Cennet seferindeki Ferhan, ölebilir mi hiç?

Cennet seferindeki Ferhan, ölebilir mi hiç?

02.09.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

İşte böyle olur. Kötü haber seni bulur, yakalar. En beklenmedik anda başına taş düşer. Öyle kalakalırsın. Evet, sevgili Ferhan hastaydı ve haberler iyi değildi. Ama yine de insan, ruhumuzda ve beynimizde sonsuza dek yerini kazımış bir dehanın aramızdan ayrılabileceğine inanamıyor. Olasılığı bilmene rağmen kabullenemiyorsun. Ferhan, bizler için adeta sonsuza dek Beyoğlu’nda, sevgili lisesinden (Galatasaray) en fazla 150-200 metre ötedeki, hatta belki daha bile yakın, Ses Tiyatrosu’nda oyunlarına devam edecek. Şurada galiba 4-5 yıl önce, yine hastalığının ağır seyrettiği bir dönemde, sevgili meslektaşı Orhan Aydın’la beraber onu hastanede ziyarete gitmiştik. Düzelme sürecine girmişti, yine üst üste espriler patlatıyordu. İçimize o gün umut saçtı ve bu iyileşmenin uzun vadeli kalıcı bir iyi haber olabileceğine inandık…

Ardından Ferhan sağlığına kavuşmuş olarak yeniden o bitmez tükenmez enerjisi ve kendine has sahne büyüsüyle mesleğini geri aldı. Tanrım, bu nasıl bir örnek çalışkanlık ve yaratıcılık yarışıdır! Hangisini sayacaksın, geçmişten günümüze… O muhteşem otobiyografik kitaplarını mı? Ali Poyrazoğlu ile başlayıp ardından devam ettirdiği skeçlerini mi? Tiyatro tarihimize altın harflerle kazınmış “Ferhangi Şeyler” veya “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı” gibi mükemmel oyunları mı? Ya da “Güle Güle Godot” gibi nefis bir referans eseri mi? O kadar kızıyorum ki kendime! Bunu, bazı şeylerin ertelenemeyeceğini genç sanatçılarımıza, sahne insanlarımıza vurgulamak için yazıyorum: Geçmişte bu harika oyunu seyrettikten sonra “Godot’yu bekleme” durumuna karşı, oturduğum yerden kalkıp sahneye yürüyüp şapkalı ve pardösülü halimle “İşte geldim, ben Godot. Şimdi ne olacak?” diyerek oyuna müdahale etmek istemiştim. Ama bir türlü nasip olmadı ve artık olamayacak. Tam Ferhan’a göre yaratılmış doğaçlama, beklenilmedik bir çeşit kavramsal göndermeli tuluat pinponu o anda başlayabilirdi. Kendime çok kızıyorum. Çünkü bu sorunun yanıtı artık yok.

O kahpe kara haber bu sefer beni tatilin son gününde Bodrum’da yakaladı. Çöküyorum olduğum yere, sosyal medya için bir şeyler karalıyorum: “Sanat dünyamızın muhteşem yaratıcı ismi, tiyatromuzun yeri doldurulmaz duayenlerinden ve Sanatçılar Girişimi’nin en değerli kurucu üyelerinden, çok değerli dostumuz Ferhan Şensoy’un vefatını derin bir teessür ve acı ile öğrendim. Ülkemizin sanat ortamında asla unutulmayacak olan sevgili Ferhan’ın her düşüncesini, tiyatro ve sanat dünyamız için ortaya koyduğu her özgürlükçü idealini yaşatmak için bu ülkenin sanatçıları, yaratıcı insanları ve aydınları olarak her gün mücadeleye devam edeceğiz. Türkiye’de faşizme karşı daima demokrasi, insan hakları ve ödünsüz sosyal mücadeleyi savunan değerli arkadaşımız Ferhan Şensoy, bundan böyle sonsuz hayatına geçiş yapan bir efsane… ”

Hangi toparlayıcı özeti yapabilirsiniz ki Ferhan Şensoy gibi bir müstesna yazar ve sahne insanını tarif etmek için? 140 karakterlik Twitter özetiniz, işte böyle boynu bükük ve “banal” kalıverir…

SEN LEFTER’İ VE DE GAULLE’Ü ESAS BİR DE FERHAN’A SOR

Socrates Dergisi’ndeki bir röportajından:

“Dönemin en güçlülerinden biri olan Macarları yenmiş ulusal takım için yazılmış, ‘Naci’yi geçmek zor /Sen Lefter’i bir de Macarlara sor’ marşı birinci sayfasını süslüyor defterimin. Hasta Fenerliyim. O kadar Fenerli değilim belki, Lefter hayranıyım. Ay-Yıldızlı formayla gol atıp bize maç kazandıran Lefter’e ‘Gâvur’ dedi diye, sınıf arkadaşım Hayrettin’e hayatımın ilk yumruğunu atmışım. Yumruk, o ana dek benim filmlerde gördüğüm bir şey, hiç atmışlığım yok. Elimi sımsıkı yumruk yapıp var gücümle vuruyorum suratına. Elim çok acıyor, Hayrettin’e bir bok olmuyor.”

Galatasaraylılar sakin olsun, tabii ki sonra Ferhan Galatasaray Lisesi’ne giriyor ve sarı kırmızılı oluyor… Bir de lise dönemi hakkında anlattığı muhteşem bir 1968 hikâyesi var, De Gaulle’ün Türkiye’ye geldiği yıl hakkında… Ferhan’dan dinlediğinizde gülmekten fıtık olabilirsiniz! Bu videosu efsane olarak yayıldı her yerde, futbol rekabetlerinin de etkisiyle! İzninizle biraz müstehcen kelimeler içeren bir şaka üzerine kurulu olduğu için ben pas geçeyim ama siz lütfen internette bulun ve dikkatle dinleyin. Ben dayanamadım, bir gece açtım telefonu tekrar sordum: “Yok Bedricim, gerçek değil o hikâye” dedi bana gülerek. Buna rağmen orada telefonda bana o hicvin tekerlemesini özel olarak yaptı. Ne kadar şanslı bir andı benim için!

FİLOZOFLARI VE ŞOFÖRLERİ AYNI ANDA ETKİLEYEN ADAM

Yine Socrates’teki sözlerine dönelim: “O zamanlar milyon dolarlar almazdı futbolcular. Lefter Abi, Galatasaray Lisesi’nin önünden, benim demir parmaklıklar arkasından onu hayranlıkla izlediğimi görmeden, yürüyerek geçerdi. Hiç Ferrari ile, Porsche ile geçtiğini görmedim. Belki de yürüyerek Dolmabahçe Stadı’ndaki maça gidiyordu… Ada’dan vapurla gelmiş Sirkeci’ye besbelli, Karaköy’den Tünel’le ulaşmış Beyoğlu’na, İstiklâl Caddesi’ni yürüyor. O sırada lisenin önünde, sağ eli havada, kılı kıpırdamadan kapıya saygı duruşunda bulunuyor, tepeden tırnağa sarı-kırmızı giyinmiş, Galatasaray’ın çok renkli amigosu, dolmuş şoförü Karıncaezmez Şevki… Lefter’i görünce dönüp ona bir selam çakıyor, Lefter Abi ona gülümseyerek el sallıyor ve yeniden lisenin kapısına yönelik saygı duruşuna geçiyor Şevki. O okulda kurulmuştur çünkü Galatasaray Futbol Kulübü, Ali Sami Yen ve arkadaşları tarafından. Şevki’nin kapıya saygı duruşunun sebebi bu. Lefter’e saygısının sebebi ise şu; heykeli dikilecek bir ulusal kahramandır o. Bin yaşasın Lefter Abi! Büyükada’ya da bir Lefter Küçükandonyadis heykeli yakışır yani.”

İşte ben bunun için seviyorum Ferhan’ı. Türkiye’yi renkleri ve rekabetleriyle kucaklayabildiği için, her sosyal sınıftan her insana hitap edebildiği için filozofları, sanatçıları, şoförleri, üst kattaki teyzeyi aynı anda etkileyebildiği için…

‘AGENT PROVOCATEUR DE HAUTE GAMME’

Sanatçılar Girişimi’nin bizim evde gerçekleşen kuruluş yemeğine programına uymadığı için katılamamıştı. Ancak hemen ardından Ses Tiyatrosu’nda gerçekleştirdiğimiz büyük buluşmaya hemen atılarak ev sahipliği yapmış, her zaman protest siyasi kişiliğini ödünsüz bir şekilde en önde tutarak her disiplinden sanatçı arkadaşları ile demokratik, laik, Atatürkçü, özgür Türkiye’nin bir neferi olmayı vazgeçilmez sorumluluklarından biri olarak kabul etmişti. Onlarca yıldır, aynen diğer büyük kayıplarımız Tarık Akan ve Tuncel Kurtiz gibi, Edip Akbayram gibi, Ataol Behramoğlu gibi, Müjdat Gezen gibi, Genco Erkal gibi, Rutkay Aziz gibi, Nejat Yavaşoğulları gibi, Tamer Levent gibi, Orhan Kurtuldu gibi, sevgili Orhan Aydın gibi, daha nice yaratıcı ismimiz gibi demokrasi, ifade özgürlüğü ve insan hakları hatları üzerinden Türkiye’nin ödünsüz sembollerinden biriydi. Özellikle “Ferhangi Şeyler”, onun sonsuza dek kalıcı sunumunu yaptığı bir Türkiye siyasi kroniğiydi. Bugün de elinize herhangi bir gazete alıp Ferhan’ın beyni ile okuyup hatta onun sesi ile dinleyebilirsiniz. Zaten o sayede hem halkın sevgilisi oldu hem de İkinci Cumhuriyetçilerin tüm* tepkilerini üzerinde toplayan koca bir ebedi anıt! Sanatıyla dokunduğu herkesi dayanışma ağlarının içine çekmek istiyordu. Tiyatrosunu yaktılar, oyunlarını yasakladılar, ekranlardan sürdüler ama ne korkutabildiler, ne yıldırabildiler. Yarattığı entonasyonlar, Türk halkı ile beraber kurguladığı özel dilin çok özel bir lehçesi idi adeta. Meddah kimliği, absürd tiyatro, politik tiyatro ve ağır Dadaist provokasyon arasında edebiyat ve sahne okyanusunda sörf yapıyordu, sonsuz bir keyifle. Muzipçe fışkırttığı zekâ şelaleleri, balinaları da kıskandırabilirdi o engin sularda… “Hanfendi, anlamayışınıza hayranım”… 

2023 seçimlerinde, aydınlık Türkiye’nin zaferini onunla beraber kutlayacağız. İzninizle, size randevu veriyorum: Seçimin ertesi günü öğlen 12.00’de mezarı başında! “Başardık Ferhan, sonsuz katkılarına teşekkürler!” diye haykıracağız.

Cumhuriyet’te bir röportajında “…Ben de Sait Faik gibi ismi bilinen cismi bilinmeyen bir yazar olmak isterdim” demişti, ama tabii ki bu hiçbir zaman mümkün olamazdı. Türk halkını her an güldürebilen ama bütün siyasi ve sosyal yaşam hakkında da derinden etkileyen karizmatik, güçlü kişiliği ve bunları derhal yansıtan gözleri, sesi ve gülüşü vardı. Münir Özkul’un 1989 yılında, daha önce İsmail Dümbüllü’nün kendisine verdiği Türk güldürü tiyatrosunun efsanevi kavuğunu, Şensoy’a harika bir sürpriz sahne anekdotunun ardından devretmesinden sonra uzun süre “Ben bu sorumluluğu sonra nasıl devam ettireceğim, nasıl devredeceğim” stresine girdi. Çünkü bu isim, önemli bir muhalif tuluat komedi oyuncusu olmalıydı. Derken 2016’da sahne arkadaşı Rasim Öztekin’e devretti. Ancak sağlığı iyi gitmeyen Öztekin, kavuğu 2019’da Şevket Çoruh’a emanet etmişti. Beş ay önce vefat eden Öztekin’in ardından şunları söylemişti Ferhan: “Orta oyuncuların amatör kolu nöbetçi tiyatrodan yetişti Rasim. Kısa sürede Ortaoyuncular’a katıldı. Kavuğumu ona devrettim. Ortaoyuncular’da çok başarılı bir dönem yaşadı. Kimi rahatsızlıklarından dolayı sahneyi bıraktı. Kavuğu Şevket Çoruh’a devretti. Günü geldi, uçtu gitti gökyüzüne, kavuklu fotoğrafı asılı durur Ses 1885’te. Bir gün ben de uçup geleceğim gökyüzüne, buluşuruz gökyüzünde, neşeli bir meyhanede.”

Arkasında değerli hayat ortağı ve eski eşi Derya Baykal ile yetiştirdiği iki güzel insan, sevgili kızları Ferhan ve Derya kaldı. Ne kadar başarılı genç insanlar yaratabilmiş Ferhan ve Derya…

Anılarıyla kalbimizde her zaman tüm tazeliği ile kalacak, zengin kimliği ve anekdotları hiçbir zaman belleğimizden düşmeyecek! Bulunduğu her mekânı cennete çeviren Ferhan, gittiğin yerde de saçacağın kahkahalarla eminim Cennet’i bile şaşırtacaksın! Orada kavuğun senden önceki ve senden sonraki sahipleri ile birbirinize anlatacağınız o kadar çok şey olacak ki… Ben mi? “Bugün evden çıkasım yok…”

Yazarın Son Yazıları

Demokrasi korkusu ve aşkı!

Muhalif belediyelere yönelik saldırı son sürat devam ediyor.

Devamını Oku
08.10.2026
Karanlık dünyanın yıldızları var

Ya sabır! Nasıl bir senaryonun içine düştük?

Devamını Oku
01.10.2026
Fonlar ve Ponzi sistemi

Fon vurgunu ve milyarlarca dolarlık krizin yarattığı deprem, medya tartışmalarının ve halk sohbetlerinin merkezine oturdu.

Devamını Oku
24.09.2026
AI sonumuzu böyle getirebilir!

Hiç kimseyi korkutmak istemiyorum.

Devamını Oku
17.09.2026
Zverev şampiyonluğu gerçekten hak etti!

Zverev şampiyonluğu gerçekten hak etti!

Devamını Oku
14.09.2026
Bay Kemal, yine gündemini yarattı!

Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın.

Devamını Oku
10.09.2026
İktidar borazanları-butlan kargaşaları

Türkiye’de iktidarı destekleyen gazeteci olmak da zor!

Devamını Oku
03.09.2026
Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne nasıl kavuştu?

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne nasıl kavuştu?

Devamını Oku
28.08.2026
Buyurun buradan yakın!

Ülkenin hak etmediği gündemler okyanusunda yüzdüğü kesin.

Devamını Oku
27.08.2026
İmamoğlu’nun savunma hakkı ve Bay Kemal duruşu

Hangi dönemde olursa olsun, gözaltındaki veya tutuklu her insanın savunma hakkı kutsaldır.

Devamını Oku
20.08.2026
Fenerbahçe artık omurgasını fark edip, panikten çıkmaya mecbur

Fenerbahçe artık omurgasını fark edip, panikten çıkmaya mecbur

Devamını Oku
16.08.2026
Çerçeve yasa ve artçı şokları

Açık konuşalım, siyasi gündemimiz, konjonktürümüz, her şey birdenbire beklediğimizin ötesinde ciddi bir deprem yaşadı.

Devamını Oku
13.08.2026
Fenerbahçe'nin artan formu ve Talisca

Fenerbahçe'nin artan formu ve Talisca

Devamını Oku
06.08.2026
En büyük siyasi devrim!

Lütfen yanlış anlamayın; bugün görüşülen ve çok şüpheli bir geleceğe çanak tutan terör yasasından değil, Özgür Özel sayesinde kendilerini artık doğrudan siyasi kararların bir parçası olarak hissedecek milyonlardan söz ediyorum.

Devamını Oku
06.08.2026
YENİ Parti ve yarattığı dalgalar

Hayırlı olsun, Yeni Parti kuruluşunu tamamladı!

Devamını Oku
30.07.2026
Halk Yeni Parti için liderine yetki verdi!

Bundan iki ay ve iki gün önce, iki yıldır bir kumpas olarak hazırlanan mutlak butlan rezilliği sonuca ulaştı.

Devamını Oku
23.07.2026
Medyacılar-siyasetçiler: Bilmiyorsanız lütfen susun!

Mutlak butlan ve süregelen 1001 “Kemalvari” komplo yerine, bu hafta önemli bir başka ikaz yapmak istiyorum.

Devamını Oku
16.07.2026
Terminatör Sinner Wimbledon'u yine kazandı: Zverev yine direkten döndü

Terminatör Sinner, Wimbledon’ı yine kazandı ve üst üste ikinci kez bu büyük şampiyonluğa ulaşarak beşinci Grand Slam turnuasını aktifine yazdırdı!

Devamını Oku
14.07.2026
NATO-Silivri hattı

Gündem nedir?

Devamını Oku
09.07.2026
Yeni oluşumun vakti geldi!

Tarihi günler, haftalar, hatta aylar yaşıyoruz.

Devamını Oku
02.07.2026
11 örnekte kırılan dingil!

Birinci sahnemiz, milli takımdan...

Devamını Oku
25.06.2026
CHP’de gergin bekleyiş​​​​

Fakat bu günlerde durum daha da sıkıcı bir hal aldı. “CHP” dediklerinde mecburen “Hangi CHP?” demek zorunda kalıyorum. “KK’nın butlancı partisinden mi, yoksa Atatürk’ün kurduğu; laik, sosyal demokrat, Özgür Özel’in Türkiye’de birinci parti yaptığı gerçek CHP’den mi?”

Devamını Oku
18.06.2026
Bay Kemal’in CHP’yi yıkma çabaları!

Değerli dostlar, Atatürk’ün partisinin resmen cehennem ateşine atılıp Özgür Özel’e her açıdan tuzaklar kurulurken, bizlere düşen kendisine ve yol arkadaşlarına destek olmaktır; onların saflarında mücadele etmektir. Lütfen artık onlara olan inancınızı öne çıkarın, alkışlayın ve yaşadıkları kumpasa mani olun! İhtiyacımız budur.

Devamını Oku
11.06.2026
CHP bölünmedi, saldırı altında!

Tarsus’ta CHP’nin Belediye Başkanı Ali Boltaç ile yaptığımız güzel bir etkinlikten sonra kaleme aldım bu yazıyı.

Devamını Oku
04.06.2026
Mutlak şizofrenik kriz

Mutlu bayramlar Türkiye!

Devamını Oku
28.05.2026
CHP nasıl ‘güvenli kilit’ hattında siyasetçi bulabilir?

Adeta bir “rüzgâr gülü” gibi siyasi parti değiştirebilen, vatandaşın yüzüne hiç rahatsızlık hissetmeden bakmaya devam ederek siyaset yapmayı sürdürebileceğine inanan farklı bir insan türü ortaya çıktı.

Devamını Oku
21.05.2026
Bir ‘casusluk’ (!) davamız eksikti

Mühim olan RTE’nin bir numaralı rakibini, onu daha önce İstanbul’da dört kere yenmiş olan Ekrem İmamoğlu’nu nötralize etmek olduğu için her koldan yeni denemeler yapıyorlar.

Devamını Oku
14.05.2026
‘Barış koordinatörü’ mü dediniz?

Sayın Devlet Bahçeli gündem yaratmaya çok meraklıdır.

Devamını Oku
07.05.2026
Özgür Özel kendi limitlerini aşarken...

Özgür Özel ısınmış pinball gibi, sürekli oyunda kalan, enerjisi hiç düşmeyen (!) Türkiye’nin sorunlarını ülkeye yayma konusunda dinlenmeden çalışıyor!

Devamını Oku
30.04.2026
Silivri’de ‘déjà vu’ yaşıyoruz

İBB davaları kaçınılmaz şekilde insana déjà vu yaşatıyor.

Devamını Oku
23.04.2026
CHP sinsi senaryolara karşı

Dünyada yaşanan korkunç savaşlar, önce gündeme sonra tarihe kaydoluyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Bir yiğit tanıyorum Silivri’de...

Dün Silivri’de bizleri en candan şekilde selamlarken gülen yüzü, kararlı vücut dili ve yaydığı enerjisiyle bizlere inanç katan yine kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
‘Taksici’ Nobel savaşçısına karşı!

Durumu şöyle özetleyelim: Önümüzdeki 50 yıl veya 100 yıl, Amerika’da ve hatta dünyanın her yerinde, 2. Trump dönemi hakkında tiyatrolar ve operalar yazılacak.

Devamını Oku
02.04.2026
Hukukun çivisi çıkmış!

Nasıl korkunç bir girdaba kapılmışız şu kısa ömürde...

Devamını Oku
26.03.2026
Ortaylı ve Özel üzerine

Her ölüm erken, her ölüm zamansız...

Devamını Oku
19.03.2026
Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi

Hayatımız içeride de zor dışarıda da...

Devamını Oku
12.03.2026
Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026