İltihaplı İntihap - Hap Yap Oy Kap

11 Temmuz 2014 Cuma

Keşke, Cumhuriyet dönemindeki o sözcükten vazgeçmeseydik.
“Seçim” yerine arada bir “intihap” da deseydik.
Vaziyeti özetlemiş olurduk:
“İltihaplı intihap!”
Adaylardan birinin dili de söylemi de öylesine iltihaplı....

***

Küreselleşme çağında hiç kimse kafasına göre takılamıyor.
Sözcükleri geçtik.
Ekonomi gibi demokrasiler de gözetleniyor.
Elbette uygar dünyanın onurlu ve eşit bir üyesi olmak isteyene...
Seçimler, seçimi yapanyaptıranların ve ne pahasına olursa olsun seçilmek isteyenin keyfine bırakılmıyor.
AİHM, yerel hukuksal süreç sonuçlandıktan sonra haksızlıklara el koyuyor.
Seçim de bir tür hukuki süreç. (Ama henüz ona sıra gelmiş değil.)
Şimdilik Avrupa Konseyi ile Avrupa Güvenlik ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) seçimlerin hakka hukuka uygunluğunu denetliyor.
Bizim TBMM’de de kuruluşlarda görev yapan iktidar ve muhalefet milletvekilleri var.
Onlar da başka ülke seçimlerinde gözlemcilik yapıyorlar.
Raporlar düzenliyorlar.
Geçen dönemlerde AKP’li Cemil Çiçek ve Nevzat Yalçıntaş da AGİT PA’da görev yaptı. Şimdi sıra başka AKP’li sayın vekillerde!
Moldova’dan Kazakistan’a 56 ülkedeki seçimlere not veriyorlar...
Putin’in seçildiği 2012’deki başkanlık seçimlerinde birçok haksızlık, hukuksuzluk ve eksiklik belirlendi.
Raporlar düzenledi.
Haksızlık ve hukuksuzluk zebralar gibi...
Birbirine çok benziyor.
Bu raporlara bakınca, bizim 30 gün sonraki seçimler için AGİT’in yazacağı raporu da okur gibi oluyorsunuz:
* Adaylar arasında propaganda eşitliği son derece kısıtlı.
* İktidar partisinin adayı medyayı kullanma bakımından çok önde ve çok öncelikli.
* Adayların rekabet ve propaganda koşulları son derece eşitsiz.
* İdari kaynakların sıklıkla kötüye kullanıldığına tanık olundu.
* Devlet ile partinin iç içe geçtiği, medyanın Putin’i açıkça ve ağırlık olarak desteklediği görüldü.
* Çıkarılmış yeni seçim yasası küçük parti temsilcilerinin hakça bir yarışa girmelerine engel...
* Seçimler sırasında sandık ve çevresinde yaygın biçimde kaba kuvvet kullanıldı.

Ortaya karışık seçim
“Başbakan Putin”i “Başkanlık”a terfi ettiren AGİT 2012 Rusya Başkanlık Seçimi raporu özetle şöyle:
- AGİT üyesi ülkeler Kopenhag Kriterleri (5.4) “Devlet ile parti arasında çok açık bir ayrım bulunmasını ve ikisinin sınırlarının birbirine karışmamış olmasını öngörür”.
- Avrupa Konseyi’nin seçim mevzuatına göre “Devlet organlarının, adaylara eşit ve tarafsız davranmak zorunluluğu vardır ve kampanya harcamalarının şeffaf ve açık olması şarttır.” (Putin’in seçimi ile ilgili özet rapor - OSCE PA - ODIHR sitesinden - özet)

Çar naçar mukallit
Meclis’te, AGİT Parlamentosu için seçilmiş 5’i AKP’li 8 milletvekili var.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde de 7’si AKP’den 12 üye bulunuyor. (Biri de bizim Egemen Bağış).
AGİT ve Avrupa Konseyi’nden seçimleri izlemeye gelecekler var.
Bunlar da bizdeki seçim sürecini ve sonuçlarını değerlendirecekler.
Ama bunun için fazla zahmete gerek yok.
Egemen Bey, ev sahibi ve “eski Baştezkereci” olarak onlara yardım edebilir.
2012 yılındaki Rusya Başkanlık seçimiyle ilgili raporlardan birer suret çıkarsa...
“Rusya” gördüğü yere “Türkiye”...
“Putin” geçen paragraflara da “Erdoğan” yazsa yeter.
Ne de olsa komşuyuz...
Putin için “Çar” deniyor.
Bizimkisi malum.
Anlaşılan komşuda pişen bize de düştü!..
“Putin mukalliti” desek suç olur mu?
Ekmelettin Bey’e “vazo” dedi...
Olmadığına göre...

Hukuk Her Şeyin Üstünde İse...
Altında elbette seçimler var!..
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise (AİHM) anayasanın da üstünde.
Oktay Ekşi Meclis’e “Kanun Fabrikası” demişti.
Ne yazık ki, fabrika da “fabrikatörün” emrinde.
Keyfine göre yasa yapıyor.
Çarpıklığı -çapsızlığı yasalaştırıyoryasallaştırıyor!
Talanın-yalanın her türünü yasaya hatta anayasaya uyduruyor.
Belki arada bir Anayasa Mahkemesi’nden dönüyor.
Ama yanlış yasa mutlaka AİHM’nin duvarına çarpıyor.
Devlet para cezasına mahkûm oluyor.
Dünya âleme rezil olmak da yanımıza kâr kalıyor.
Çünkü hak-hukuk, insan haklarıdemokrasi insanlığın ortak değeri.
Bunların müşterek kaynağı da demokrasi..
Demokrasi gücünü bağımsız, eşit, özgür ve hakça koşullarda yapılmış seçimlerden alıyor.
Seçim çok şey.
Ama seçim eşittir, demokrasi değil.
Kuveyt’te de seçim var.
Hatta Suudi Arabistan’da parlamento bile var.
Geçen dönem Meclis Başkanı M. Ali Şahin’le birlikte oradaydık.
Muharrem İnce, Bekir Bozdağ, Mustafa Elitaş, Mehmet Şandır bizim ceylan derilerinin patiska gibi kalacağı önü uçak kabini gibi elektronik cihazlarla çevrili koltuklara oturup resim çektirdik.
Ortalıkta Suudi vekiller yoktu.
Çünkü Kral parlamentoyu canı istediği zaman topluyormuş.
Canı da, sadece mevsim başlarında, demokrasi çekiyormuş.
Suudi Arabistan’da ise iki mevsim var:
Yaz ve güz.
O yüzden parlamento 6 ayda bir toplanıyormuş.
İslamiyetin “İsraf haramdır!” kuralına post-arabesk katkı da saygı da demek böyle oluyormuş!
Darısı bizim “laik” Meclis’e!  


Yazarın Son Yazıları

Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020
Hutbe... Ama kimin için? 26 Temmuz 2020
Artık Fatih’in halefi! 12 Temmuz 2020
Şeytanıracim* 5 Temmuz 2020