Erdal Sağlam

Bakan Elvan’dan ‘dopingli büyüme’ itirafı

01 Aralık 2020 Salı

Yılın üçüncü çeyreğindeki büyüme rakamı, beklenenden daha yüksek oranda, yüzde 6.7 olarak gerçekleşti. Pandemiden çıkış sürecinde büyümeyi artırmak için hükümet zoruyla verilen ucuz kredilerin etkisi çok açık görüldü.

Marttan itibaren pandemi nedeniyle küçülmeye başlayan ekonominin normalleşmeyle birlikte başlayacak büyüme sürecinin aşırı hızlandırılmasının sorun yaratacağı biliniyordu ama siyasi irade bunu göze aldı. Faizleri baskı altında tutup kamu bankaları öncülüğüyle tüm kesimlere maliyetin bile altında krediler verilmeye başlayınca, bunun sonu olmadığı, makro ekonomideki dengesizlikleri artıracağı ve frene hızlı basılması gerekeceği konusunda iktisatçıların uyarılarına kulak tıkandı. Birkaç ay içinde hem ödemeler dengesinde hem enflasyondaki yükselme bu aşırı büyüme hırsının kaçınılmaz öncü sonuçlarını ortaya çıkardı. Somut olumsuzluklar ortaya çıkmaya başlayınca da eski bakan koltuğundan olup, yeni bir yönetimle dengeli bir ekonomi yönetimine dönüş kararı alındı.

İşte yeni Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan dün sosyal medyadan yaptığı büyümeye ilişkin açıklamasında bence bu “Dopingli büyüme”nin hiç de o kadar iyi olmadığını, riskleri büyüttüğünü ima ediyor.

Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 6.7’lik artış yaşandığını, öncü göstergelerin zaten güçlü bir büyümeye işaret ettiğini hatırlatan Elvan, “Üçüncü çeyrek büyümesinde yurtiçi talep artışı etkili oldu. Oluşabilecek riskleri göz ardı etmiyoruz. Makroekonomik, finansal ve fiyat istikrarını önceleyen politika çerçevemizle, dengeli ve istihdam oluşturan büyüme sürecini sürdürülebilir kılmayı amaçlıyoruz” dedi.

Üretim ve teknoloji altyapılarını, yapısal anlamda daha da güçlendirecek adımlar atacaklarını kaydeden Bakan Elvan, Cumhurbaşkanı liderliğinde ekonomiyi ilgilendiren tüm kesimlerin sesine kulak vererek ortak akılla hareket edeceklerini söyledi.

6 Kasım’dan sonra oluşan yeni ekonomi yönetiminin attığı adımlarla büyümenin daha dengeli hale getirilmesi için çaba gösterdiği görülüyor. Bankaları kredi vermeye zorlayan aktif rasyosunun kaldırılması, faiz oranlarının yeniden reel düzeye çıkarılması, bu yolla ekonominin yeniden dengelenmeye çalışılması için uğraşıldığı açık. Ancak Bakan Elvan’ın da değindiği biçimde, Cumhurbaşkanı Erdoğan gerçekten “dengeli büyüme süreci”ne girmek isteyecek mi, girilen yolda büyüme oranlarının düşmeye başlamasından ne zaman rahatsız olacak, yeniden gaza basılmasını isteyecek mi, şimdilik orası meçhul.

Kaldı ki dopingli büyümenin olumsuz sonuçlarını henüz tam olarak görmedik. Önümüzdeki dönemde, Bakan Elvan’ın sözünü ettiği şişirilen iç talep ve kurlardaki artışın etkisiyle enflasyonda artış trendinin devam ettiği görülecek. Bunun ardından ise önümüzdeki yıldan itibaren bankalardaki kredi bataklarını, bunların temizlenmesi için yapılması gereken operasyonları, büyük ihtimalle konuşmaya başlayacağız.

SICAK PARA GİRİŞİ HIZLANDIRILIYOR

İşte bu aşamalarda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın takınacağı tutum ortauzun dönemde makro dengelere yeniden istikrar kazandırılıp kazandırılamayacağını belirleyecek.

Bu arada alınan tedbirlerin sonucu olarak yeniden sıcak para girişinin başladığını görüyoruz. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) dün yaptığı açıklamayla bankaların yurtdışındaki finansal kuruluşlarla yaptıkları TL işlem limitlerindeki kısıtlamayı önemli ölçüde yumuşattı. Piyasaların etkin çalışması amacıyla, sınırlar özkaynakların 0.5’inden yüzde 2.5’ine yükseltildi. Ayrıca bankaların gün içi yurtdışı finans kuruluşlarıyla yaptığı TL kredi imkânının bu sınırların dışında tutulacağı belirtildi. Bu adımın yurtdışından başlayan fon girişini hızlandırma amacı taşıdığı çok açık.

Yurtdışıyla yapılan TL türev işlemler hacmi yılbaşından 25 Eylül’e kadar 300 milyar TL’den 65 milyar TL’ye gerilemişti, bu da 36 milyar dolar düşüş anlamına geliyordu. 11 Kasım itibarıyla ise 25 Eylül’den sonra 6.5 milyar dolarlık yeniden fon girişi olduğu Merkez Bankası verileriyle ortaya çıktı.

Şimdi alınan önlemlerle bu girişin hızlanarak devam etmesi amaçlanıyor.

Böylece kısa dönem için belirlenen hedeflerden, “döviz girişlerini yeniden başlatma” işleminin başladığı söylenebilir. Ancak bunun ötesinde asıl sorun olan dolarizasyon eğiliminin aşılması için özellikle halkın TL’ye yeniden güvenmesinin sağlanması gerekiyor, ki bunun biraz daha süre alacağı anlaşılıyor. Bu süre içerisinde enflasyona bağlı olarak Merkez Bankası faiz oranlarının yeniden artırılması dahil, gereken rasyonel adımların devam etmesi ise şart.

Sıcak para girişi faize bağlı devam etse de yabancı sermayenin doğrudan yatırım için gelişi ise Cumhurbaşkanı’nın söz verdiği siyasi ve ekonomik reformların yapılmasına bağlı olacak. AB’den gelecek tavır, ABD’nin yeni yönetiminin şubat ayı başlarında görebileceğimiz tutumu ve reformlardaki samimiyet, 2021’deki ekonomik gidişatta belirleyici olacak.


Yazarın Son Yazıları