Örsan K. Öymen

Kızgın demir

29 Nisan 2019 Pazartesi

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimlerden sonra yaptığı ilk konuşmalardan birisinde, seçimlerde “kızgın hale gelen demirin soğutulması” gerektiğini söyledi. Oysa Erdoğan’ı tanıyanlar iyi bilir ki, Erdoğan’ın ülkeyi yönettiği yerde kızgın demirin soğutulması Erdoğan’ın doğası gereği olanaksızdır. Bu söz, Erdoğan’ın söylem ile eylem arasındaki tutarsızlıklarına dair yüzlerce örnekten sadece birisidir.
Nitekim Erdoğan, Ankara’nın Çubuk ilçesinin Akkuzu köyünde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimiyle ilgili olarak, Kılıçdaroğlu’nu linç etmeye ve sığındığı evi yakmaya niyetlenen katil ruhlu insanları kınayacağına, bu insanların tepkilerini doğal bir tepkiymiş gibi gösterip,
Kılıçdaroğlu’nu bir kez daha olası katillere hedef göstermiştir! Erdoğan Kızılcahamam’da yaptığı konuşmada, Kılıçdaroğlu’na tekrar iftira atarak, Kılıçdaroğlu’nun HDP üzerinden terör örgütü PKK ile işbirliği yaptığını söylemiştir! Kılıçdaroğlu’nu ve CHP’yi bazı şuursuz cahil canilerin hedefi haline getiren zaten Erdoğan’ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu tür açıklamaları ve iftiralarıdır. Erdoğan kızgın demiri soğutacağına, demiri ateşte ısıtmaya devam etmektedir. Erdoğan yangına su dökeceğine benzin dökmektedir.
Gerçek şudur ki, Kılıçdaroğlu'nun da CHP'nin de terör örgütü PKK ile uzaktan yakından bir ilgisi olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olan CHP, bu ülkenin ulusal bütünlüğü konusunda en hassas partidir. CHP, tarihinde hiçbir zaman din, mezhep ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapmamıştır. Bu siyaseti yapan AKP, MHP ve HDP gibi partilerdir. CHP değildir!
CHP’nin, Türkiye’de var olan her siyasi partiyle birlikte, HDP tabanının oylarını da kendisine çekmeye çalışmasını terör örgütü PKK ile işbirliği yapmaya bağlamak için ya bir akıl tutulması durumu içinde olmak ya da kötü niyet taşımak gerekir. Nitekim AKP’nin kendisi de HDP tabanının oylarını kendisine çekmeyi amaçladığını açıkça beyan etmiştir. Bu durumda Erdoğan ve AKP, bundan dolayı terör örgütü PKK ile işbirliği mi yapmış olmaktadır?!
Artvin’de terör örgütü PKK’nin silahlı saldırısına uğrayan CHP heyeti ve Kılıçdaroğlu’dur. Terör örgütü PKK silahlarını bırakmadan PKK ile Oslo’da müzakereler yürüten, PKK’nin lideri Abdullah Öcalan ile İmralı’da müzakerelerin yürütülmesine öncülük eden, PKK teröristlerini Habur’da davul ve zurnayla karşılayan
Erdoğan’ın liderliğindeki AKP hükümetidir! Terör örgütü PKK’yi şımartarak neredeyse sona ermiş olan PKK terörünün yeniden ortaya çıkmasına neden olan AKP iktidarının, terör örgütü PKK konusunda CHP’ye söyleyeceği hiçbir söz yoktur! Yapabileceği en iyi şey bu konuda susmaktır! Erdoğan’ın seçimden sonra kızgın demiri ateşte ısıtmaya devam ettiğine dair tek örnek bu değildir. Erdoğan, İstanbul belediye seçimlerini ve halkın tercihini, hukuka aykırı gerekçelerle ve çifte standart içeren itirazlarla tartışma konusu yapmaya devam etmekte ve bunu bir “hak arama” mücadelesi gibi göstermektedir.
Sözcü gazetesi yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru ile gazete sahibi Burak Akbay hakkında hapis istemiyle iddianame hazırlanmıştır. Cumhuriyet gazetesinin beşi eski 6 çalışanı Musa Kart, Emre İper, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara ve Güray Öz yeniden hapse girmişlerdir. “Gezi” protesto eylemleriyle ilgili safsata bir iddianame bağlamında işadamı Osman Kavala bir yılı aşkın bir süredir hapiste yatmaktadır. Eski CHP milletvekili Eren Erdem neredeyse bir yıldır hapistedir.
Erdoğan, “kızgın demiri soğutma” söylemini ortaya atarken veya sonrasında bu konulara neden hiç girmemiştir? Erdoğan kızgın demiri soğutmak bir yana, kızgın demiri demokrasinin kalbine saplamaya devam ederse kimse şaşırmasın!  


Yazarın Son Yazıları

Provokasyon mu? 25 Mayıs 2020
Diyanet’in yetkileri 4 Mayıs 2020
Post-Virüs -2- 27 Nisan 2020
Post-virüs 6 Nisan 2020
Virüs 23 Mart 2020
OdaTV 9 Mart 2020
İdlib faciası 2 Mart 2020
Siyasi ayak 17 Şubat 2020