Kişi, Toplum ve Dünya Arasındaki Zor Temas

18 Şubat 2013 Pazartesi

Bireysel, yerel ve küresel olaylar ve gelişmeler arasındaki etkileşimi bir bütün olarak tahlil etmediğimiz zaman hiçbir şey anlaşılmaz. Her şey boşlukta kalır.
Örneğin Suriye’deki gelişmeler;
- Masanın üzerinde bir
“Esad olayı” olarak sunulabilir,
- Ama arkasında ve altında çok başka şeyler vardır; Tarikat çatışmaları, Müslüman Kardeşler’in Arap dünyasında sisteme egemenliği, Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi, ABD-Çin-Rusya arasındaki küresel güç çekişmelerinin bölgeye yansıması gibi.
Dolayısıyla Suriye olayı bir
Esad-Esed olayı değildir. O sadece buzdağının su üzerinde kalan minnacık bir parçasıdır.
- Her gün televizyon kanallarında, gazete sayfalarında tartışılan gıda sorununun gerisinde sağlık sektörü ile sanayinin çıkar kavgaları vardır.
İdealist bilim insanları ellerinden geleni yapmaya çalışsalar da
“sistem kendi gücünü fiilen egemen kılar”. Sonuçta işler, iş işten geçtikten sonra anlaşılır hale gelir.
- Birey harcamalarında kendisini bağımsız sanır, bu tamamen yanlıştır, başkalarının çizdiği kulvarda koşmak zorundadır.
Reklamlarla, yaratılan biyolojik ve psikolojik bağımlılıklarla elleri ve ayakları değilse bile
“kafası kelepçelenmiştir”. Birey yine de kendini bağımsız sanır ve avunur; Çünkü “mutluluk kriterleri bile belirlenmiştir”... Çikolata yemek ya da dizi seyretmek gibi.
Bütüncül görebilmek
Çevreyi, doğayı, atmosferi başkası kirletir ama biz
“üretilen kirli ortamı soluyarak” zarar görürüz.
Birey kendisini özgür sanır ancak öyle değildir. Tüketim konusundaki bilinçaltı koşullandırmalar gibi, düşünce alanında da koşullandırmalar yaşanır hale gelir.
Birey aslında özgür değildir; farkında olmadan bir
“özgürlük oyunu” oynamaya başlar; kendi dünyasında, kafasındadır bu.
İstediğini yazdığını, konuştuğunu, yaptığını sanır ama öyle değildir. Sadece raflara sıralanan mallardan birini tercih etmeye mecbur olduğu gibi,
“önünde sıralanan düşünce kalıplarından birini tekrarlamak durumundadır”.
Özgürlük oyunu en tehlikelisidir; uyuşturucu alışkanlığı gibi, birey kendini özgür (ve mutlu) sanmaya başlar.
Olayların bütüncül algılanarak değerlendirilmesi bilimsel ve teknik bir durumdur. Aynen hava kirliliğinin sağlığımız üzerindeki etkileri gibi. Küresel ve toplumsal gelişmelerin, birey olarak kendimiz üzerindeki etkilerini bir bütün olarak görmek zorundayız.
Hatay’ın sınır kapısında yaşayan köylü vatandaş bahçesine düşen şarapnelin iki kilometre öteden geldiğini düşünür. Oysa düğmeye binlerce kilometre öteden basılmıştır.
Aradaki bağlantıları ve etkileşimleri bir bütün olarak değerlendirmiyorsak, hiçbir sonuca varamayız. Ufkumuz sadece 2 km öteye uzanmış olur.
Ne yazık; teknoloji dev adımlarla ilerlerken insanların ufku daraltılıyor, arada tersine bir korelasyon var. Nedeni çok açık; gelişen teknolojik araçlar insanların ufuklarını daraltmak için bir silah olarak kullanılıyor.
Önce kafamızdaki kelepçelerden kurtulmak zorundayız.

\n

Yazarın Son Yazıları