Tuncay Mollaveisoğlu

İnsan unutur, devlet unutmaz...

06 Kasım 2020 Cuma

Siyasetin taşıyıcı üç kolonu kesildi...

Yüksek ahlak, yüksek vicdan, sorumluluk...

“Anne” diyerek enkazdan çıkarılan 3 yaşındaki Ayda’yı, annesiz bırakan buydu...

114 canımızı yok yere yaşamdan koparan...

Bu son olsun, ders alalım derken medyamız Trump-Biden yarışına geçiş yaptı bile...

Türkiye, ABD’nin eyaletiymiş gibi anlık sonuçları veriyor ekranlar...

Kötü yönetimin hayatını çaldığı çocuklarımız unutulacak yine...

Yine, ateş düştüğü yeri yakacak... 

“Unutmak” insana dair... Acılarla yaşamak mümkün değil... Ancak devlet unutmaz!

Devletin de içini boşalttılar... Aksi halde, 21 yıl önceki depremde binlerce insanımıza canlı mezar olan evleri, apartmanları, savaş alanına dönen sokakları, ölüleri topluca defnetmek için açılan devasa çukurları bu ülkeyi yönetenler bilmiyorlar mı?

18 yıldır neden gereğini yapmadılar? 35 milyar dolar deprem vergisi nereye harcandı?

Oturup, birlikte kestiler kolonlarını siyasetin...

Kokuşmuş düzen masumların başına çöktü... 

İzmir’e yardım yağıyor...

Küçük bir karton kutuya özenle yerleştirilmiş oyuncak ayı...

21 yıl öncesinden hatırlıyorum bu anları...

Van’dan giydiği montu göndermişti bir delikanlı. Cebinde bir tutam para ve not ile...

Böyledir insanımız...

Vefakâr, koca yürekli, merhametli...

Bakmayın sosyal medyadaki kötülüklere... Ya da bunca çöküntüye rağmen iktidarın neden değişmediğine...

Cehaletin öne çıkıp hâkim olması, organize olmuş gericilerin eseridir...

Yani... geçim derdi ile yoğurulan insanlara kızmak yerine, önce kendine bakmalı...

Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) eski genel başkanı, şehir plancısı Bülent Tanık ile konuşuyorum. Eski Çankaya Belediye Başkanı. Urla’da yaşadı son sarsıntıları...

AFAD örgütlenmesi ütopik bir modeldir diyor ve ekliyor; “Acil yardım, arama-kurtarma merkezileştirildi. Oysa, tersine yerelleşmelidir. Örgütlenme yerelde olmalı. Deprem anında elbette yollar dolacak, ulaşım kilitlenecek, bunu engelleyemezsiniz... Yakından müdahale edecek örgütlenmeyi kamusal nitelikli olarak inşa etmeli. Uzman ve yerel gönüllülerin katılımı ile her ilçede önlem alınmalı...” 

Dün mezar apartmanların sorumlularına kelepçe takıldı...

Yıkımın failleri yalnızca onlar değildi...

“Suçlular cezasını buldu” diyerek yüreğimizdeki ateşi söndürmeyelim... Sorgulayalım kötü siyaseti, denetimsizliği, kıyameti beklerken Kanal İstanbul’a takılan Saray aklını...

Onlarca insanın yaşamını kaybettiği Barış Sitesi kooperatif üyelerinin çoğu “depremde yıkılır” diye yaptırdıkları sitede oturmuyormuş! Sözün tükendiği yer...

Dün İzmir’in sembol gökdelenlerinden birinin sahibi ile karşılaştım. Depremi sıfır zararla atlatmışlardı. Yaptırdığı plazada oturuyordu... “Deprem sonrası hâlâ oturuyor musunuz” diye sordum. “Elbette” dedi...

“Binamız yıkılır da ben dışarıda kalırsam vicdan azabından zaten ölürüm... Deprem değil, bilimi reddeden, zemine göre inşaat yapmayan müteahhitler öldürüyor” dedi...

Yüksek ahlak, yüksek vicdan... İşadamından siyasetçisine ihtiyacımız olan bu.


Yazarın Son Yazıları

Milli Güvenlik Sorunu... 2 Aralık 2020
Küfede incir kalmadı... 25 Kasım 2020
Deprem kayada yıkmaz... 13 Kasım 2020