği basılı yayıncılığı giderek saha dışına itiyor.
•Gazeteleri yaşatan satış değil reklam.
•RTE’siz ülkelerde bile reklam gelirleri internete kayıyor.
•Biraz da çevre bilinciyle gençler basılı gazeteden internete yöneliyor.
Cumhuriyet ile ilgili ortalıkta gezinen dedikodulara kulak asmamak gerekiyor.
Bu gazetenin bir asra yaklaşan siyasal duruşundaki bir kaymaya önce okur izin vermez.
Gündelik haber değerlendirme trafiğinde ortaya çıkabilecek eksiklik veya yanlışları gidermenin yeri gazetenin ertesi günkü sayısıdır.
Çünkü gazetecilik edebiyatın aksine bir defada anlaşılacak şeyleri yazma sanatıdır.
“Hayatımın ilk yıllarında gazetelerde hiçbir olayın doğru olarak sunulmadığını fark ettim” diyen George Orwell’i haksız çıkarmak için Cumhuriyet doğruları yazmayı sürdürecektir.
Ortalıkta gezinen evham ve dedikoduların hissi, sinsi veya hesabi bir nedene bağlı olduğunu yenilenen Cumhuriyet ortaya koyacaktır.  


Yazarın Son Yazıları

Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020