Haydi Türkiye, vicdanını dinle, sandığa koş!

28 Mart 2019 Perşembe

Bırakın artık kendi mahallenizden gelen negatif baskılardan etkilenmeyi! Bırakın her köşede, aile toplantısında, kahvede sizin seçimlere yönelik umutlarınızı söndürmeyi kendi zekâ gösterileri haline dönüştüren çevre baskısını! Felaket tellallarını susturun! Size her gün “Bu muhalefetten bir şey olmaz!” diye yayın yapan, iyi niyetinden şüphe etmediğim arkadaşlarınızı, komşularınızı, hatta gerekirse kardeşinizi, amcanızı susturun! Gün, o gün değil! Bu satırları yazan arkadaşınız, daha iyi bir ana muhalefet partisi şekillenebilsin diye ezelden beri en çok eleştiri getiren kişi! Bunları o söylüyor size! Gideceğiniz her sandıkta ana muhalefet partisine veya Millet İttifakı’na damgayı basın! Negatif enerjiyle sizi kuşatmaya çalışan, maalesef yıkıcı propagandalara farkında olmadan beyni esir düşmüş yakın çevrenizi tam tersine siz sarsın, “Kendine gel” deyin!

Bu yaşadıklarımız unutulur mu?
Onlara hak etmediğiniz nasıl bir yıkıcı ortamla karşı karşıya kaldığınızı hatırlatın. Tamamen illegal bir şekilde, devlet imkânlarının nasıl bir partinin çıkarları için devreye sokulduğunu, kimi sözde valilerin, din adamları veya üniversite rektörlerinin AKP propagandasına nasıl alet edildiklerini gözü körelmişlere yüksek sesle hatırlatın! Devletin zirvesinin seçim vaatlerini yalnız iktidar partisi lehine yapmaya nasıl cüret edebildiğini sorun! Utanmadan her muhalif aday veya seçmeni “terörist” diye adlandırmaktan çekinmeyenlerin propagandalarını kursaklarına tıkayarak her demokrat adayın arkasında durun! Kendileri saraylarda kuş sütü ile beslenirken, bilmem kaçıncı yüz milyon dolarlık uçaklarını her gece özel cilalarla korurken, sayısını kimsenin bilemediği korumalar ordusu ile sokağa adım atarken, halkın ucuz domates peşinde kuyruklarda kendini heba ettiği bir ülkede yaşadığımızı göremeyenlere karşı gerçekleri haykırın! “Beka sorunu” diye diye halkın gözünde seçimlerin yasallığını sorgulatan ve sanki düşmana karşı bir savaşa gidiliyormuş havasını estirerek halkı tedirgin, muhalefeti de tehdit ederek her yerde panik havası estirenlere, artık yüksek sesle sandıkta DUR demeye mecburuz! Milleti mahkemelerde süründürmeye çalışarak aba altından sopa göstermeyi bir alışkanlık haline getirenlere karşı, bu halkın, demokratik kitlelerin korkutulamayacağını herkesin ayağa kalkarak en cesur şekilde dillendirmesi lazım! Muhalif her milletvekili veya öğrencinin, sosyal medyada yer alan en basit cümlesinden yola çıkarak hakkında soruşturma açanların, ana muhalefet partisi liderini idam etmekten veya muhalifleri direklerde sallandırmaktan söz edenlere karşı kılını kıpırdatmadığı utanç verici bir düzende yaşadığımızı, kimse unutmasın, unutturmasın!
Koskoca gururumuz olan Atatürk Havalimanı’nı, kim ne derse desin, aldığı tüm uluslararası ödüllere rağmen yalnız adı nedeniyle ölüme mahkûm etme yolunu seçenlere elbet bu halkın vereceği demokratik bir yanıt olacak değil mi? Yakında, inat çıkarları üzerine inşa edilmiş yeni havalimanında her türlü aksaklık ve kaos üstümüze düşmeye başlayınca, insanlar nasıl tehlikeli bir gidişatla karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlayacaklar!

Biliyorum yorgunsunuz ama...
Biliyorum, yorgunsunuz, yorgunuz. Bu baharın yorgunluğu değil. Biraz abartılı şekilde uzun süren bir kâbusun getirdiği yorgunluk. Bıkkınlık. Sıkıntı...
Kaç seçimde umutla sabah güne başlayıp, büyük bir heyecanla sandıklara yürüdük... Her defasında ya bir sandık açılırken gidip başında durup tek tek oyları saydık ya da her ihbarı dikkatle değerlendirerek, ipuçlarının peşinde koştuk.
Kaç kere “Bu sefer oldu!” dedik, hatta 2015 seçimlerinde gerçekten muhalefet olarak keyiften havalara uçarak ve kazandığımıza inanarak, kitapta yazan veya yazmayan her kutlamaya giriştik. Ne kadar mutluyduk o haziran akşamı, hatırlıyor musunuz?! O ilk gece Devlet Bahçeli, hiçbirimiz işin nerelere varacağını pek anlamadan “yeniden seçim-hodri meydan” gibisinden yorumlarla üzerimize geldiğinde, ülkemizde demokrasi kavramının sanki fişini çekiyordu. O seçimden sonra ülkemiz bir ay boyunca 17 yıldır ilk defa ne kadar rahat nefes almıştı, hatırlıyor musunuz?
Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce, Muharrem İnce’nin yarattığı umutlar da tavan yapmış, demokratik beklentilerle yanıp tutuşan geniş kitleler, tam olası bir zafere kilitlenmişken, çok yüksekten düşmüşlerdi. İşte biraz da “o gece”nin negatif etkisiyle “politikadan soğudum”, artık oy vermeyeceğim”, “hep boş yere umutlanıyoruz”, yorumlarını yapmak, toplumda “in” sayılır hale geldi! Bunları uygulayanlar, çok zeki- pratik-akıllanmış-gerçekçi sayılır hale dönüştürüldü halkın gözünde!

İşte bu ahval ve şerait içinde dahi...
İşte tüm bu çok iyi bildiğimiz olumsuzluklara rağmen artık kapris yapmadan çevremizdeki rotasını ve hedefini saptayamamış iktidarın istediği gibi düşünceleri göçük altında kalmış dostlarımızı ve çevremizi sizin bizzat ayağa kaldırmanız lazım! “Boşver ya, ne uğraşacağım, zaten bir şeyin değiştiği yok” yaklaşımının kimleri çok mutlu edeceğini bilmiyor musunuz?
Gün Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni yüreğimizde ve her hücremizde hissetme ve ülkemize, Atatürk devrimlerine, demokrasi ve özgürlüklere sahip çıkma günüdür! Geçmişin sandık mağlubiyetleri, sizin ateşinizi söndürmeye değil, tam tersine sizi üç misli daha ayağa kalkmaya teşvik etmelidir! Son 3-4 gününüzü, çevrenizdeki kararsızları uyandırıp ayağa kaldırmak için harcayın! Gerekirse başlarından aşağı bir kova soğuk su dökün! Çocuklarının geleceğini yok edercesine gözleri kararmış arkadaşlarınızı sandığa yollayın! HAYDİ TÜRKİYE! Sandığına sahip çık! Geleceğin için oy ver! ATATÜRK’ÜN GÖZÜNDE, GÖREVİ- Nİ YAPMAMIŞ OLMAKTAN BAŞKA KORKACAĞIN HİÇBİR ŞEY YOK!


Yazarın Son Yazıları

Bir kulübün röntgeni 27 Şubat 2020