Köşe Yazısı

A+ A-

İstanbul’da Fırtınalar Eserken

8 Mayıs 2019 Çarşamba

Bu yazımın başlığına “İstanbul’dan Kuyruklu Yıldızlar Geçti” diyecektim. Oysa yazıyı yollayacağım sırada İstanbul’da muazzam kasırgalar esmeye başladı. Başlığı değiştirip, her çeşit fırtınayı kapsamasını düşündüm.
Geçtiğimiz hafta İDSO’daki nitelikli konseri Polonyalı şef Michal Nesterowicz yönetiyordu. Şef, 2008’de Cadaqués Yarışması’nı kazandıktan sonra, Basel Orkestrası, Münih Filarmoni, BBC Senfoni, WDR Senfoni gibi Avrupa’nın belli başlı topluluklarından çağrılar almış. İDSO eşliğindeki konserinde ateş gibi bir kemancı olan Koreli So-young Yoon’a eşlik etmek hiç kolay değildi. Nesterowicz, ikinci yarıda yönettiği İngiliz besteci Ralph Vaughan Williams’ın 5. Senfonisinde eşliği kadar başarılıydı. Yapıtı bestecinin çağdaşı olan empresyonist ressamların renkleriyle sundu.
So-young Yoon bu kış İstanbul’da dinlediğimiz en yüksek coşkuya sahip kemancıydı. Brahms’ın konçertosunu çalarken köpük gibi hafif, ama yılların ustası kadar derindi. Kemanının yapımcısı Gudagnini de onu dinlese, 1773 yapımı çalgısından çıkan sese hayran olurdu. Yoon, İsviçre’de Zaher Bron ile çalışmış; dünyanın belli başlı yarışmalarında birinci olmuş, dereceler almış. Örneğin, 2011 Wieniawski ve 2002 Menuhin yarışmalarında birincilik almış; 2007 Çaykovski, 2009 Queen Elizabeth ve 2010 Indianapolis’de üstün derecelere girmiş. Solistliği kadar oda müzikçisi ve orkestra şefi olarak da ilerlemekte.
Umarım bu değerli sanatçıların yolu bir gün yine İstanbul’a düşer. İDSO’nun başarılı icrasındaki başkemancısı ise Özgecan Günöz idi.
Konser İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Salonunda yer aldı. Hep söylerim, İstanbul’un en güzel salonudur. Sahnesi, akustiği, iç düzeni, bütünüyle değerlidir. Bir daha mevsim İDSO’nun bütün konserleri bu salonda yer alsa, orkestra da belli bir çalışma düzenine sahip olacaktır.

LEYLA GENCER ANILIYOR
Çağdaş opera şarkıcılığının tarihine imzasını atmış değerli sopranomuz Leyla Gencer, 10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde hayata gözlerini yummuştu. Sanatçı ölümünün on birinci yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin orkestrası ve solistleriyle iki konserde anılacak: Konserler, 10 Mayıs’ta Süreyya Operası’nda, 14 Mayıs’ta ise Zorlu PSM’de düzenlenecek. Leyla Gencer’i anarken onun ne kadar üstün yetenekli bir sanatçı olduğu bir yana; azmi, çalışkanlığı, özgüveni, araştırmacılığı ve savaşçı kişiliği de vurgulanmalı. O, bir operacı olarak sesiyle ve dramatik gücüyle iz bıraktı. Türkiye’nin henüz opera kültürü olmayan döneminde, operanın beşiği sayılan İtalya’ya gidip, tam yirmi beş yıl boyunca La Scala’nın “diva”sı oldu. Bugün de İtalya’da “Divaların Divası” olarak biliniyor. Yalnız opera sahnesindeki değeri değil, lied sanatındaki yeri, konserleri, öğretmenliği ve gençlere destek olan yarışmaları da anılmalı.

Tümü Evin İlyasoğlu - Son yazıları

İstanbul Müzik Festivali sona erdi 10 Temmuz 2019 Çar
Ölüme değil yaşama övgü 3 Temmuz 2019 Çar
İstanbul göğünün altında olmak 26 Haziran 2019 Çar