Aykut Küçükkaya

Bu böyle biline!..

13 Temmuz 2020 Pazartesi

Cumhuriyet’in ele avuca sığmaz, haberleriyle gündem yaratan ve genç yaşlarında birçok ödüle layık görülen iki genç kadın muhabiri Hazal Ocak ve Seyhan Avşar’ın kitapları birbiri ardına çıktı. Hazal 10 yıl, Seyhan 5 yıl önce gazetemizin stajyer muhabirlerindendi, şimdi alanlarının en iyileri!..

Hazal Ocak, “İhanet”i (Cumhuriyet Kitapları) yazdı. İstanbul’a karşı işlenen rant suçlarını!.. Tarih: 21 Temmuz 1995... Yer: Çamlıca Tepesi... Erdoğan, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı... Çamlıca Sosyal Tesisleri, Turing’den İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredilirken şunları söylüyor:

Bir daha Çamlıca Tepesi’nde içki kokusu duymayacaksınız. Burada yabancı menşeli alkollü ve alkolsüz içki-meşrubat satışına izin verilmeyecek.

Hazal Ocak’ın “İhanet” kitabı önüme geldiğinde, kitabın ilk haberi birden beni gülümsetti. Şöyle bir arşivi karıştırdım, biraz önce alıntıladığım haberi 25 yıl önce yazmışım. 23 Temmuz 1995’te gazetemiz Cumhuriyet’in yazıişleri, haberi “Çamlıca tesisleri Refahlaştırıldı” başlığıyla vermiş... Tıpkı Ayasofya gibi!..

O yıllarda 4 yaşında olan Hazal Ocak’ın ilk İBB manşetini okuyorum... Şöyle yazıyor Ocak:

İlk hafta meclise bir teklif geleceğini duydum. Teklif Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘İstanbul’un her yerinden görülecek’ talimatıyla Çamlıca Tepesi’ne yaptırılan Çamlıca Camisi’ne özel bir tünel yapılmasına ilişkindi. Teklifin ayrıntılarına ulaştım ve ‘3 kilometrelik tünelin’ güzergâhının, Libadiye kavşağı ile Çamlıca Tepesi’ndeki cami arasında olacağını öğrendim. Bu tünele ilişkin yaptığım haber 14 Kasım 2014 tarihinde manşet oldu.

İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” sözleriyle bu kentin Türk siyasetindeki önemini anlatan Erdoğan’ın da bir dönem başkanlığını yaptığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nin arka sıraları nelere tanıklık etmedi ki… Rant tartışmalarına, büyük kavgalara, gürültülere, lobi faaliyetlerine, komisyon kapılarında bekleyenlere ve en sonunda meclis toplantılarında 5 saniye süren oylamalara... İhanet’te “hangi kıyak, hangi siyasiye kadar ulaşıyor” tüm ayrıntılarıyla okuyacaksınız. İstanbul halkının paraları nerelere harcandı, bir belediye nasıl batırıldı? Kalem kalem öğreneceksiniz. İstanbul’a parsel parsel nasıl ihanet edildi? Örnekleriyle göreceksiniz...

*

2016 yılı Türkiye’nin tarihine kara bir leke olarak geçti. Önce Ensar Vakfı’nda 45 çocuğa tecavüz edildi, sonrasında Aladağ’da 11 kız çocuğu yanarak can verdi. Oldukça tartışma yaratan bu skandalların etkisi sürerken bir sabah “REZİLSİNİZ” manşetiyle Cumhuriyet, Türkiye’yi sarstı.

Seyhan Avşar’ın kaleme aldığı “REZİLSİNİZ” (A7 Kitap) kitabının ilk işaret fişeği olan haber, yazıişleri toplantısında önümüze geldiğinde manşeti değil, “manşete ne başlık atacağımızı” düşünüyorduk. Belgeleri inceliyor, insanı kahreden detayları okuyorduk. Ve o başlıkta karar kıldık: “REZİLSİNİZ!..

Seyhan Avşar’ın FIKIHDER’deki cinsel istismar haberiyle toplum olarak öfkelendik, bir kez daha vicdanlarımız kanadı. Haber büyük yankı yarattı, Seyhan Avşar devamını getirdi. Bu kitap, gazete sayfalarında sınırlı bir şekilde anlatılan o büyük haberin tüm ayrıntılarını kapsıyor.

*

İçinizden diyebilirsiniz... “Geçen hafta bu ülkede Ayasofya bahane edilerek Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk hedef alınırken; CHP içinde atama tartışması yaşanırken, kurultay yaklaşırken; tüm il barolarının karşı çıkmasına rağmen ‘çoklu baro’ yasası Meclis’te AKP ve MHP oylarıyla kabul edildiği sırada yer yerinden oynamazken; dış politikada büyük bir çıkmaz yaşanırken; Sakarya’da yıllardır patlayan havai fişek fabrikasının patronu para kazanacak diye insanlarımız göz göre göre ölürken iki genç muhabirin kitaplarını yazmanın zamanı mı?

Evet... Tam da zamanı!..

Ne zamanki bu ülkede tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenler kalmaz; çocuklarımız din kisvesi altında istismara uğramaz, işte o gün bu ülke “nefes” alır. Sıcak gündemin ağırlığında boğulmadan, bizler yolsuzluğun olmadığı bir ülke için gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin çocukları, gençleri bizler için “tarikatların, müritlerin, şıhların, dinci yobazların” ellerine bırakılmayacak kadar değerli! Onları Atatürk’ün aydınlanmacı devrimiyle büyütmek, akıldan ve bilimden yana eğitmek hepimizin “boynunun borcu...” İktidarıyla, muhalefetiyle bu böyle biline!..


Yazarın Son Yazıları

Okluk Koyu’na 4 kat! 20 Temmuz 2020
Bu böyle biline!.. 13 Temmuz 2020
Onların anısına... 8 Haziran 2020
7 Mayıs... 4 Mayıs 2020