Hikmet Altınkaynak

Tarlakuşunun şarkısı, şairin şiiri...

21 Mart 2019 Perşembe

Mavi Sürgün, Halikarnas Balıkçısı’nın yaşamını anlattığı kitabıdır. İlki 1961’de, 27. basımı 2018’de (Bilgi Yay.) yapılmıştır. Cuma günü İşSanat’ta sahnelenen Mavi Sürgün’e gittim. Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı Halikarnas Balıkçısı yapan Mavi Sürgün’deki öyküsünü bir müzik şöleni olarak dinledim. Mavi Sürgün damıtılmış özüyle sahnedeydi, izledim.
Beyti Engin yönetmenliğinde, Yetkin Dikinciler’in başoyunculuğunda, piyanist Sabri Tuluğ Tırpan’ın klasik ve güncel müziğiyle, Feryal Öney’in vokalleri, Su Güneş Mıhladız’ın olağanüstü koreografisi, modern dans gösterisiyle ve sanatçı Garip Ay’ın ebrularıyla muhteşemdi, kutlarım.
Perde, Yetkin Dikinciler’in Mavi Sürgün’den metinler okumasıyla açılıyor. Halikarnas Balıkçısı’nı Yetkin Dikinciler canlandırıyor. İlk okunanlar içinde tarlakuşunun dramatik yaşamı yer alıyor, bu herkesi sarsıyor. Hele de İstanbul’da yaşayan yazarın Büyükada’ya gitmek için bindiği vapurda, güvertede otururken başına vurulup kalpağını çökerten, başını acıtan olay... Yapan, İstanbul’daki işgal kuvvetlerinden bir görevli. 1. Dünya Savaşı yılları. Güvertede “Bu yer, işgal kuvvetlerine aittir” diye yazı var. Yazar bu üzüntüsünü atamadan, bir gün polisler eve gelir, Üsküdar Karakolu’na götürür. Karakol, onu Haydarpaşa’dan Ankara Treni’yle Ankara’ya gönderir. Aynı trenle Ankara’ya çağrılmış olan Resimli Hafta’nın sahibi M. Zekeriya da vardır. Çağrılma nedenlerini ondan öğrenir. Çekinilecek bir şey yoktur. Yazar Resimli Ay’a çok güzel kapaklar yapar, Cumhuriyetin getirdiği devrimleri savunur. Yataklı vagonda konuşa konuşa giderler. M. Zekeriya (Zekeriya Sertel) ile onu Ankara’ya bir polis götürür. Ama polis başka vagonda kalır, bazen gelip bir ihtiyaçları olup olmadığını sorar.
Mavi Sürgün, başta da dediğim gibi, Kabaağaçlı’nın yaşamöyküsüdür. Oyunun (kitabın) girişinde anlatılan İtalya’da tarlakuşlarının iyi ötmesi için gözlerine iğne batırılarak kör edilmesi, herkesin yüreğini dağlar. Halikarnas Balıkçısı’nın yazısından dolayı yargılanması, Bodrum’da kalebentliğe mahkûm edilmesi ise, onun yazarlık yolculuğunda bir kilometre taşı olur. Cezası biter, ama o keşfettiği Bodrum’da kalır, burada yaşar, yapıtlarını burada yaratır. Böylece kendi büyük bir yazar, sevdiği kent Bodrum da dünyaca ünlü bir turizm kenti olur. Mavi Yolculuklar başlar...

Dünya Şiir Günü
TarlakuşuTürkiye Yazarlar Sendikası’nın da gündemindeydi. TYS, Nilüfer Belediyesi ile işbirliği yaparak “Bitmez Tarlakuşunun Şarkısı” adıyla bir kitap yayımladı (2018). Kitapta 40 yaşından önce yaşamını yitiren şairlerin yaşamöyküleri, şiirleri yer alıyor. Kitabın önsözünde TYS Genel Başkanı Mustafa Köz, Cevat Şakir’in tarlakuşu alegorisiyle şairlerin ruh ağrılarını yansıttığını yazıyor. Bu şairlerin içinde kendi yaşamlarına kıyanlar, düzenin kıyımına uğrayanlar var.
Bugün 21 Mart, Dünya Şiir Günü... Şiir neyi anlatırsa, güzeldir?
Arjantinli şair, yazar Jorge Luis Borges (1899-1986), şöyle yanıtlıyor: “Şiir gerçekten olmuş olanı değil de bir özlemi dile getirdiğinde güzeldir.
Nâzım Hikmet’in hayranlık uyandıran şiirleri, şiirimize getirdiği biçim özelliğinin yanında biraz da bu özlem nedeniyle değil midir?
Dünya Şiir Günü, gözlerini yaşama yummuş, unutulmuş bu şairleri anma günü de olsun isterim. Tarlakuşunun şarkısını iyi söylemesi, gözlerinin iyi görmesine, özgürce uçmasına; şairlerin de güzel şiirler yazması, yazma ve yayımlama özgürlüğünün engelsiz olmasına bağlı değil mi?
Bu duygularla şairlerin, şiir sevenlerin Dünya Şiir Günü’nü kutluyorum, tarlakuşlarına ve şairlere özgürlük diliyorum...


Yazarın Son Yazıları

Edwin Morgan... 21 Ocak 2021
En uzun yıl biterken 31 Aralık 2020
Tevfik Fikret olmasaydı... 24 Aralık 2020
Başöğretmen Atatürk 19 Kasım 2020
Orhan Veli... 12 Kasım 2020