Arif Kızılyalın

Ali Koç’a güvenmek için birkaç neden

11 Aralık 2018 Salı

Kabus gibi bir haftaydı 3 büyükler için. Beşiktaş’ın puan kaybıyla başladı, Galatasaray’la sürdü, Fenerbahçe perçinledi. Eskiden olsa birbirlerine sataşırlardı, şimdi herkes kendi evinin önünü süpürmekle meşgul.
Beşiktaş’ınkine metal yorgunluğu diyebiliriz.
Galatasaray’ın düşüşü için en doğru yorum; sürpriz şampiyonluk sonrası yol haritalarının olmaması.
Fenerbahçe’nin durumu ise biraz farklı ve en grift olanı.
Sarı-Lacivertliler, her şeyi aynı anda değiştirmenin sancısını yaşıyor.
Evet, kabul edelim ki Ali Koç yönetimi çok istençli, ama aceleci davrandı; sistemi, teknik direktörü, takımın neredeyse tamamını değiştirirken.
Aslında Ali Koç, borçlar içinde yüzen Türk futbolunun en önemli figürü Fenerbahçe’yi 6 yıllık bir proje içinde kendi ayakları üzerinde durabilecek hale getirmek için atmıştı bu adımları.
Ne var ki, Türkiye’nin kendine özgü ‘arabesk’ yapıdaki dinamik ve dirençlerini hesaplayamadı. Tek yanlışı bu olabilir. O yüzden Ali Koç’u, “vizyonsuzlukla” suçlayan ‘güdümlü’ medyaya pek itibar etmemeli Fenerbahçe camiası. Çünkü biliyoruz ki, Ali Koç’un laik sermayeyi temsilini, her ortamda Atatürkçülükten gururla dem vurmasını, hatta kadın-erkek eşitliği (“HeForShe”) konusundaki çalışmalarını bile çekemeyenler var ülkede!
Şimdi Sarı-Lacivertli ailenin yapması gereken şey topa basıp beklemek ve oy verdikleri başkana sahip çıkmak. Unutulmasın ki bu yıl kaybedilen (muhtemelen) şampiyonluk ne ilk başarısızlığı olacak F.Bahçe’nin ne de son.
Futbol ulemalarının “küme düşer” yorumları ise latife çizgisinin ötesinde, reklam kokan hareketler.
Gel gelelim sakin olalım derken, durumu olduğu gibi kabul etmemeli Ali Koç ve arkadaşları. Örneğin soyunma odasındaki bengay kokusunu bilen, güvendikleri birilerini acilen Samandıra’ya getirmeliler. Misal, önceki gece Akhisarİstanbul arasındaki 4 saatlik otobüs yolculuğunda, futbolcunun ‘dilinden’ anlayan biri olsaydı, inanın oradaki motivasyon en azından takımın üzerindeki ölü toprağını atmaya yeterdi.
Ve bazı kırgınlıkları da rafa kaldırmalılar. Mesela, şu an yeniden yapılanan Fenerbahçe’nin elinde gelecek sezon satıp para kazanacağı futbolcu sayısı 2’yi 3’ü geçmez. Ayew, Slimani kiralık, diğerleri yeni geldi. Oysa Dereağzı’nda sağlıklı yaşam için spor yapan Dirar’ın, Ozan’ın bonservis bedelleri belki de takımın gelecek sezon için yapacağı transferleri karşılayacak rakamlara eşittir. Elbet bu isimleri affedip oynatmak, parlatmak kaydı, şartı ile!
Gördüğünüz gibi “Koeman’ı gönderin Ersun Yanal’ı getirin, Comolli’yi kovun Tayfun Korkut’la anlaşın” türünde bir yazı değil bu. Zaten su yolunu buluyor, hoca değişikliği konusunda; rota kısa ya da uzun vadede Ersun Yanal’a çıkacak!
Burada asıl mesele, Ali Koç’un oturtmak istediği kurumsal yapının, sadece Fenerbahçe’nin değil, Türk futbolunun kurtuluşu olduğunu anlayabilmek! Çünkü savurganlıkla büyüyen bu borçlarla geminin yürümeyeceğini biliyoruz. Eğer F.Bahçe kulübün idaresini şirket ciddiyetine taşıyabilirse, diğer takımlar için de örnek teşkil eder.
Elbet, sistem izin verir; F.Bahçe kısa sürede toparlanırsa! Ama aklı erken biri çıkıp, BBDK örneğindeki gibi “Kulüpleri Ortak bir havuza atalım, borcu iktidar üstlensin ama ipleri de ele alalım” derse yandı gülüm keten helva!  


Yazarın Son Yazıları

Rafael’e bakarken 30 Aralık 2020
Gazoz olma efsane ol! 17 Kasım 2020
Pandemi, loca ve menajer 11 Kasım 2020
Deprem vergileri nerede? 4 Kasım 2020
Futbolda para bitti! 14 Ekim 2020