Venezüella’da olan, uluslararası hukukun, Maduro’ya bir insan olarak yapılanlar bakımından insan haklarının hiçe sayılmasıdır.
Trump, “operasyon”u TV’de dizi film izlercesine izlemiş.
Hitler’in ünlü baş mimarı Albert Speer anılarında, isyancı generaller idam edilirken “Führer”in bu infaz sahnelerinin filmlerini aynı anda izlemekten hoşlandığını yazıyor.
Trump’ın dizi film keyfi bana bunu anımsattı.
Acaba Bush da Saddam Hüseyin’in idam sahnesini aynı keyifle izlemiş olabilir mi?
Belli ki diktatörlerin böyle özel zevkleri var.
Zayıfı ezmekten alınan sadistçe bir haz.
Yine Speer’in anılarından Hitler’in şişmanlamak kaygısıyla zaman zaman kendini ayna önünde gözden geçirdiğini öğreniyoruz.
Sayısız insanı ölüme göndermek ve şişmanlamak kaygısı...
Bazı bireysel özellikler çok daha büyük olayları anlamada ipucu olabilir.
Bu bakımdan özellikle diktatörlerin ya da taslaklarının kişisel özelliklerini hep merak etmişimdir.
Uzatmadan söyleyeyim, Trump söyledikleri, üslubu ve davranışlarıyla Chaplin’in karikatürleştirdiği diktatör tipolojisinin benzeridir.
Gülünçtür ve bir o kadar da tehlikelidir.
***
Yüzölçümü bakımından ülkemizden büyük, nüfusu yaklaşık olarak bizimkinin üçte biri olan Venezüella başta petrol olmak üzere yeraltı zenginlikleri bakımdan dünyanın en ön sıradaki ülkelerindendir.
Venezüella’nın en önemli bir başka özelliği, onu 1813’te İspanyol sömürgeciliğinden kurtaran büyük devrimci Simon Bolivar’ın ülkesi olmasıdır.
1998’den 2013’teki erken (60 yaşına bile gelmeden) ölümüne kadar ülkesinde devlet başkanlığı görevini yürüten sosyalist (Birleşik Sosyalist Partisi’nin lideri) Hugo Chavez ise gerçekleştirdiği halkçı, toplumcu reformlarla Simon Bolivar’ın doğrudan devamcısıdır.
Chavez iktidarda olsa Trump ya da bir başkası Maduro’ya yapılanı ona yapmaya cüret edebilir miydi?
Diyelim ki cüret edilse bile Venezüella halkının, Latin Amerika ve dünya halklarının buna tepkisi ne olurdu?
Chavez’in yardımcılığını, dışişleri bakanlığını üstlenmiş olan, onun ölümünden sonra devlet başkanlığı görevine gelen, aynı partinin üyesi, işçi sendikası liderliği yapmış, sosyalist Nicolas Maduro’yu elbette küçümsemek istemem.
Fakat Chavez’in mirasını dünyanın yeni koşullarında ne ölçüde koruyup ilerletebildiği her halde tartışma konusu olabilir.
Bu ise kuşkusuz, Venezüella’nın bir iç sorunudur.
***
Çocukluğumda, 1950 başlarında Musaddık adını bir ara sık sık duyardık. Kimdi bu Musaddık? Şaha karşı bir İranlı politikacı. Kendisine belli belirsiz bir sempati duyduğumu anımsıyorum.
Sonraki yıllarda hukuk doktoru Muhammet Musaddık’ın bir ara başbakanlık görevini yaptığı İran’da şahlık rejimine karşı mücadele bayrağını yükselten emperyalizm karşıtı bir devrimci aydın olduğunu öğrenecektik.
Onun devrimci, ulusalcı yönetimine son veren İngiltere-Amerika destekli askeri darbe özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin kendi coğrafyası dışında ilk emperyalist kalkışımı sayılabilir mi bilmiyorum.
Ama o günlerden bu, günlere ABD’nin emperyalist saldırganlıkta başı çeken ve giderek pervasızlaşan bir ülke olduğu son saldırganlıkla bir kez daha gözler önüne serilen bir gerçektir.
***
Bundan sonra ne olur ya da olabilir?
Olaydan sonraki açıklamasında Trump, yine Chaplin’in diktatör tiplemesindeki gülünçlük ve pervasızlıkla saldırganlığa devam edileceğini bildirirken dilini öteki Latin Amerika ülkelerine, oradan Grönland’a ve hatta Rusya’ya kadar uzattı.
Basın toplantısı benzeri bu açıklama toplantısındaki konuşmacılardan, Trump’ın dışişleri bakanı Rubio özellikle dikkatimi çekti.
Elini kolunu sallayarak konuşan bu kişi, ustasının gerisinde palazlanmakta olan, acemi fakat gözü kara bir yırtıcıyı andırıyordu.
Küba’dan, yine ustasının sokak ağzı üslubuyla söz eden ilk kişi de o oldu. Maduro yasal olmayan bu yargılanmada yargıç önüne çıkmayı nasıl kabul etti?
Suçsuz olduğu dışında bakalım neler söyleyecek?
Venezüella nasıl yönetilecek?
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Rusya, Çin, bütün bir dünya, bu saldırganlığı ve sonrasındaki tehditleri ilk tepkiler dışında nasıl yanıtlayacak?
Dünya ve elbette ABD halkı, bir Hitler karikatürünün ama onun sahip olamadığı silahlara sahip kişiyle yanındaki ve gerisindeki hempalarının saldırganlığına ve tehditlerine herhalde boyun eğmeyecektir.