Miyase İlknur

Soylu’nun bileti tek gidişmiş

18 Nisan 2020 Cumartesi

Geçen cuma gecesi sokağa çıkma yasağının ilan ediliş şekli ve bu ilandan dolayı yaşananlardan sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifa haberi ekranlara düştüğünde herkes gibi şaşırdık. Zira AKP geleneğinde istifa değil azledilme vardır. Bu azledilme öyle Özal’ın Vural Arıkan ile Hüsnü Doğan’a, Bahçeli’nin de Sadi Somuncoğlu ile Abdülhaluk Çay’a yaptığı gibi bir azilname ile değil. Davutoğlu ve belediye başkanlarına yapıldığı gibi baskılarla istifa ettirilme şeklinde olur. Bakanlar ya da milletvekilleri öyle kendiliklerinden onur istifası yapamazlar. Yaptıkları takdirde onlara o makamı bağışlayan “Şahsım Cumhuriyeti”nin onurunu sarsmış olurlar. O yüzden ancak o isterse istifa edebilirler.

Şaşırmamız işte bu yüzdendi. Ama o istifanın işleme konmayacağını da bal gibi biliyorduk. Nitekim Bakan Soylu’nun istifası ekranlara 21.29’da düştü. Biz 21.48’de attığımız tweet’te “Yarın umumi arzu üzerine istifası kabul edilmez ve geri döner” dedik. Öyle de oldu.

Soylu da bunu biliyordu elbet. O da “Bu koşullarda istifamın kabulü zor. Kabul edilmezse Albayrak ve Pelikan çetesine gücümü ispat etmiş olurum, edilirse de cürmümden çok yer yakarım” düşüncesiyle hareket etti muhtemelen. Zaten istifasının nedeni de bu sürecin kötü yönetilmesi nedeniyle sorumluluk alma duygusundan ziyade eleştirilerin parti içinde de dillendirilmesine yönelikti.

Türk siyasi tarihinde en çok içişleri bakanları istifa etmiştir. Bu da İçişleri Bakanlığı koltuğunun iğneli fıçı olduğunun kanıtı. 23 Nisan 1920 hükümetinden başlatırsak tam tamına 16 içişleri bakanı istifa etmiş. Cami Baykut, Hakkı Behiç Bayiç, Nazım Resmor, Refet Bele, Fethi Okyar, Şükrü Kaya, Recep Peker, Hıfzı Oğuz Bekata, İrfan Özaydınlı, Hasan Fehmi Güneş, Mustafa Gülcügil, İsmet Sezgin, Nahit Menteşe, Mehmet Ağar, Muammer Güler ve Efgan Ala. Bu istifa edenler dışında Sadettin Tantan ve İdris Naim Şahin gibi bakanlar da kabine revizyonuyla başka bakanlıklara kaydırılmak yoluyla görevlerinden alınmıştı. Gerçi Tantan, bunu içine sindiremeyip bakanlıktan ve partisinden istifa etmişti. Ama bu bakanlar içinde sadece ikisi görev sorumluluğu kapsamına giren olaylar nedeniyle istifa etti. Diğerleri ya koalisyon ortaklarıyla ya da başbakanla ihtilafları yüzünden bu yolu seçti. Hasan Fehmi Güneş’inki ise daha farklı. Özel yaşamının magazin basınına malzeme yapılması nedeniyle görevini bıraktı.

1978’de CHP hükümetinde İçişleri Bakanı olan İrfan Özaydınlı ile II. MC hükümetinin İçişleri Bakanı Mustafa Gülcügil, yaşanan iki müessif olay nedeniyle koltuklarını boşalttılar. Özaydınlı, Maraş katliamının yaşanmasından sonra sarf ettiği “Sağ-sol çatışması nedeniyle olaylar yaşandı” cümlesinin parti içinde sol kanat ve Alevi milletvekillerinin tepkisine yol açması, ardından da Ecevit’e “Ya o ya biz” demeleri üzerine genel başkanını rahatlatmak adına istifasını sundu. Gülcügil de Nihat Erim’in öldürülmesi üzerine. Hem Ecevit hem de Demirelcanım senin ne kabahatin var” demeyip istifayı kabul ettiler.

Çelebi babanın agresif oğlu

Süleyman Soylu ile aynı liseden mezunuz. Plevne Lisesi’nde o liseye başlarken biz çoktan mezun olmuştuk. Sayın Bakan, kendisiyle aynı yaşta olan kardeşimle liseden dönem arkadaşı olmalı. Babasının Hasan Soylu olduğunu da geçen gün Muharrem Abi’nin (Muharrem Sarıkaya) yazısından öğrendik. Hay Allah, hiç aklımıza gelmemişti doğrusu. Babası ile geçmişte çok muhabbetimiz olduğu gibi iyiliğini görmüşlüğümüz de var. Türk Haberler Ajansı’nda genç bir muhabirken siyasi yasaklı olan Demirel’le Tuzla’da söyleşi yapmamıza aracılık eden kişiydi. Hasan Soylu’yla tanışmamızı sağlayan da 68 kuşağından aynı zamanda PÜİS (Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası) Başkanı Şuayip Dilmen ile “Komünist Yalçın” lakaplı Yalçın Sayın’dı.

Bakanın, Hasan Soylu’nun oğlu olma ihtimalinin aklımıza gelmemesinin nedeni siyasetçi profillerinin hayli farklı olmasındandır belki de. Süleyman Soylu, siyasette agresif bir görüntü çizerken babası Hasan Soylu, her farklı siyasal görüşten dostları olan çelebi bir adamdı. Sayın Bakan’ı muhalefete hele de sola karşı agresifliğinde Plevne Lisesi’nde solcu öğrencilerin sayıca fazla ve baskın olmasının da payı var mıdır acaba?

Sonuç itibarıyla Soylu’nun istifa krizi 24 saat bile sürmedi. Herhalde bileti tek gidişti. Bu da ne demek şimdi diyeceksiniz.

Efendim, 1960 ihtilalinden sonra kurulan hükümette Milli Eğitim Bakanı olan Turhan Feyzioğlu, üniversitedeki görevlerinden atılan 147 öğretim üyesinin geri alınması konusunda Cemal Gürsel ve diğer kabine üyeleriyle ters düşer ve istifa eder. İstifadan sonra basın mensuplarının “Neden istifa ettiniz” sorusuna şöyle yanıt verir:

“Benim biletim gidiş dönüştü zaten. Dönüş tarihimi biraz erkene çektim sadece.”


ABONELİK İÇİN:



Yazarın Son Yazıları

CHP’nin toyu 25 Temmuz 2020
Fethedilmişi fethetmek 18 Temmuz 2020
Tek umut Abdullah Gül 11 Temmuz 2020
OHAL’de dans 6 Haziran 2020
Aknoz Paşa kafası 31 Mayıs 2020
Darbelerden darbe beğen 30 Mayıs 2020
Sevabına swap 23 Mayıs 2020
Darbeleme 9 Mayıs 2020