Marquez: Belleğin Yazarı Artık Hatırlamıyor

10 Temmuz 2012 Salı
\n

\n\n\n

XX. yüzyıl edebiyatının muhteşem kalemlerinden biri -ki bence en muhteşemi!- sustu. 84 yaşındaki yazar ölmedi, ama artık yazamayacak.

\n

Garcia Marquezin güzelim şiirsel belleği demans yüzünden çöktü ve geri gelmez biçimde harap oldu...

\n

Hafta sonu gazetelerde yer alan kötü haber; Nobel ödüllü yazarın hafıza sorunları yüzünden bundan böyle yazmayacağını söylüyordu. Edebiyat çevrelerinde epeydir dolaşan söylentiyi onaylayan Marquezin erkek kardeşinin, kaybettiği abisi için sıklıkla ağladığınada yer verilmişti...

\n

Kendisi de yazar olan Jaime Garcia Marquez; fiziki varlığını korusa da.. ruhen ve zihnenağabeyinin erimesine, gözler önünde göçmesine tahammül edemiyordu...

\n

Yazgı ne kadar acımasız olabiliyor dedim içimden...

\n

Çünkü sözcüklerin efendisi olan bu büyük yazar, öteden beri kurgularında özellikle zamanıve belleği öne çıkaran temalarıyla ün salmıştı...

\n

Zaman çarkları başkalaştığında...

\n

Bir başyapıt sayılan, Yüzyıllık Yalnızlıkta örneğin, roman karakterlerinden bazıları için zamanbir noktada durmuştu...

\n

Yüzyıllık Yalnızlıkın albayı Buendia, zamanın gerçekliğinden kopan demans hastaları gibi aynı günün sürekli olarak kendini tekrarladığını düşünen bir karekter; 100 yaşındaki Ursula Iguaran ise ileriye doğru hareket etmek yerine.. yuvarlak döngüyle çarklarını çalıştıran bir zamanın algısıyla yaşayan kahramanlardı

\n

Hey gidi Marquez! diye düşünmeden edemedim: Yarattığı karakterler gibi kendisini gerçeklerin buğulandığı bir dünyanın içinde buldu!

\n

Marquez çocukluğundan söz ederken hep geleceği sezen bir büyükanneden dem vururdu...

\n

Kim bilir diye düşündüm: Yazarda da belki böyle bir yetenek vardı. Başına gelecekleri önden sezdiği için bu karakterleri yarattı...”

\n

Marquez ailesinde demans sık görülen bir hastalıkmış...

\n

Yazarın küçük erkek kardeşiyle annesi de hep Alzheimerla yaşamışlar...

\n

Bellek ve de sürekli olarak sözcüklerle yaşamını iç içe geçirmiş bir yazarın; Bir gün bunların hepsini unutabilirim!sezgisiyle yaşaması ne korkunç olmalı?

\n

‘Hayat hatırlanandır!’

\n

Marquez belleğine öyle güvenen bir yazardı ki hiçbir zaman not almadığını söylerdi.

\n

Düşünceler ve izlenimlerini hatırlamak için yaşam boyu not tutmaya gereksinim duymadığını anlatan yazar; Önemli olan zaten unutulmaz derdi: Bir şey unutulmuşsa önemsizdir!

\n

Ölüm yaşlılıkla değil, unutmak ve farkındalığı yitirmekle gelir diyen de gene oydu.

\n

Son yapıtlarından Anlatmak İçin Yaşamakı yazdığı zaman; Hayat insanın yaşadığı değildir, aslolan hatırladığı ve hatırladığını nasıl hatırladığıdır demişti...

\n

Meksikalı yazar Carlos Fuentes bu sebeple Marquezi; Belleği, düş gücüyle evlendiren yazar!diye tarif etmişti...

\n

Yakın çevresinde kısaca Gabo lakabıyla bilinen yazarla kanka olan Fuentes; Marquezin kişisel anılarını bir araya getirdiği Anlatmak İçin Yaşamakı okurlara tanıtırken şu unutulmaz takdimi yapmıştı:

\n

Biyografi, Geçmişte ne idiysen osun!un tarzıdır. Roman, Kurduğun düş neyse osun! der. İtiraf ise Yaptıkların neyse osun!u ifade eder. Bunların üçü de bellek ister. Shakespearein dediği gibi bellek, zihnin bekçisidir Marquez bunu (belleğin bekçiliğini!) yapıyor. Günün birinde ona Sen şuydun; şunu yapmıştın; şunları düşlemiştin!diyecek olanlara, bugünden ön alıp Ben buydum. Bu olacağım. Bu düşleri kurdum. Şimdi bunu hatırlıyorum!diyor. (“Gabo: Anıların Anısı; El Pais, 12 Ekim, 2002)

\n

Badem kokusu

\n

Gaboyu, Gıpta ettiğim harika bir belleği vardı diye tanıtan Fuentes de artık yok.

\n

Dünya edebiyatının bu yaz başı yitirdiği Fuentesin kalemi de sustu...

\n

XX. yüzyılın son ustaları da bir bir eksiliyor...

\n

Ama arkalarında hiç yok olmayacak muhteşem bir miras bırakıyorlar...

\n

Gabo; entelektüel mirasının ötesinde, yüksek duyarlılığı, farklı bir derinliği olan bir yazardı...

\n

Yapıtlarının, az yazarda rastlanan mükemmel bir mimarisi vardı...

\n

İspanyol diline olan hâkimiyeti, sözcük seçimindeki titizliği, metinlerine sinen ritim ve tempo becerisi; Gabonun bir modern zamanlar Cervantesi lakabıyla anılmasına yol açmıştı...

\n

Ufak bir koku, bir tatya da bir anı...

\n

Onun satırlarında hemen epik boyutlar kazanırdı...

\n

Örneğin Kolera Günlerinde Aşkın şu giriş cümleleri: Önüne geçilmezdi. Bademlerin kokusu ona her seferinde karşılıksız aşkların yazgısını hatırlatırdı...”

\n

Fermina Daza, 51 yıl, 9 ay, 4 gün bekleyen Florintino Arizayı böyle bize badem ağacının acımtırak kokusu ile takdim eder Marquez...

\n

O kokuyu duyarsınız...

\n

Okura bunca güzellik armağan eden Gaboyu; ben de en sevdiğim romanın başlangıcıyla selamlıyorum.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020