Mustafa Necati: Bir Devrim Yapıcısı
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Mustafa Necati: Bir Devrim Yapıcısı

04.01.2021 12:49
Güncellenme:
Takip Et:

92 yıl önce, 1 Ocak 1929’da, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu henüz 35 yaşındayken beklenmedik ölümüyle en çok Mustafa Kemal olmak üzere Cumhuriyet Devriminin bütün önderlerini derinden üzdü Mustafa Necati. O, Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Mondros Antlaşması’yla başta İzmir olmak üzere birçok il ve ilçede azınlıkların Türkiye karşıtı taşkınlıklarına tepki gösteren ilk Kuvayımilliyecilerdendir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ölüm duyurusu niteliğindeki Sevr Antlaşması ile topraklarımızın paylaşılmasına kalkışan emperyalizme karşı isyan bayrağını açanlardan biri de yine Mustafa Necati’dir.

Necati, Manisa (Saruhan) ve İzmir milletvekili, İstiklâl Mahkemesi üyesi ve başkanı, Mübadele Bakanı, Adalet Bakanı kimliğiyle üstlendiği görevler bir yana, yaşamını yitirdiğinde 3 yıl 12 günlük Milli Eğitim Bakanı olarak Mustafa Kemal’in yanı başında bir devrim yapıcısıdır.

KABINA SIĞMAZ BİR KUVAYI MİLLİYECİ

1894’te İzmir’de doğan ve ilk, orta, lise öğrenimini İzmir’de tamamlayıp İstanbul Hukuk Mektebi’ni 1914’te, 20 yaşındayken bitiren, önce Kuvayımilliye’nin, sonra Cumhuriyet’in kabına sığmayan bu genç hukuk adamı, bir süre İzmir’de avukatlık yapar. O sıralar bir yandan da İzmir Kız Öğretmen Okulu’nda derslere girer. Yakın arkadaşı ve bir başka devrim yapıcısı Vasıf Çınar’la Şark İdadisi (Doğu Lisesi) adlı okulun kuruluşunu gerçekleştirerek buranın hem öğretmenliğini hem de yöneticiliğini yapar.

Necati’nin kabına sığmazlığını, çok yönlü düşün ve eylem alanlarında görebiliriz.  Örneğin, hem ‘Kurtuluş’un hem ‘Kuruluş’un sıcak yıllarında İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Avrupalı azınlıkların İzmir yöresindeki etkinliklerine karşı seçenek oluşturmak amacıyla, yine arkadaşı Vasıf Çınar’la İzmir’de Altay Spor Kulübü’nü kurup gençlerin spor yapabilmesinin yolunu açmasında görürüz.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri tarafından İzmir-Aydın demiryolu işçilerinin işlerine gerekçesiz olarak son verildiğini gördüğünde onların haklarını korumak, yeniden işlerinin başına dönmelerini sağlamak için dernekleşmelerine yardım etmesinde, derneğin hukuk danışmanlığını üstlenmesinde görürüz.

Onun kabına sığmazlığını, Kurtuluş Savaşı öncesinde olduğu gibi sonrasında da İzmir’de Ahenk, Balıkesir’de İzmir’e Doğru, Kastamonu’da Açıksöz, Ankara’da Terbiye ve Hayat dergilerindeki aydınlanmacı yazılarında görürüz.

EĞİTİMDE YAPTIKLARI

Onun bir devrim yapıcısı olarak kabına sığmazlığının, devrimci kişiliğinin en verimli sonuçlarını ise eğitim alanındaki atılımlarda görürüz. Tüm yurttaşları eğitim hakkına kavuşturmak için yaptığı çalışmalardan birkaçını şöyle sıralayabiliriz:

* Atatürk’ün “Yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Her vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu yurtseverlik, ulusseverlik görevi biliniz” sözleriyle açılışını yaptığı Millet Mekteplerini açarak tüm yetişkinlerin temel eğitimden geçmesini planlamak ve bunu uygulamak;

* Paralı yatılı okullar dışında kalan ortaokul ve liseleri ücretsiz duruma getirmek (24.4.1926 tarih ve 822 sayılı yasa);

* Paralı yatılı ortaokul ve liselerde öğrencilerin yarısı kadarını parasız yatılı okutmak;

* Özellikle yoksul çocukların yatılı okuyabilecekleri kız ve erkek sanat okulları ve kursları açmak;

* Eğitim giderlerini karşılamak üzere ayrı bir fon yasası çıkartmak (22.6.1927 tarih ve 1130 sayılı Maarif Vergisi Kanunu);

* Kimsesiz çocuklar (özellikle şehit çocukları) için merkez köylerde yatılı bölge okulları açmak;

* İlkokullarda yoksul çocuklara beslenme olanakları sağlamak;

* Başarılı orta ve yükseköğretim öğrencilerine ve mezunlarına yurtdışı öğrenim bursu sağlamak.

SONUÇ

1928-1929 arasında 200 bini kadın, 400 bini erkek olmak üzere 600 bin dolayında yetişkin insanımız okuma yazma öğrenir. Kimi bölgelerde 20 yıla kadar süren Millet Mektepleri aracılığıyla Yazı Devrimi’nden önce yüzde 10 dolayında olan okuryazar oranı, 1936’da yüzde 25’e ulaşır.

Ulusal tarihimizin en kapsamlı atılımlarının gerçekleştiği Cumhuriyet’in ilk çeyreğinde değil yalnız, eğitim tarihimizin tümünde birbirini bütünleyen çalışmalarıyla Anadolu aydınlanmasının ışığını yakan şu adları birlikte düşünelim: Vasıf Çınar, Mustafa Necati, Dr. Reşit Galip, Saffet Arıkan, Hasan-Âli Yücel… Ve onların yanı başlarındaki Nâfi Atuf Kansu, İ. Hakkı Tonguç, M. Rüştü Uzel, M. Rauf İnan, Mithat Enç…

Şimdi bir de İkinci Dünya Savaşı’nın ardından örtük biçimde adım adım başlayıp 1950’den sonra da Karşıdevrim iktidarlarınca bütün hızıyla açık açık devre dışı bırakılan bu adların sonrasından günümüze, ister eğitimde olsun ister başka alanlarda, bu çıtaya ulaşabilecek bir liste yapmaya çalışalım: Sonuç?...

En son 6 ay önce Ankara Mitatpaşa Caddesi’ndeki evinden adı kaldırılıp yerine ne yaptıkları ne de yazdıklarıyla hiç hak etmeyen birinin (Nuri Pakdil) adı verilen Mustafa Necati’ye, Cumhuriyetimizin bütün devrim yapıcılarına en derin saygıyla.

NAZIM MUTLU
EMEKLİ ÖĞRETMEN


Yazarın Son Yazıları

‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025