“Yolumun Kesiştiği Ünlüler” adını verdiğim kitapta “bazı özel anılarımı” yayımlamak ihtiyacını duydum.(*)
Bunların çoğu hiç yayımlanmamış ve kamuoyu tarafından bilinmeyen gerçeklerdir. Siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutları bulunuyor. Mizahi boyutu olanlar da yok değil!
Bir akademisyen ve yazar olarak çok şanslıydım. 1960’lı yıllardan itibaren hayatım çok ilginç insanlarla kesişti. Aynı masada yemek yedik, sohbet ettik, evlerine ve ofislerine davet edildim, uluslararası toplantılarda yoğun beraberliklerimiz oldu. Seminerlerde ve televizyonlarda tartıştık.
Kendileriyle, Türkiye-Avrupa ilişkileri başta olmak üzere pek çok meseleyi konuştuk. Bir kısmı şahsi dostlarımdı, ahbaplıklarımız vardı, hatta ailece bile görüşürdük.
Toplam 31 insanla olan kimi özel anılarımı, ilginç sohbetlerimizi kitapta topladım. Bazıları hiç bilinmeyen veya Türkiye’de az kişinin bildiği şeylerdi. Yakın tarihimize bir not düşmek istedim. Ben yazmasam, belki hiç bilinmeyecek, saklı kalacak şeylerdi bunlar. Kimileri trajikomik, çok önemli bazı olaylara göre seçimimi yaptım.
İş, siyaset ve kültür hayatından bazı insanların pek bilinmeyen özelliklerini de, “mahremiyete saygılı kalarak” aktardım. Güzel, tatlı şeylerdi: Sakıp Sabancı’nın “TRT cimriliği (!) konusunda takışmamız” gibi.
Evet, biraz da bilinmeyen ve benim de şahit olduğum, gizli kalmış bazı olaylarda olduğu gibi:
-Johnson mektubundan sonra ünlü aktör Kirk Douglas’ın İstanbul’a 1964’te geldiğinde, Ankara’ya gidip başbakan İnönü ile gizli görüşmesi.
-Asil Nadir’in İngiltere’de hapsedilmesinin, tamamen Kıbrıs sorununa bağlı siyasi bir olaydan kaynaklanması.
-İstanbul Dünya Ticaret Merkezi 1979’da benim Ecevit’e önerim üzerine kurulurken, altında başbakan Ecevit’in imzasıyla düğmeye basılması.
-Oyak’ın Volvo ile anlaşacak iken Prof. Feridun Ergin’in baskıları ile nasıl Renault’ya kaydığı.
-1980’li yıllarda eski İngiltere başbakanı Edward Heath ile Boğaz’da teknede yemek yerken, “bugünkü Brexit’in özlemini nasıl duyduğu”.
-FETÖ’nün düzmece Ergenekon kumpasında beni “sorgulayan” kaçak Zekeriya Öz ile olan atışmalarımız.
-Turgut Özal’ın ANAP’ı kurarken beni Yeniköy’deki evine davet ederek “yaptığı ilginç öneri”.
-Abdullah Gül ve Tansu Çiller’le olan “inişli-çıkışlı ilişkilerimiz”.
-Vehbi Koç ile Yeniköy’deki evinde görüşmemizden sonra Dışişleri, Devlet Planlama Teşkilatı ve TÜSİAD arasındaki “ilginç görüş ayrılıkları ya da beraberliği”.
-Washington Uzlaşısı’nın ilk defa Turgut Özal tarafından Pera Palas’ta 20 Aralık 1977’de nasıl ortaya konduğu ve 12 Eylül darbesi sonrası hangi amaçla uygulanmaya başlandığını birinci elden, şahısların kendi ağızlarından yazıldı.
-15 Temmuz 1974’te Atina Albaylar Cuntası ve ABD destekli, Makaryos’a karşı faşist darbe sürerken Samson’un Rauf Denktaş’a götürdüğü hangi önerinin Denktaş tarafından nasıl reddedildiği gibi pek bilinmeyen gerçekler kitapta yer aldı.
Demirel, Ecevit, Özal, Erbakan, Denktaş, Çiller, Yılmaz, Gül, Perinçek, Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Şarık Tara, Asil Nadir, Attilâ İlhan, Müjdat Gezen ve daha birçokları, tam 31 kişiyle yolum ilginç bir biçimde kesişti. Tatlısı ve acısı ile aynı mekânda bulunduk ve sohbet ettik.
İçlerinde 5-6 tane de yabancı var. Kimileriyle temasım yıllar boyu sürdü, kimileriyle birkaç saatlik yemeklerde sohbet ettik.
Bu acı tatlı anılar ve fikir tartışmaları aynı zamanda, Türkiye’nin yaşamakta olduğu “dönemeçte” az bilinen ya da hiç bilinmeyen bazı şeyleri gün ışığına çıkarıyor.
Sade iç sorunlara değil, dış ilişkilere de ışık tutan, saklı kalmış şeyler. Yer alanların büyük bir bölümü halen hayattalar.
Bu yol kesişmelerinin Türkiye’de bilinmeyen bazı önemli noktaları içermesinin, okurlara ilginç geleceği kanısındayım.
Kendimi biraz da, ev ödevini yerine getirmiş bir izci gibi görüyorum, ekşisi ve tatlısı ile birlikte...
(*) “Yolumun Kesiştiği Ünlüler”, Kırmızı Kedi Yayınları, Mayıs 2017
‘Yolumun Kesiştiği Ünlüler’ mi?
Yazarın Son Yazıları
Sansür, demokrasi ve araçlar
Devlet olmanın nitelikleri
Örtülü iç savaş mı?
Başarı mı, yoksa ...
Türkiye’nin stratejik konumundaki çelişkiler
Atatürk ve 2. Elizabeth, iki ayrı dünya
Fidel’in tangosu ve Atatürk’ün zeybeği
Dibeklihan’dan Türkiye manzaraları
‘Ortak yararları’ yok etmek neden
AKP dış politikasını neden değiştiremez
ABD ve Çin’in Pasifik kavgasında bir anı
Siyasal İslamda dış politikamız
Kıbrıs, Türkiye’nin çıkış yoludur
Türkiye ve İngiltere nasıl benzeşirler ki!
Ünlü dostlarla bayramlaşmanın türlü yolları
Siyasal İslamın ‘Batıcılık’ çelişkisi ve AKP
Seçimler, şiddet, sağduyu ve hukuk
Bastonların karizmatik sahipleri
AKP’nin politikalarındaki ‘ironi’
Başarılı bir maratoncu, Kemal Bey...
AKP ve Türkiye’de köylünün ‘uyanışı’
AKP korkusu, sağı ve solu yakınlaştırdı mı?
Tramvay da şık yayalar da...
Ulusallık, sosyal devlet ve kavram kargaşası
AKP bütün gemileri yaktı mı?
AKP’nin ‘göçmen politikası’ mı?
Türkiye nereye mi gidiyor?..
‘Arap Baharı’ndan sonra ‘Ukrayna Baharı’ (!) mı?
Firavunlar, bastonlar, zeytin ağaçları ve tahıl ambarları
Demokrasi, bireyin ve toplumun yararlarının örtüştürülmesidir
Moskova-Batı arasında ip cambazlığı
.
Ukrayna nelerin turnusol kâğıdı oldu?
Hastane odasından 28 Şubat haberleri
Öz değerlerden Amerikancılığa ve nihayet siyasal İslama
Beyrut, Kıbrıs ve Hatay’ın güneyi
Türkiye’de ‘devletin özelleştirilmesi’
Siyasal İslamın ‘kültürel egemenlik’ açmazı
AKP’nin ‘bozarak değiştirmek’ stratejisi
Kaos ortamında seçime girerken olasılıklar ve Enes çocuk...