Diktatöre milli irade ve anayasa dersleri

18 Mart 2016 Cuma

Bütün diktatörler baskı rejimlerini sözde “Millî İrade” kavramına dayarlar!
Unutmayalım, Sovyetler Birliği çökmeden önce Komünist Parti, güya serbest seçimlerde, daima yüzde 90’dan fazla oy alırdı.

***

Türkiye “Millî İrade” kavramı ile, İsmet İnönü sayesinde, ülke Çok Partili Rejim’e geçtiğinde tanıştı.
Demokrat Parti, “Millî İrade” sayesinde iktidara geldi; ama ne yazık ki, Demokrasi’yi hazmedemedi...
Demokratik bir rejimde, bir iktidarın, başta ifade, muhalefet ve basın özgürlükleri olmak kaydıyla, bütün temel hak ve özgürlüklere uygun davranması gerektiğini kulak arkası etti:
Demokrat Parti ve onun çizgisini izleyen sağ iktidarlar hiçbir zaman kendileri gibi düşünmeyenlerin temel hak ve özgürlüklerine inanmadılar; demokrasiyi sadece kendileri için istediler:
Seçilmiş olmayı, her istediklerini yapabilmek, özellikle de ifade, muhalefet ve basın özgürlüklerini sınırlamak ve kısıtlamak için yeterli saydılar ve sürekli olarak Demokrasiyi yozlaştırdılar.
Sağ iktidarların bu eksiği, 1961 Anayasası’nın getirdiği kuvvetler ayrımı, yargı bağımsızlığı ve Anayasa Mahkemesi gibi güvencelerle giderilmek istendi ise de, yine sağ iktidarlar ve 1961 Anayasası’nı beğenmeyen askerlerin ittifakı ile bu Anayasa, 1971’de hacamat edildi, 1980’de ise tümüyle devreden çıkarıldı.

***

1980 darbesi bir kâbus gibi ülkenin üzerine çöktüğünde, Aziz Nesin’in öncülük ettiği bir grup aydın, sonradan “Aydınlar Dilekçesi” adı ile anılacak bir metin hazırladı ve bunu dönemin “Seçilmiş Diktatörü” Kenan Evren’e verdi.
Evrensel değerlere göre hazırlandığı için her zaman geçerliliğini koruyan ve koruyacak olan bu metin, özellikle bugünlerde yeniden gündeme getirilmeyi hak ediyor.
Bakın sağ iktidarlar tarafından saptırılan “Millî İrade” kavramını nasıl tanımlamışız bu metinde:
“Milli irade ancak, toplumun bütün kesimlerinin özgürce örgütlenebildiği düzenlerde anlam ifade eder.
Kimsenin siyasal kanı ve felsefi düşüncesinden ötürü suçlanmadığı, hiçbir yurttaşın dinsel inançlarından dolayı kınanmadığı ülkelerde milli irade en üstün güçtür.
Bu üstün gücün meşruluğu, temel hak ve özgürlüklere karşı takındığı tavra bağlıdır.
Çoğunluk iradesinin özgürce belirlenmesini engelleyen koşullar demokrasiye aykırıdır.
Bunun gibi, çoğunluk iradesini bahane ederek temel hakları yok etmek de demokrasi ile bağdaşmaz.
Tarihsel gelişim süreci içinde demokratik anayasaların amacı, kişi hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır.
Bireyi devlet karşısında güçsüzleştiren düzenlemeler, hangi ad altında getirilirse getirilsin, demokrasiden uzaklaşma anlamına gelir.
Bu durumda, demokratik yaşamın kaynağı olması gereken Anayasa, demokrasinin engeli olur.

***

Bu “Millî İrade” ve “Anayasa” anlayışı, sadece bugüne değil, yeni anayasa dayatmaları bağlamında, yarına da ışık tutmaktadır!  


Yazarın Son Yazıları

Kitaplar, kitaplar... 15 Ocak 2021
AYM, yargı ve medya 3 Ocak 2021